Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Makaleler ::::::::::.....
Harun Yahya

ALLAH'IN ELÇİLERİ İMAN EDENLER İÇİN RAHMET İNKAR EDENLER İÇİN BİR YIKIMDIR

O gün cehenneme diyeceğiz: “Doldun mu?” O da: “Daha fazlası var mı?” diyecek.” (Kaf Suresi, 30)
Kuran-ı Kerim insanları doğru yola yönelten, iman sahiplerini kalbine ferahlık veren ve Allah'ın kıyamete kadar değişmeyecek sözlerini içeren tek hak kitaptır. Bu nedenle Kuran ayetleri esas alınarak yapılan samimi sohbetler ve hazırlanan yazılı ve görsel yayınlar, insanların din ahlakına yönelmelerine vesile olan önemli tebliğ yöntemleridir. Ancak içinde yaşadıkları toplumu din ahlakına çağıran peygamberlerimizin döneminde olduğu gibi, Allah'ın varlığı ve yaratma sanatı kendilerine hatırlatıldığı halde bu önemli gerçekleri inkar eden insanlar her dönemde olmuştur.
 
İçinde bulunduğumuz dönemde de Kuran ayetlerini ve Kuran ayetleri doğrultusunda hazırlanan eserleri okumaktan şiddetle kaçınan ve sonuç olarak da iman etmeyen insanlar, dünyada ve ahirette büyük kayba uğrayanlardan olacaklardır.
 
Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Yüce Allah, insanlara ahiretin varlığını, hayatın gerçek anlamını bildirecek elçiler, uyarıcılar gönderir. Şüphesiz her topluma bir uyarıcı gönderilmesi, Rabbimiz'in Rahman sıfatının bir tecellisidir.
 
Elçiler insanların hidayet bulmaları için tüm hayatları boyunca çok samimi bir mücadele yürütürler. İnsanları din ahlakından uzak bir hayattan kurtarıp hidayetlerine vesile olmak için tüm imkanlarını kullanırlar. Ancak Allah'ın mübarek elçilerinin bu tebliğ görevlerinin önemli bir yönü vardır. Yaptıkları tebliğ faaliyetleri birçok insanın imanına vesile olurken, bir kısım insanlar da kendilerine hak yol gösterildiği halde bu hak yoldan yüz çevirerek dünyada ve ahirette kayba uğrayanlardan olmayı seçmişlerdir.
 
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in uyarıp tebliğ yaptığı kişilerden bir kısmının cennette bir kısmının cehennemde olduğunun Kuran'da bildirilmesi, peygamberlerimizin iman edenlerin cennete girmesine inkar edenlerin ise cehennemde sonsuz azabı yaşamalarına vesile olduklarının açık bir delilidir (en doğrusunu Allah bilir). Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
“İşte Biz sana, böyle Arapça bir Kur'an vahyettik; şehirlerin anası (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarman için ve kendisinde şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarman için de. (O gün onların) Bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.” (Şura Suresi, 7)
Tarih Boyunca Kavmin Önde Gelenlerinin İnkarları Sonucunda Uğradıkları Yıkım
 
Geçmiş kavimlerle ilgili haberler, Kuran'ın oldukça büyük bir bölümünü oluşturur ve üzerinde düşünülmesi gereken önemli hikmetler içerir. Geçmişte yaşamış ve helak edilmiş olan kavimler incelendiğinde, bu kavimlerin ve özellikle de kavmin önde gelenlerinin kendilerine yapılan tebliğe rağmen Allah'tan korkmayan, çirkin sapkınlıklarda bulunan, başkalarının haklarına tecavüz eden, utanma duygularını kaybetmiş, yalnızca kendi menfaatlerini ve dünyevi çıkarlarını düşünen insanlar oldukları görülmektedir. En önemli ortak yönleri ise, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamaları, hatta onlara düşmanlık göstermiş olmalarıdır. Bu taşkınlıklarından dolayı da Allah'ın azabıyla karşılaşmışlar, yeryüzünden bir anda silinerek dünyada yıkıma uğramış ve ahirette cehennem azabıyla karşılık görmüşlerdir. Kendilerine Allah'ın varlığı ve yaratılış delilleri anlatıldığında, doğru olduğunu vicdanen kabul ettikleri halde büyüklük gururları nedeniyle yüz çeviren bu kişilerin durumu bir ayette şöyle bildirilmiştir:
“Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.” (Neml Suresi, 14)
FİRAVUN VE BERABERİNDEKİLERİN UĞRADIĞI SON
 
Hz. Musa ve Hz. Harun, Yüce   Allah'ın emriyle Firavun ve çevresine tebliğde bulunmuşlardır. Ancak Firavun ve çevresi bu tebliğden yüz çevirerek çirkin bir tutum sergilemişlerdir. Bu olay, bir ayette şöyle bildirilmiştir:
“Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar büyüklendiler. Onlar suçlu-günahkar bir kavimdi.” (Yunus Suresi, 75)
Ayette de bildirildiği gibi Hz. Musa, Firavun ve çevresine tebliğ yaptığında onların tepkisi bunu akıl ve vicdanla değerlendirmek yerine atalarının diniyle değerlendirmek olmuştur. Ortada dosdoğru hak yol varken bunu benimsemek yerine inkarcılığı seçmiş ve azgınlık yolunu benimsemişlerdir. Firavun ve ordusunun Allah'a, bildirdiği din ahlakına ve           Allah'ın elçisine gösterdikleri düşmanca tavrın karşılığını suda boğularak aldıkları ayetlerde şöyle bildirilmiştir:
“Biz, İsrailoğulları'nı denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (İlahtan) başka İlah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım" dedi. Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, Bizim ayetlerimizden habersizdirler.” (Yunus Suresi, 90-92)
“Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil
olmaları dolayısıyladır.”
(Araf Suresi, 146)
 
KARUN'UN BÜYÜKLENMESİ VE CEZALANDIRILMASI
 
Kuran'da bildirildiğine göre, Karun hem Hz. Musa'nın kavmindendir (yani İsrail soyundan) hem de Mısır'da büyük bir mülke sahiptir. Aşağıdaki ayetler, Karun'un Firavun ile birlikte Hz. Musa'ya karşı cephe aldığını göstermektedir:
Andolsun, Biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik; Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar: (Bu,) Yalan söyleyen bir büyücüdür" dediler. (Mümin Suresi, 23-24)
Karun'un, Firavun yanında edindiği konum ve zenginlik, kibirlenmesine sebep olmuştur. Bu kibir duygusu da Karun'un kendisine yarar değil zarar getirmiştir. Allah'a başkaldırıp (Allah'ı tenzih ederiz.) nankörlük ettiği, sahip olduklarını kendinden bilerek büyük bir kibir içinde azgınlık yaptığı için kendi kendini azaba sürüklemiş, Allah'ın karşısında yapayalnız ve aciz bir kul olduğunu anlamıştır. Çünkü Karun'un kibirlenmesine neden olan malı ve mülkü, Allah helak etmiştir:
Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. Böylece Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi. (Kasas Suresi, 81)
Karun kıssası, bizlere mal ve mülk dolayısıyla kibirlenen, kendisini diğer insanlardan daha bilgili veya akıllı görerek büyüklenen ve peygamberlerin tebliğinden yüz çeviren insanların peygamberler vesilesiyle Allah Katında cehennemle cezalandırıldıklarının örneklerinden biridir. Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup) geçecek değillerdi. (Ankebut Suresi, 39)
HZ. İBRAHİM'İN ÖĞÜT VERDİĞİ İNKARCI: NEMRUD
 
Kuran'da, Hz. İbrahim'in insanları Allah'a iman etmeye davet ederken karşılaştığı sapkın bir hükümdara yaptığı tebliğ bildirilmiştir. Tarihi kaynaklarda "Nemrud" olarak anılan bu inkarcı hükümdar ile Hz. İbrahim arasında önemli bir konuşma geçtiği bir ayette şöyle haber verilmiştir:
Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti. (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah Güneş'i doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara Suresi, 258)
Ayette bildirildiği üzere mal, mülk ve iktidarından dolayı böbürlenen bu kişi, Hz. İbrahim'le tartışmaya girerek kendisinin de yaratma vasfına sahip (Allah'ı tenzih ederiz.) olabileceği gibi büyük ve akılsızca bir iftirada bulunmuştur. Malıyla, mülküyle övünen bu kişi kendini ilahlaştırmakta, Allah'ı inkar etmektedir. (Allah'ı tenzih ederiz.)
 
Allah'ın varlığını ve kudretini insanlara anlatan peygamberler, her zaman bu örnekteki gibi hikmetli ve akılcı anlatımlar kullanmışlardır. Allah'a olan samimi imanları onların tebliğlerini etkili kılmış, inkarcıların sapkın bakış açıları bu şekilde geçersiz hale gelmiş ve kendilerine ulaşan tebliğe rağmen inkar yolunu seçenler Allah Katında azapla karşılık görmüşlerdir.
 
PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN DÖNEMİNDE KURAN-I KERİM'İN ETKİSİNDEN KORKAN İNKARCILARIN DURUMU
 
Yüce Allah'ın, Kuran-ı Kerim'de “Alemler için bir rahmet” olduğunu bildirdiği (Enbiya Suresi, 107) Peygamber Efendimiz (sav), kendisine bu şerefli görev vahyedildiği ilk andan yaşamını yitirdiği ana kadar Rabbimiz'in bildirdiği din ahlakını tebliğ etmiştir. Ancak Peygamberimiz (sav)'in hakka ve doğruya olan daveti; haksızlık ve zulümden menfaat sağlayan, makam ve mevkilerini kaybetmekten korkan Kureyş'teki birtakım önde gelen kimselerin, Peygamber Efendimiz (sav) ve beraberindeki müminlerden rahatsızlık duymalarına ve bu mübarek kişiler aleyhinde çeşitli tuzaklar kurmalarına neden olmuştur. Peygamberimiz (sav)'in hayatının aktarıldığı kitap ve filmlerde de yer verildiği üzere; Kureyş'in ileri gelenleri Müslümanlığın Mekke dışında diğer kabileler arasında da yayılmasından endişe duydukları için Hz. Muhammed (sav)'in tebliğ faaliyetlerinin ve sözlerinin diğer kabilelere ulaşmasını engellemek için türlü iftiralarda bulunmuşlardır.
 
Değerli Peygamberimiz (sav)'e ve İslam ahlakına atılan iftiraların en büyük nedeni, bu kişilerin Kuran-ı Kerim'in etkileyiciliğini kendi sapkın sistemleri ve menfaatleri için bir tehlike olarak görmeleridir. Bu nedenle de Kureyş'in müşrik ileri gelenleri Peygamber Efendimiz (sav) hakkında “Sakın onu dinlemeyin, sözlerine kanmayın.” şeklinde propagandalar yapmışlardır.1 Hak yolu gördükleri ve doğru olduğunu vicdanen kabul ettikleri halde Allah ve Resulü (sav) hakkında çirkin iftiralarda bulunan kişilerin bu tutumu ve Allah Katında görecekleri azap dolu karşılık Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
“İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar koparın. Belki üstün gelirsiniz." Artık gerçekten o inkar edenlere şiddetli bir azap taddıracağız ve yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.” (Fussilet Suresi, 26-27)
Hz. Ömer (ra)'ın Kuran Ayetlerini Duyar Duymaz İman Etmesi
 
İslam tarihinin en adaletli ve huzurlu dönemlerinden biri, Hz. Ömer'in (ra) halifeliği sırasında yaşanmıştır. Hz. Ömer (ra), Müslüman olmadan önce Kureyş kabilesi içinde, Kureyş'in siyasi işleriyle ilgilenmekte ve diğer kabilelerle olan mevcut anlaşmazlıkları çözmekteydi. Bu değerli halifemiz, 33 yaşına gelince İslamiyet'i kabul etmiştir. Bunda Müslümanların gördükleri tüm kötü muamelelere ve baskılara rağmen gösterdikleri üstün ahlak ve imani kararlılık etkili olmuştur. Fakat Hz. Ömer (ra)'in Müslüman olmasında öncelikli etken, Kuran-ı Kerim ayetlerini dinlemesi ve okuması olmuştur.2 İslami kaynaklara göre Hz. Ömer (ra), kız kardeşinin evinde Kuran ayetlerini dinler dinlemez etkilenmiş, Allah'a ve Resulü (sav)'e teslim olarak ilk Müslümanlardan olmuştur.
 
Bu örnek de göstermektedir ki, Allah'ın sözleri olan Kuran ayetlerini okumak ve ayetler üzerinde düşünmek, insanların Allah'ı tanımalarına, O'nun yaratma sanatına şahit olmalarına ve böylelikle Allah'a iman etmelerine vesile olmaktadır. Ayrıca Kuran ayetleri esas alınarak verilen samimi öğütler, yapılan samimi sohbetler, hazırlanan yazılı ve görsel yayınlar da kişinin ahiret, cennet ve cehennem gibi konularda bilgi sahibi olması için yeterlidir. Bu nedenle Kuran ayetlerini dinlememekte, Kuran ayetleri doğrultusunda hazırlanan eserleri okumamakta ve sonuç olarak da iman etmemekte direnenler, ahirette büyük bir azapla karşılaşacaklardır. Bir ayette iman etmemekte direnen kişilerin tutumu şöyle bildirilmiştir:
"Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.' (Nuh Suresi, 7)
“Şüphesiz, sana Biz Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa o da kendi aleyhine sapmış olur.
Sen onların üzerinde vekil değilsin.”
(Zümer Suresi, 41)
 

Hz. İsa ve Hz. Mehdi de Müminler için Bir Rahmet İman Etmeyenler için Semavi Bir Afet Olacaklardır
 
Hz. Mehdi, Yüce Allah'ın ahir zamanda insanların hidayetine vesile olmakla şereflendirdiği çok üstün ahlaklı, mübarek bir kimse ve tüm insanlar için bir hidayet önderidir. Gördüklerini vicdanıyla değerlendiren her insan, Allah'ın dilemesiyle Hz. Mehdi'nin Rabbimiz'in özel olarak görevlendirdiği kutlu bir insan olduğunun farkına varacak ve Hz. Mehdi'nin dinsizliği telkin eden materyalizm ve Darwinizm aleyhindeki ilmi mücadelesini destekleyecektir. Ahir zamanın diğer kutlu kişisi olan Hz. İsa da nüzulünün ardından Darwinizm ve materyalizmin sapkınlıklarını yapacağı ilmi çalışmalarla ortaya koyacak, Allah'ın izniyle birçok kişinin hidayetine vesile olacaktır.
 
Ancak Hz. İsa ve Hz. Mehdi, insanların hidayetine vesile oldukları gibi iman etmeyenler için de semavi bir afet olacaklar, Allah'ın varlığını inkar edenlere bela olarak gelecekler ve onların cehenneme girmesine vesile olacaklardır. Unutulmamalıdır ki Hz. İsa'nın nüzulü ve Hz. Mehdi'nin zuhuru aynı zamanda cehennemin inkarcılarla dolacağı kıyamet günü için de birer alamettir. Kuran'da Hz. İsa hakkındaki bu gerçek “Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru yol budur.” (Zuhruf Suresi, 61) ayetinde haber verilmiştir.
 
Kuran ahlakından yüz çeviren kişilerin hiçbir kurtuluşlarının olmayacağı cehennemde dehşet verici bir azapla karşılaşmaları ve faydasız bir pişmanlık yaşamaları sadece bir an meselesidir. Kuran'da inkar yolunu seçenlerin duyacakları pişmanlık şöyle bildirilmektedir:
O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak, yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir. (Hicr Suresi, 2-3)
Sonsuz azaptan kurtulmanın ve Allah'ın rızasını kazanmanın yolu ise çok açıktır: Hiç vakit kaybetmeden Allah'a gönülden iman etmek ve tüm yaşamı din ahlakına uygun davranışlarla geçirmek…
Rabbiniz'den olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Al-i İmran Suresi, 133)
1. İbn-Hişâm, 2/63-65; İbnü'l-Esir, 2/93-94
2. http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dok/Peygamberim.pdf
 

29 Eylül 2008

Harun Yahya - Makaleler Makaleler listesi için tıklayın

 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
COULD THE CRISIS IN THE GLOBAL ECONOMY BE ONE OF THE SIGNS OF THE END TIMES? (English) 
La crise économique mondiale pourrait-elle être l'un des signes de la Fin des Temps ? (Français) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Web Siteleri
İlmi Mercek Dergisi  
 Makaleler
DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ KRİZ AHİR ZAMAN ALAMETLERİNDEN BİRİ OLABİLİR Mİ? İSLAM DÜNYASINDAKİ SUNİ AYRIMLAR NASIL SON BULUR?
DIŞARDAKİ DÜNYA VE BEYNİMİZDE OLUŞAN DÜNYA HADİS KAYNAKLARINDAN HZ. MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ YENİ BİLGİLER
TÜBİTAK OLAYININ İÇ YÜZÜ VE DARWINIST ÇEVRELERDE YAŞANAN ZAVALLI PANİĞİN ANLAMI 1979'DAN 2009'A DÜNYADA YAŞANAN ÖNEMLİ GELİŞMELER
PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN HADİSLERİNDE AHİR ZAMANDA YAŞANACAK DOMUZ GRİBİNE İŞARET EDİLMEKTEDİR  
 Dergiler
İLMİ MERCEK Sayı 41 - Kasım 2007 İLMİ MERCEK Sayı 32 - Şubat 2007
İLMİ MERCEK Sayı 48 - Haziran 2008 İLMİ MERCEK Sayı 23 - Mayıs 2006
İLMİ MERCEK Sayı 27 - Eylül 2006 İLMİ MERCEK Sayı 35 - Mayıs 2007
İLMİ MERCEK Sayı 15 - Eylül 2005 İLMİ MERCEK Sayı 24 - Haziran 2006
İLMİ MERCEK Sayı 14 - Ağustos 2005 İLMİ MERCEK Sayı 28 - Ekim 2006
İLMİ MERCEK Sayı 37 - Temmuz 2007 İLMİ MERCEK Sayı 44 - Şubat 2008
İLMİ MERCEK Sayı 57 - Mart 2009 İLMİ MERCEK Sayı 56 - Şubat 2009
İLMİ MERCEK Sayı 47 - Mayıs 2008 İLMİ MERCEK Sayı 17 - Kasım 2005
İLMİ MERCEK Sayı 08 - Şubat 2005 İLMİ MERCEK Sayı 54 - Aralık 2008
İLMİ MERCEK Sayı 55 - Ocak 2009 İLMİ MERCEK Sayı 01 - Temmuz 2004
İLMİ MERCEK Sayı 02 - Ağustos 2004 İLMİ MERCEK Sayı 03 - Eylül 2004
İLMİ MERCEK Sayı 04 - Ekim 2004 İLMİ MERCEK Sayı 05 - Kasım 2004
İLMİ MERCEK Sayı 06 - Aralık 2004 İLMİ MERCEK Sayı 07 - Ocak 2005
İLMİ MERCEK Sayı 09 - Mart 2005 İLMİ MERCEK Sayı 10 - Nisan 2005
İLMİ MERCEK Sayı 11 - Mayıs 2005 İLMİ MERCEK Sayı 12 - Haziran 2005
İLMİ MERCEK Sayı 13 - Temmuz 2005 İLMİ MERCEK Sayı 16 - Ekim 2005
İLMİ MERCEK Sayı 18 - Aralık 2005 İLMİ MERCEK Sayı 19 - Ocak 2006
İLMİ MERCEK Sayı 20 - Şubat 2006 İLMİ MERCEK Sayı 21 - Mart 2006
İLMİ MERCEK Sayı 22 - Nisan 2006 İLMİ MERCEK Sayı 25 - Temmuz 2006
İLMİ MERCEK Sayı 26 - Ağustos 2006 İLMİ MERCEK SAYI 29 - Kasım 2006
İLMİ MERCEK Sayı 30 - Aralık 2006 İLMİ MERCEK Sayı 31 - Ocak 2007
İLMİ MERCEK Sayı 33 - Mart 2007 İLMİ MERCEK Sayı 34 - Nisan 2007
İLMİ MERCEK Sayı 36 - Haziran 2007 İLMİ MERCEK Sayı 38 - Ağustos 2007
İLMİ MERCEK Sayı 39 - Eylül 2007 İLMİ MERCEK Sayı 40 - Ekim 2007
İLMİ MERCEK Sayı 42 - Aralık 2007 İLMİ MERCEK Sayı 43 - Ocak 2008
İLMİ MERCEK Sayı 45 - Mart 2008 İLMİ MERCEK Sayı 46 - Nisan 2008
İLMİ MERCEK Sayı 49 - Temmuz 2008 İLMİ MERCEK Sayı 50 - Ağustos 2008
İLMİ MERCEK Sayı 51 - Eylül 2008 İLMİ MERCEK Sayı 52 - Ekim 2008
İLMİ MERCEK Sayı 53 - Kasım 2008 İLMİ MERCEK Sayı 58 - Nisan 2009
İLMİ MERCEK Sayı 59 - Mayıs 2009 İLMİ MERCEK Sayı 60 - Haziran 2009
.....:::::::::: ESERİN KATEGORİSİ İLE İLİŞKİLİ DİĞER ESERLER ::::::::::.....
1979'DAN 2009'A DÜNYADA YAŞANAN ÖNEMLİ GELİŞMELER 21. YÜZYILDA EKONOMİNİN ÖNCÜLERİ İSLAM ÜLKELERİ OLACAK
21.YÜZYILIN ENERJİ SİYASETİ: PETROL POLİTİKALARI AMERİKA KASIRGA KARŞISINDA ÇARESİZ
ARJANTİN KRİZİ VE TÜRKİYE ATALAY GİRGİN YANILIYOR: DARWİNİZM ÖLDÜ VE ALLAH İNANCI KİTLELERE YAYILIYOR
AVRUPA’DA EN HIZLI YAYILAN DİN İSLAM AVRUPA VE İSLAM
BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -1- BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -10-
BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -11- BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -12-
BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -13- BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -14-
BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -15- BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -16-
BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -17- BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -2-
BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -3- BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -4-
BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -5- BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -6-
BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -7- BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -8-
BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ -9- BATI DÜNYASI ALLAH'A YÖNELİYOR
BİLİM DÜNYASI, ALLAH'A YÖNELİYOR BİLİM YARATICI'NIN VARLIĞINI KABUL EDİYOR
BÖCEKLERDEKİ AERODİNAMİK YAPI CANLILARDAKİ ANTİFİRİZ SİSTEMİ
DARWINİSTLERİN İTİRAF ETTİKLERİ GERÇEK: DARWINİZM = ATEİZM DARWİNİZM'İN ACIMASIZ KURALLARI DÜNYA EKONOMİSİNİ NASIL ÇÖKÜŞE SÜRÜKLEDİ?
DIŞARDAKİ DÜNYA VE BEYNİMİZDE OLUŞAN DÜNYA DÜNYA ÇAPINDA İSLAM’IN YÜKSELİŞİ
DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ KRİZ AHİR ZAMAN ALAMETLERİNDEN BİRİ OLABİLİR Mİ? DÜNYANIN EN BÜYÜK DİNİ ARTIK İSLAM
HADİS KAYNAKLARINDAN HZ. MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ YENİ BİLGİLER İKLİM OLAYLARI CANLI YASAMI İÇİN NEDEN ÖNEMLİDİR
İNGİLTERE'NİN 11 EYLÜL'Ü İNKAR EDENLERİN HER TUZAĞI BOZULMUŞ OLARAK YARATILMIŞTIR
İNSANLARIN ACİZ YARATILMASININ ARDINDAKİ HİKMETLER İSLAM DÜNYASINDAKİ SUNİ AYRIMLAR NASIL SON BULUR?
İSLAM’IN HIZLI YAYILIŞININ TÜRKİYE’YE FAYDASI İSLAMİYET'İN YABANCILAR ÜZERİNDE UYANDIRDIĞI HAYRANLIK
KELEBEK KANATLARINDAKİ ESTETİK VE FONKSİYONELLİK MEKKE’DE DOĞAN İSLAMİYET DÜNYAYA NASIL YAYILDI?
NESİLLERİNİ DEVAM ETTİREBİLMEK İÇİN FEDAKARLIK YAPAN BAKTERİLER NEW YORK TIMES'IN ORTAYA KOYDUĞU GERÇEK: DÜNYADA KURAN AHLAKI HIZLA YAYILIYOR
PAKİSTAN DEPREMİNİN ARDINDAN PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN HADİSLERİNDE AHİR ZAMANDA YAŞANACAK DOMUZ GRİBİNE İŞARET EDİLMEKTEDİR
RABBİMİZ'İN ADI ALLAH'TIR RAMAZAN 2004 - 10. Gün
RAMAZAN 2004 - 11. Gün RAMAZAN 2004 - 12. Gün
RAMAZAN 2004 - 13. Gün RAMAZAN 2004 - 14. Gün
RAMAZAN 2004 - 15. Gün RAMAZAN 2004 - 16. Gün
RAMAZAN 2004 - 17. Gün RAMAZAN 2004 - 18. Gün
RAMAZAN 2004 - 19. Gün RAMAZAN 2004 - 1. Gün
RAMAZAN 2004 - 20. Gün RAMAZAN 2004 - 21. Gün
RAMAZAN 2004 - 22. Gün RAMAZAN 2004 - 23. Gün
RAMAZAN 2004 - 24. Gün RAMAZAN 2004 - 25. Gün
RAMAZAN 2004 - 26. Gün RAMAZAN 2004 - 27. Gün
RAMAZAN 2004 - 28. Gün RAMAZAN 2004 - 29. Gün
RAMAZAN 2004 - 2. Gün RAMAZAN 2004 - 30. Gün
RAMAZAN 2004 - 3. Gün RAMAZAN 2004 - 4. Gün
RAMAZAN 2004 - 5. Gün RAMAZAN 2004 - 6. Gün
RAMAZAN 2004 - 7. Gün RAMAZAN 2004 - 8. Gün
RAMAZAN 2004 - 9. Gün RAMAZAN 2005 - 10. Gün
RAMAZAN 2005 - 11. Gün RAMAZAN 2005 - 12. Gün
RAMAZAN 2005 - 13. Gün RAMAZAN 2005 - 14. Gün
RAMAZAN 2005 - 15. Gün RAMAZAN 2005 - 16. Gün
RAMAZAN 2005 - 17. Gün RAMAZAN 2005 - 18. Gün
RAMAZAN 2005 - 19. Gün RAMAZAN 2005 - 1. Gün
RAMAZAN 2005 - 20. Gün RAMAZAN 2005 - 21. Gün
RAMAZAN 2005 - 22. Gün RAMAZAN 2005 - 23. Gün
RAMAZAN 2005 - 24. Gün RAMAZAN 2005 - 2. Gün
RAMAZAN 2005 - 3. Gün RAMAZAN 2005 - 4. Gün
RAMAZAN 2005 - 5. Gün RAMAZAN 2005 - 6. Gün
RAMAZAN 2005 - 7. Gün RAMAZAN 2005 - 8. Gün
RAMAZAN 2005 - 9. Gün RAMAZAN 2006 - 10. Gün
RAMAZAN 2006 - 11. Gün RAMAZAN 2006 - 12. Gün
RAMAZAN 2006 - 13. Gün RAMAZAN 2006 - 14. Gün
RAMAZAN 2006 - 15. Gün RAMAZAN 2006 - 16. Gün
RAMAZAN 2006 - 17. Gün RAMAZAN 2006 - 18. Gün
RAMAZAN 2006 - 19. Gün RAMAZAN 2006 - 1. Gün
RAMAZAN 2006 - 20. Gün RAMAZAN 2006 - 21. Gün
RAMAZAN 2006 - 22. Gün RAMAZAN 2006 - 23. Gün
RAMAZAN 2006 - 24. Gün RAMAZAN 2006 - 25. Gün
RAMAZAN 2006 - 26. Gün RAMAZAN 2006 - 27. Gün
RAMAZAN 2006 - 28. Gün RAMAZAN 2006 - 29. Gün
RAMAZAN 2006 - 2. Gün RAMAZAN 2006 - 3. Gün
RAMAZAN 2006 - 4. Gün RAMAZAN 2006 - 5. Gün
RAMAZAN 2006 - 6. Gün RAMAZAN 2006 - 7. Gün
RAMAZAN 2006 - 8. Gün RAMAZAN 2006 - 9. Gün
RAMAZAN 2007 - 10. Gün RAMAZAN 2007 - 11. Gün
RAMAZAN 2007 - 12. Gün RAMAZAN 2007 - 13. Gün
RAMAZAN 2007 - 14. Gün RAMAZAN 2007 - 15. Gün
RAMAZAN 2007 - 16. Gün RAMAZAN 2007 - 17. Gün
RAMAZAN 2007 - 18. Gün RAMAZAN 2007 - 19. Gün
RAMAZAN 2007 - 1. Gün RAMAZAN 2007 - 20. Gün
RAMAZAN 2007 - 21. Gün RAMAZAN 2007 - 22. Gün
RAMAZAN 2007 - 23. Gün RAMAZAN 2007 - 24. Gün
RAMAZAN 2007 - 25. Gün RAMAZAN 2007 - 26. Gün
RAMAZAN 2007 - 27. Gün RAMAZAN 2007 - 28. Gün
RAMAZAN 2007 - 29. Gün RAMAZAN 2007 - 2. Gün
RAMAZAN 2007 - 3. Gün RAMAZAN 2007 - 4. Gün
RAMAZAN 2007 - 5. Gün RAMAZAN 2007 - 6. Gün
RAMAZAN 2007 - 7. Gün RAMAZAN 2007 - 8. Gün
RAMAZAN 2007 - 9. Gün RAMAZAN 2008. 10. GÜN
RAMAZAN 2008, 11. GÜN RAMAZAN 2008. 12. GÜN
RAMAZAN 2008. 13. GÜN RAMAZAN 2008. 14. GÜN
RAMAZAN 2008. 15. GÜN RAMAZAN 2008, 16. GÜN
RAMAZAN 2008, 17. GÜN RAMAZAN 2008, 18. GÜN
RAMAZAN 2008, 19. GÜN RAMAZAN 2008, 1. GÜN
RAMAZAN 2008, 20. GÜN RAMAZAN 2008, 21. GÜN
RAMAZAN 2008, 22. GÜN RAMAZAN 2008, 23. GÜN
RAMAZAN 2008, 24. GÜN RAMAZAN 2008, 25. GÜN
RAMAZAN 2008, 26. GÜN RAMAZAN 2008, 27. GÜN
RAMAZAN 2008, 28. GÜN RAMAZAN 2008, 29. GÜN
RAMAZAN 2008, 2. GÜN RAMAZAN 2008, 30. GÜN
RAMAZAN 2008, 3. GÜN RAMAZAN 2008, 4. GÜN
RAMAZAN 2008, 5. GÜN RAMAZAN 2008, 6. GÜN
RAMAZAN 2008, 7. GÜN RAMAZAN 2008, 8. GÜN
RAMAZAN 2008, 9. GÜN ROBOT KARINCA TEKNOLOJİSİ
SAYIN ADNAN OKTAR NE DEMİŞTİ, TÜRKİYE'DE VE DÜNYA'DA NELER OLDU? SEDEFİN HASARI AZALTAN ÖZEL YAPISI
TAM TEŞEKKÜLLÜ BİR SU TOPLAMA ÜNİTESİ: STENOCARABÖCEĞİ TEKNOLOJİ ALLAH'IN İNSANLARA RAHMETİDİR!
TOPLUM VE AİLE BASKISI MÜSLÜMANLARIN KARŞILAŞABİLECEKLERİ ZORLUKLAR ARASINDADIR TÜBİTAK OLAYININ İÇ YÜZÜ VE DARWINIST ÇEVRELERDE YAŞANAN ZAVALLI PANİĞİN ANLAMI
TÜRK - İSLAM BİRLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM KAFKAS İTTİFAKI YAPRAKLAR VE ALTIN ORAN
YUMURTANIN ÜSTÜN TASARIMI  
 
 
 
 
  BookGlobal.Net