Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL URFA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Aralık 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın

 

SUNUCU: İyi akşamlar değerli izleyiciler. Kanal Urfa ve Kral Karadeniz kanallarından ortak olarak yayınladığımız Adnan Oktar’la Baş Başa programında güncel konularımızla ve sizlerin sorduğu sorularla tekrar birlikteyiz. Ekranlarınızın başına hoş geldiniz. Sizlerle canlı olarak yayınladığımız radyo istasyonlarını paylaşmak istiyorum. Mavi Karadeniz radyo 106.4, Radyo Star 94.0 Aksaray, Genç Fm 93.3 Karaman, Emek radyo 101 Mardin, Enerji Radyo 90 Ordu, Keyif Fm 92.7 Nevşehir, Radyo 37 95.2 Kastamonu, Asr Fm 96 Adıyaman. Ayrıca bizi canlı olarak www.haberhilal.com ve www.harunyahya.tv adreslerinden takip edebilir, ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine soru ve görüşlerinizi bildirebilirsiniz. Bizlerle birlikte sayın Adnan Hocam buradalar, hoş geldiniz efendim. Nasılsınız?

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sen de hoş geldin, Allah razı olsun. Bizleri nurlandırdın.

SUNUCU: Çok sağolun, Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: Seni çok seviyoruz, annen de seni çok seviyor. Biliyorsun annen de burada. Sen çok güzel huylu, çok efendi, çok güzel insansın. Allah seni kötülüklerden korusun.

SUNUCU: Amin, inşaAllah hepimizi. Sayın doktorum sizde hoş geldiniz.

OKTAR BABUNA: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

SUNUCU: Nasılsınız?

OKTAR BABUNA: Çok iyiyim çok şükür, Allah’a şükür.

SUNUCU: Hocam nasıl başlayalım? İsterseniz siz buyurun. İsterseniz sorularla başlayalım.

ADNAN OKTAR: Neler yapalım, biraz Kuran okuyalım.

SUNUCU: Buyurun siz nasıl arzu ederseniz.

ADNAN OKTAR: Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman Suresi’nden başlayalım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Mesela bak Kuran’da Cenab-ı Allah, “Güneş ve Ay (belli) bir hesap iledir” diyor. 5. ayette. Ahir zamanda Mehdi’nin gelişinde de Cenab-ı Allah, Güneş ve Ay’ı bir ölçü olarak kullanıyor, değil mi? 15 gün ara ile diyor Güneş ve Ay tutulmaları olacak ve 2 kere üst üste olacak diyor. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah “Güneş ve Ay (belli) bir hesap iledir” demek ki hesapta birçok olayın anlaşılmasında bu konu bu hesap devreye girecek ve Mehdi’nin anlaşılmasında da bir hesaptır buna dikkat çekmiş Cenab-ı Allah. “İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı” yani porselen klasik porselen gibi bir heykel, insan heykelinden Allah insanı yarattı diyor. Allah’ın buna ihtiyacı olduğundan değil, gücünü göstermek için, hayret vermek için, şaşırtmak için bunu yapıyor, porselenin birden canlanması çok şaşırtıcı değil mi, çok heyecan verici. Ama normalde insanı yaratmak Allah için son derece kolay çünkü mesela demin sen yoktun birden bak karşımdasın şu an. Ben de yoktum birden karşındayım. Gayet kolay yarattı değil mi? Hiçbir konu olmuyor yani Allah için. Ama ilk başta böyle bir porselen heykelden yaratmış olması, meleklerin ve cinlerin çok hoşuna gitmesine vesile oluyor, biz de ahirette ilk yaratılışı göreceğiz inşaAllah. O hayreti yaşayacağız inşaAllah. “Cann'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı” yani cin takımının ilk başlangıcı da yalın, dumansız bir ateş, bakın yalın, dumansız bir ateş, neye benziyor bu? Elektriğe benziyor, ya elektrik ya elektrik benzeri bir şey. Yani insanların daha henüz keşfedemediği bir şey ama muhtemelen elektrik. 19. ayette diyor ki Cenab-ı Allah, “Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi” bu aynı zamanda İstanbul’a bakıyor biliyorsunuz iki denizin birleştiği yerdir İstanbul. Ama birbirlerine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. Biraz daha ikinci batıni daha derin anlamına girdiğimizde yani batınındaki ince anlama girdiğimizde; iki deniz, iki ilim denizinin Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın birbirine kavuşmak üzere Allah tarafından dünyaya salınmasına da işaret ediyor olabilir. “İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler” tabii bu asıl dış anlamı birinci anlamı olarak iki deniz var mesela biri tuzlu oluyor biri tuzsuz oluyor birbirlerine karışmıyorlar, bu biliniyor değil mi?

OKTAR BABUNA: Cebelitarık da böyle bir yer...

ADNAN OKTAR: Cebelitarık’ta böyle bir yer var, ayrıca akıntılar da var, mesela alt akıntı, üst akıntı ayrı oluyor, biri bu tarafa giderken biri bu tarafa gidiyor, boğazda da vardır o biliyorsunuz, birbirine karışmazlar. Bir, buna bakıyor ama biraz daha ince daha detay baktığımızda mesela Mehdi ile Hz. İsa’nın arasında değil mi, boyut farkı var. O göğe alınmış, o yeryüzünde. Bu engel kalktığında ikisinin birleşeceği ve birlikte mücadele edeceği anlaşılıyor inşaAllah. Bakın çünkü “İkisinden de inci ve mercan çıkar” diyor. Şimdi denizlerden tamam inci mercan çıkar ama hikmet, ilim genellikle inci ve mercan olarak onlar tasavvufta. Böyle güzel sözler, güzel düşünceler inci ve mercan olarak belirtilir. “Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur”. Şimdi Peygamber Efendimiz zamanında denizde koca dağlar gibi olan gemi pek yoktu, küçük gemiler vardı. Şimdi büyük dev yolcu gemileri İstanbul’dan geçiyor, aynı zamanda bu olay İstanbul’dan böyle gemiler geçecek anlamına da geliyor değil mi? Çok katlı dağ gibi böyle olağanüstü büyük gemiler var yolcu gemileri var. Bunun yeri olarak da İstanbul’a işaret ettiğini hissediyoruz. “(Yer) Üzerindeki her şey yok olucudur;” diyor Cenab-ı Allah, “celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır”. Bütün melekler, bütün insanlar her şey yok olacak ve yeniden diriltilecektir. En son Azrail aleyhisselam kalıyor, onun da canı alınıyor en son olarak, değil mi? Ayet ona bakıyor. “Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan (Cenab-ı Allah’tan talep eder) ister. O, her gün bir iştedir” mesela şu anda da bakın bizim konuşmamızı yaratıyor Allah. O her an bir iştedir, diyor, demin mesela annen buradaydı değil mi, yanımızdaydı, sen geldin, sürekli böyle bak mesela balıklar da Allah’ın tecellisi mesela bak şimdi o yukarı doğru çıkıyor, o aşağıya doğru gidiyor. Allah’ın kaderi ile hareket ediyorlar, kadere göre hareket ediyorlar Cenab-ı Allah onu söylüyor. “O, her gün bir iştedir” her an, her gün bir iştedir. “Ey cin ve ins toplulukları” diyor Allah, ey insanlar ve cinler “eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız”. Şimdi gökyüzüne insanlar çıkmak istedikleri vakit bir güçle karşılaşıyorlar yer çekimi gücü ile, yer çekimi gücünden kurtulabilmeleri için çok yüksek bir hıza erişmeleri gerekiyor. Bakın Cenab-ı Allah ne diyor, 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız” diyor. Nereden aşamazsınız? Göklerden yani gökleri aşamazsınız diyor üstün bir güç olmadan. Ahir zamanda roketlerin yapımına Kuran açıkça işaret etmiş oluyor yani öyle bir sürate ulaşacak ki yer çekimini de aşarak gökyüzünü geçecek, atmosferi geçecek değil mi? Çok açık sarih ifade bakın “göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız” diyor. Bunu Allah ahir zamanda verdi. “İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de kurtulup-başaramazsınız” mesela atmosferden girerken biliyorsunuz uzay aracını bir alev kaplıyor sürtünmeden dolayı değil mi ve birçok kaza da o yüzden bu şekilde oldu. Yani o yanma olayını oluştu, uzaydan girerken. Diyor ki bak ayet “İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de kurtulup-başaramazsınız” yani üstünüzü bir ateş kaplar diyor aynı zamanda bu ayetin ikinci işari manasını söylüyorum ben. Yani uzay araçlarının sürtünmeden dolayı yanacağına da Kuran işaret etmiş oluyor. Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman.” Geçenlerde tam gül görünümünde bir fotoğraf yayınlandı; uzayda... değil mi? Onu sana gönderirlerse eğer birazdan onu gösterebilirsin. Ahirzamanda böyle bir görüntünün olacağına da Kuran işaret etmiş oluyor.

Şimdi biraz ara vereceğim. Sen sorularına geçebilirsin inşaAllah.

SUNUCU: İnşaAllah. “Selamun aleyküm Hocam.”

ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.

SUNUCU: “Masonluğu nasıl önleyebiliriz, inşaAllah. Selam ve dua ile Bilal Yavuz.”

ADNAN OKTAR: Masonluğu nasıl önleyebiliriz? Masonluğun bir kere dininin ne olduğuna bakarız. Masonluğun dini ne? Darwinizm, materyalizm. Nereden anlıyoruz? Dergilerinden anlıyoruz. Görünüyor mu? Evet. Bu dergilere baktığımızda bu arkadaşların… Ne diyor mesela? Herhangi bir tanesini açtım: “canlılar dünyasının yaşamında madde alışverişi bakımından yeryüzünde ve içimizde yaşayan yararlı mikropların, bütün bitki ve hayvanların, insanların, doğanın düzenlediği esrarlı bir uyuma sürekli olarak ortaklaşa, organik bir dayanışma içinde olduklarını düşünerek masonluğun barış ve mutluluk amacında kısaca hümanizma ve insanların evrensel boyutunda atılan psikososyal her türlü dayanışma hareketini…” falan devam ediyor. Aslında burada tabii Darwinizm’den dolaylı olarak bahsetmiş. Burada bunlardan daha açık bahseden yerleri var onlara bakayım. Bunda yok. Geçen programda okumuştum değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet. “Artık Allah’ı hayat gayesi olarak tanımayacağız” diye ifadeleri var.

ADNAN OKTAR: Sende var mı hazır masonlarla ilgili?

OKTAR BABUNA: Var Hocam inşaAllah. “Biz artık Allah’ı hayat gayesi olarak tanımayacağız. Biz bir gaye yarattık; o gaye Allah değil beşeriyettir.” Meşriki azam içtimai zabıtlarında geçiyor. “Gerçek mason bir dine bağlı değildir.” The Last Kiss of Freemasons diye bir eserde. Ayrıca şeytanla ilgili ifadeleri var. “Gezegenimizin ilahı ve tek ilah şeytandır” diyor. Masonik kaynaklardan alınan çizimlerde de bu şekilde ifadeleri var. “Lucifer ilahi ve dünyeni bir ışıktır. Kutsal hayalet ve şeytandır”, The Secret Doctrin isimli eserde; yarı masonik bir kaynakta. “Lucifer şeytanın kendisidir ve bundan ötürü Lucifer’e tapan gizli örgütlerin anti-christ oldukları” yani deccal oldukları “öylesine açıktır ki Hıristiyanlığın her mezhebi onun karanlığa ve şeytana tapınmak olduğunu kabul etmek zorundadır.” Arthur Edward Waite, Devil Worship in France.

ADNAN OKTAR: Bakın diyor ki Masonluktan Esinlenmeler adlı masonik bir kitapta, yetmiş yedinci sayfada: “ben öldükten sonra dirilip Tanrı önünde hesap vereceğime nasıl inanabilirim?” diyor mason. “Ve bu ve bunun gibi boş inançlarım varsa” haşa “masonlukta kalmamın anlamı nedir?” diyor. Yani ahiret inancım varsa, Allah’a inanıyorsam diyor mason olmamın ne anlamı var benim diyor. “Ritüellere hiç uymayan bu inanış” yani Allah inancı “masonlukta ne kadar yandaş, taraftar bulursa o ülkede masonluk o kadar bozulmuş ve işe yaramaz duruma girmiştir.” Yani Allah inancı varsa masonluk bozulmuştur diyor.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Mimar Sinan dergisinden bir şey var onu okuyayım mı?

ADNAN OKTAR: Evet oku.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Bu da masonik kaynaklı Mimar Sinan dergisi. “Bir dinin tesirinden hala kendini kurtaramayan, masonik prensip ve hakikatleri kavrayamayan masonların bol miktarda mevcudiyeti çok üzücüdür.” Mimar Sinan, sayfa 4.

ADNAN OKTAR: Bir dinin tesirinden kendini kurtaramayan kişilerin bulunması üzücü diyor.

OKTAR BABUNA: Üzücü diyor evet.

ADNAN OKTAR: Dindar olmaları, dinsiz olmaları mutluluk verici onlar için.

OKTAR BABUNA: Evet Hocam. Daha önce de anlatmıştınız Hocam. İlk girişte üç kitabı koymaları tamamen bir oyun. İlerledikçe, masonluk dereceleri yükseldikçe tamamen dinden uzaklaşmaları asıl hedefleri. Bir de kainatın ulu mimarı diye bir kavram geliştirmişler. Onun da bir ışık olduğunu varsayıyorlar. Yani dinle kesinlikle alakası yok. Hocamızın ortaya çıkarttığı gibi tamamen darwinizmi savunuyorlar, evrim teorisini. Ve dinsizleşmesi toplumun asıl hedefleri, inşaAllah.

SUNUCU: “Selamun aleyküm Hocam.”

ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.

SUNUCU: “Ashab-ı kiramın hayatındaki fedakarlık örneklerini okumam benim Allah’a olan bağlılığımı çok artırıyor. Örneğin; Musab bin Umeyr bu cesur sahabe Uhud savaşında bir kılıç darbesiyle sağ kolunu kaybetmesinin ardından sancağı sol koluna almış. İkinci bir kılıç darbesiyle sol kolunuda kaybedince bu haliyle kendisini Peygamberimiz (sav)’e siper yapmıştır. Peygamberimiz (sav) korurken vücuduna saplanan bir mızrak ile şehit olmuştur. Hocam bazı insanlar en ufak bir zorluk karşısında kolayca ibadetlerinden vazgeçebiliyor. Oysaki sahabeler her türlü zorluğa, baskıya, tehdide rağmen Allah’a olan imanlarını koruyor ve Peygamber Efendimizin yanından ayrılmıyorlar. Samimi iman böyle olmalı değil mi Hocam?” Ahmet Halimoğlu Fatih.

ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah’ın insanlardan istediği işte bu. Yani bu karakter. Bakın şimdi gelirken, baktım televizyonda bir kanalda bir televole programı var. Doldurmuşlar insanları yani mesela orada insanlar maden göçüğünün altında kalıyor, anneler feryat ediyor. Biraz önceki haberlerde feryatlar vardı. Daha biraz önce şehit ailelerini gösteriyor. Onların perişanlığını, ailenin, evin perişanlığını, yoksulluklarını gösteriyor. Ev tamamen briketten yapılmış. Yani çok zor bir hayat içerisindeler. Ve oradaki genç gidip şehit olmuş. Televole programına bakıyorum ne vatan sevgisinden bahis var, ne Afganistan’da şehit edilen insanlardan bahis var, ne PKK’nın yaptığı rezilliklerden bahsediyorlar. Ne buna karşı bir çözüm, ne Türkiye’deki ekonomik sorunlarla ilgili konuşma, ne bu Türkiye’de meydana gelen diğer acı olaylar bu kişileri ilgilendirmiyor. Yani vur patlasın çal oynasın, boş işler. Bomboş bir üslupla, bomboş konuşmalar, garip gülüşler ve uyuşmuş bir beyin görüntüsü. Ben eğlenmesinler demiyorum eğlensinler tamam. Ama yani bu kadar boş ve bu kadar amaçsız bir insan olabilir mi? Yani eğlencenin de yeri var ama insanın ideali vardır, ülküsü vardır değil mi? Yani bir insan bizim yanımızda can çekişirken biz oynayıp, eğlenemeyiz. Yani ona bir çözüm ararız, bir şeyler yapmaya çalışırız. En azından bu konudaki rahatsızlığımızı dile getiririz, gayret ederiz. Onun için yani televole kültürü Türkiye’de müthiş tahribat meydana getiriyor. Ve bunun teşvik edilmesi de çok ürkütücü. “Bana ne” kafasından kaynaklanıyor. Yani bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. PKK varsa var, bana ne kafasında. Yani, çatışmaya askerler giriyor o da beni ilgilendirmez mantığında yaklaşıyorlar. Bu çok ürkütücü. Televole kültürünün telin edilmesi lazım. Yani bunun makul ve mantıklı bir görünümü yok. Mutlaka yüksek ideallerin, yüksek insani duyguların, derinliğin, Allah aşkının, Allah korkusunun, vatan sevgisinin, millet sevgisinin her programda her yerde vurgulanması gerekir. Bomboş bir insan yapılanmasını teşvik etmek çok çirkin ve yanlış. Böyle ülkeler bir süre sonra Allah esirgesin dünyanın birçok yerinde gördük yıkıma uğramışlardır. Yani gafilliğe insanları itmek, delalete itmek, beyin uyuşukluğuna, umursamazlığa itmek zaten Marksistlerin de bir hedefidir. Masonların da bir hedefidir. Onların tam istediği şeyler olmuş oluyor. Çünkü Marksist düşüncede aile, din, devlet, milli duygular, üstün ahlak düşüncesi, yüksek ülküler mutlaka kaldırılması gereken düşüncelerdir. İnsanları amaçsız, gayesiz, sürü haline getirmeyi düşünen bir yapıdır; komünist düşüncede, masonik düşüncede. Buna karşı çok köklü bir tedbir alınması gerekiyor. Bunlardan biri de televole kültürünün önlenmesidir.

SUNUCU: Hocam tekrar edeceğim msn adresleri, hotmail adresleri var ve televizyon programlarımız var. www.harunyahya.orgwww.harunyahya.net. Ücretsiz indirebileceğiniz site adresleri. Ayrıca bizi canlı olarak www.haberhilal.com ve www.harunyahya.tv adreslerinden takip edebilir, ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine soru ve görüşlerinizi bildirebilirsiniz.

OKTAR BABUNA: Hocam, bu bahsettiğiniz gül görüntüsü, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, bakın demin okuduğum ayette bahsettiğim gül görüntüsünü Cenab-ı Allah bakın gökyüzünde oluşturmuş. Bir benzeri, bir mislini oluşturmuş Cenab-ı Allah. Bakın, ayette ne diyor Cenab-ı Allah, Rahman Suresi, 37’de; “Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman…” Bu da uzayda çekilmiş bir fotoğraftır, bir galaksi kümesinin oluşturduğu. Bakın kıpkırmızı bir gülü andırıyor, tam Kuran’da tarif edildiği gibi. Bunun ahir zamanda oluşmuş olması da ayrı bir harikadır, bir mucizedir. İnşaAllah.

Evet, biraz Kuran’dan okuyayım size, inşaAllah. Rahman Suresi, 41; “Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.” Hakikatten ahlaksız insanlar, pislik insanlar, simalarından anlaşılıyor. Mesela bak, sen çok nurlusun, kuzulara benziyorsun, tertemiz, elinden yüzünden nur akıyor. Anneni babanı yine tebrik ediyorum. Seni çok güzel yetiştirmişler. Dolayısıyla bu senin yüzüne yansıyor. MaşaAllah.

SUNUCU: Çok teşekkür ederim, Allah razı olsun, o sizin nurunuz.

ADNAN OKTAR: Bakın, “Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır…”, müminler de nurundan anlaşılıyor. Çok tertemiz olurlar. “Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.” İnsanın hafızası alın bölgesinde mi?

OKTAR BABUNA: Evet Hocam, düşünme, muhakeme, hafıza yaygın da, muhakeme ve düşünme asıl alın bölgesinde dediğiniz gibi inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Değil mi? “Rabbin makamından korkan kimse için ise iki cennet vardır.” Cennet, yani muhtelif cennetler var, ülke gibi. Mesela nasıl Amerika’dan insanlar Avrupa’ya gidiyor, ahirette de öyledir. Yani tek bir cennet yok. O cennetten öbür cennete geçiyor, öbür cennetten öbür cennete geçiyor, yani ülke gibi. Ama her yerde herkesle görüşebiliyor aynı anda, inşaAllah, Resulullah’la da görüşebiliyor. Cenab-ı Allah, bolluk, zenginlik, güzellik olsun diye muhtelif cennetler yaratmıştır. “Çeşit çeşit inceliklere ve güzelliklere sahiptir.” Bakın çok çeşit var diyor Allah. Bir kere incelikler, yani cennet kumaşlarının incelikleri vardır, insan güzelliğinde incelik vardır. Mesela kadınların güzelliğinde incelik vardır. Doğal makyajlıdır kadınlar. Mesela elleri doğal makyajlıdır, gözleri doğal makyajlıdır ve olağanüstü güzel oluyorlar. Mesela altın görünümü, sim görünümü gibi süsler cennette doğal olarak, insanın kendi yapısının üstünde oluyor, vücudunda oluyor. Ona bir emek vermiyor. Bakın, “Çeşit çeşit inceliklere ve güzelliklere sahiptir” diyor Allah. “İkisinde de her meyveden iki çift vardır.” Bakın, Allah meyve çeşitlerinin tamamını yaratacağını söylüyor. Avakadodan tut, muz, portakal, mandalina, tamamı, yani dünyadaki bütün meyvelerin aynısının mükemmelleri yaratılacaktır. Bak, diyor ki; “İkisinde de her meyveden…” bir kısım meyvelerden demiyor, “…her meyveden iki çift vardır.” Bir de orijinal olarak orada mesela portakalın başka bir çeşidi var. İki çeşidi var, portakalın. İki çeşit mandalina var, iki çeşit ayva var. Ama cennet meyvası bunlar, çok çok farklı, tadı, kıvamı, her şeyi çok farklı. “Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve devşirmesi kolaydır.” Bakın, evrimcilere buradan yine bir bilgi, meyve ağaçlarının hiçbiri evrimle yaratılmıyor. Evrimci hocalara özellikle, Diyanet’in içinde de var bazen, İlahiyat Fakültesi’nde de bazı öyle hocalar var, evrimci hocalar, onlara bu sözüm. Bakın, Allah orada meyve ağaçları yaratıyor. Bütün meyve çeşitlerini yaratıyor. Cennette evrimle olmuyor. Değil mi? “Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar…” diyor. Evrimle olmuyor bu da. Değil mi? Yani, ince işli, göz kamaştıracak yataklar var. İnsanın bakmaya doyamayacağı şekilde ışıltılı ve olağanüstü güzel. Bu evrimle olur mu? “…üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve devşirmesi kolaydır”. Dün söylemiştim. Elini uzattı mı böyle tutarsın. Zaten ağaca gel dersin, gelir. Ağaç köküyle beraber geliyor. Meyvayı alırsın, git dersin, gider. Yahut dalına uzan dersin uzanır. İnşaAllah. Bakın, “Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır” Bir kadında en etkileyici şey bakıştır. Çünkü akıllı, imanlı, sevgi dolu, sadık bir kadının bakışı olabilecek en güzel nimettir, en etkili nimettir. Kuran buna çok özenli, Cenab-ı Allah’ın özene ihtiyacı yok da anlamamız için çok fazla dikkat çekmiştir. Ama bakın, “…bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş…” yani sadece helaline ve ona ait, Allah o bakışın başkasına yönelmesine müsaade etmiyor. Kadın, helali olan kimse sadece onu sevebiliyor, cinsellik anlamında, coşku anlamında, tutku ve derinlik anlamında, yani cinselliğe dayalı, eşi olarak sadece onu sevebiliyor. Allah onu ruhunda kilitlemiş, o şekilde yaratıyor. Bakın, “Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.” Bekaretin ve temizliğin, iffetin, namusun güzelliğine de Kuran dikkat çekmiş oluyor. Gönlü rahat olmuş oluyor. Çünkü eşi sırf kendisine ait ama erkek sadece ona ait oluyor, kadına, sadece eşine bakıyor o şekilde, o da ona bakıyor. Birbirine ait olmuş oluyorlar. Ve erkek de tam namuslu, kadın da çok namuslu olmuş oluyor ve dolayısıyla ruhları onların tatmin bulmuş oluyor. Buna Kuran dikkat çekiyor. “Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.” Orada süs taşlarının, madenin ve metalin her şeyin kullanılacağı, yani insan süslemesinde bunların kullanılacağı anlaşılıyor. Yani yakut parlaklığı, taş parlaklığı, göz alıcılığı cennette hakim olacak olduğunu anlamış oluyoruz. Çünkü yakut nasıl insanı hipnotize ediyor, değil mi, çok etkileniyor insan, mercan insanın hoşuna gidiyor. Cennetin genel vasfı böyledir diyor Allah, böyle göz alıcıdır. Yani ışıklı, parıltılı ve etkileyicidir diyor Allah. “Bu ikisinin ötesinde iki cennet daha var” diyor Allah, değil mi, zevk alsınlar diye. “Alabildiğine yemyeşildirler.” Yani her yer yeşillik, cennetin özelliği. “İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır.” Çok güçlü su kaynağı var ve sürekli onlar ırmak gibi akıyor. İnşaAllah. “Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır.” Bakın yine Kuran buna dikkat çekiyor. Görüyor musunuz? Önce huy güzelliği, çünkü huyu güzel olmadıktan sonra bir kadın et yığınıdır, yani çok itici olur. İki tane gözünün olması, maymunun da gözü var, kulağının olması maymunun da kulağı var.

SUNUCU: Saymun.

ADNAN OKTAR: Efendim?

SUNUCU: Saymun.

ADNAN OKTAR: Evet, Saymun, Taymun, evet, yok diyorlar da onun için. Kardeşim, siz maymundan geldiğini söylemiyor musunuz insanın? Biz ne zaman söyledik öyle diyorlar. Var mı böyle bir şey diyorlar. Ben de çözüm buldum. O zaman Taymun diyelim dedik. Kuyruğu var adamın, daldan dala hopluyor diyorsun. Anormal sesler çıkarıyor diyorsun. Bu ne bu peki o zaman? Ne diyelim buna? Madem yasakladın maymun demeyi biz de Taymun diyoruz o zaman. İnşaAllah. Bak, “Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır.” Bir kere huy güzelliği ve yüz güzelliği, arkasından yüz güzelliğini söylüyor Allah. Huy güzelliği psikolojik olarak insanı çok tatmin eder ve çok doyurur. Yani huyu güzel, helali olan bir kadını sevmek apayrı bir zevktir ve çok derin bir zevktir. Çünkü ona tutku duyabilirsin, aşk duyarsın, şiddetle heyecan duyabilirsin. Kadın o zaman çok rahat teslim olabilir. Erkek de helaline, karısına kendini çok rahat teslim edebilir. Öbür türlü aralarında bir kasılma ve birbirlerine karşı bir iticilik hissederler.

SUNUCU: Gerginlik oluşur aralarında.

ADNAN OKTAR: Tabii, mesela şimdiki evliliklerde adamlar ön anlaşma yapıyorlar. Boşandığında kim kime ne kadar para verecek. Değil mi? Hatta bu yabancı kadınlar her günü için ne kadar para alacağını tespit etmiş, yani kendi aralarında hukuki olarak. Günlüğü şu kadardan evlilik devam edecek diyor. Bunda sevgi olur mu? Adam maymunla evlenmiş gibi oluyor, bir kısmı için hepsini tenzih ederim de. Yani iyi niyetli olanları tenzih ediyorum ama, yani olayı mekanik görenler için, maddeci görenler için maymunla evlenmiş gibi oluyor adam. Yani çok zor ve ızdıraplı bir ortam. Bakın “Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar” Bakın yine burada, iffetin ve temizliğin güzelliği vurgulanıyor. Mesela bazı kızlar vardır sokakçıdır. Yani hiç ev kızı ruhunu bir türlü alamaz. Değil mi? Yırtıktır, saldırgan, ona küfür eder, şuna bağırır, kavgacıdır, laf sokar, tersler, kindardır, şüpheci kuşkucudur, poz yapar. Yani doğal hali yoktur, samimiyetsizdir. Sürekli yalan söyler. Dolayısıyla korunmuş bir kadın görünümü yoktur. Ama, mesela korunmuş bir kadın, efendidir, terbiyelidir, saygılıdır, nezaketlidir, lafını sözünü bilir, yalan söylemez, vefalıdır. Değil mi? Çileye yatkındır, insancıldır, ruhunda derin bir coşku vardır. İnsan, böyle bir kadını derin bir sevgiyle sever. Ama öbür türlü, görüyorsunuz daha bir ay geçmeden birbirlerine demedik lafı bırakmıyorlar ve hemen boşanmak istiyorlar. Veyahut doğruyor kadını, dörde doğruyor, sekize doğuruyor bavula doldurup koyuyor bilmem ne. Olmadık kepazelik, rezalet. Yani akıl almaz bir kin. Yahut kadını mesela seksen, doksan yerinden bıçaklıyor, yani hunharca katlediyor böyle, tabii. Gözü dönmüş.

SUNUCU: Kötü haberleri duyuyoruz. Lahmacun yapıp mahallesinde dağıtmış kimisi.

ADNAN OKTAR: Tabii akıl almaz rezillik yani böyle değil mi? Hatta ben bir televizyonda görmüştüm. Polisler de seyrediyorlar, ama herhalde riskli gördükleri için yanaşmıyorlar. Kadını muntazam bıçaklıyor, kimse bir şey yapamıyor. Daha fazla bir şey yapar diye. Yani kadını perişan etti böyle yani değil mi? Seyretmiş miydiniz bilmiyorum.

OKTAR BABUNA: Caddenin ortasında.

ADNAN OKTAR: Caddenin ortasında evet. Ama Allah korkusuyla, Allah sevgisiyle yetişen bir insan, ne erkek ne kadın böyle bir şey yapamaz. “…yeşil yastıkları ve çarpıcı güzellikte döşeklere yaslanırlar.” Yani böyle görülmemiş derecede insanın gözüne hitap eden, ilk defa insanlar onu orada görecekler. Sırf onları bile seyretmekten müthiş zevk alacaklar. “…yeşil yastıkları ve çarpıcı güzellikte döşeklere yaslanırlar.”diyor Allah. Çarpıcı güzellik diyorsa Cenab-ı Allah, olağanüstü güzellik var demektir. Yani sırf o döşeği seyretmekten bile, o yaygıyı onu seyretmekten bile, mümin derin bir zevk alacak cennette. Yani sırf insan güzelliği değil. Ama burada tabii hakim olan hep, Allah’ı sevdiğimiz için biz bunlardan zevk alacağız. Çünkü o, her şey orada Allah’ın tecellisidir. Değil mi? Allah’tan korktuğumuz ve Allah’ı çok sevdiğimiz için, Allah bize o zevki ve nimeti vermiş olacak inşaAllah. Evet, şimdi sorularına yine devam edebiliriz.

SUNUCU: Devam edelim.

OKTAR BABUNA: Masonların Darwinizmle ilgili izahları sayfalar dolusu var Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Anlat, birkaç tane daha anlat.

OKTAR BABUNA: Mimar Sinan Dergisinden yine: “Adem ile Havva’nın Aden bahçesinden kovuluşu yine eşsiz bir sembolle insanın oluşumunu anlatıyor. Bunun Darwin’e göre maymundan başkalaşan, ilk insan insana ve onun az veya çok zeka ışıkları kazanarak, yaşam yollarını aydınlatmaya başladığı günlere benzediği, açık ve seçik değil mi?” Hemen Darwinizm’e bağlamış bunu.

ADNAN OKTAR: Bak Adem ile Havva’yı bile Darwin’in izahlarına bağlıyor. Tabii. Masonların dergisi değil mi? Hangi dergi bu?

OKTAR BABUNA: Mimar Sinan Dergisi, sayfa 44-45, sayı 39.

ADNAN OKTAR: Sayı 39. Başka?

OKTAR BABUNA: “Bilimlerimizin homosapiens, kutsal kitaplarımızın Adem ile Havva adını verdiği bu ilk insanlar, hemen hemen aynı zamanlarda yeryüzünü her tarafında birden zuhur ediyor. Kutsal kitapların sembolizmasını nüfus edemeyip, Adem ile Havva’nın yaradılışını zahiri anlamlarıyla ve biyolojik olabilirlikleriyle safiyane yorumlama ve değerlendirme hatasına düşenler, dinden imandan olurlar. Ya da tam tersi Darwin’in nazarisine inananları dinsizlikle suçlarlar.” Dindarları küçümsüyor.

ADNAN OKTAR: Bak mason uyanıklığını görüyor musun? Yani eğer Darwinizm’i sen kabul etmezsen, normal bir dindar olamıyorsun. Ama Darwin’in dediğini kabul edersen, aferin diyecek o zaman anladığım kadarıyla. Başka?

OKTAR BABUNA: “Kutsal kitapların, bize Adem ile Havva alegorisiyle tanıttığı, mistik düşünceye sahip ilk insan homosapiens, yüz binlerce yıl boyu avcılık ve toplayıcılık suretiyle yaşamını sürdürme çabası içinde, daima çoğalarak ve de tekamül ederek on bin yıl öncelerinden bu yana 18. yüzyıl başlarına kadar sürdürülen bir ziraat dönemi yaşadı. Buna uygarlık tarihimizde 1. dalga adı verilmektedir. 18. yüzyıl başlarında, endüstrinin doğması ile 2. dalganın esintileri yeryüzünü sarmaya başladı. Uygarlık düzeyi ileri ülkeleri hızla etkisi altına aldı. Bu sayede onlar da gelişmiş ülkeler niteliğini kazandılar. Böylece dünya yüzünde endüstri çağı ve endüstri kavramları ortaya çıktı.” Mimar Sinan yine aynı şekilde, olduğu gibi evrime bağlayarak anlatmış.

ADNAN OKTAR: Bak, hem evrimi, hem de Karl Marx’ın izahlarına da uygun. Marksist düşüncenin diyalektik izahlarına da uygun bir üslupla bu konuyu anlatmış. Çünkü, Marx’ın kendisi masondu. Yüksek dereceli bir masondu. Darwin mason, dedesi de masondur. Dedesinin locasına mensuptur aynı zamanda. Dolayısıyla, yani bu fikirlerin asıl kaynağının masonluk olduğunu da buradan görüyoruz. Değil mi? İzahlarından, anlatımlarından bu açıkça görülüyor. Ama çok kendilerince uyanık bir üslup kullanıyorlar. Yani Müslümanları da bir an da kendilerince kandıracak gibi bir mantıkla yaklaşmışlar.

OKTAR BABUNA: Ve çok net izahları da var. “Bir amino asit kombinasyonunun mutasyon süresi 11 milyon yıl hesaplandığına göre, maymundan bu yana insan türünün henüz evrimi tamamlamadığı söylenemez.” Mimar Sinan Dergisi, yine.

ADNAN OKTAR: Bakın, bir kere gördüğüm kadarıyla proteinlerin tesadüfen olacağını söylüyorlar değil mi? Ve o safhaları zaten geçmişler, anladığım kadarıyla. Mutasyonlarında yine tesadüfler sonucunda olduğunu ve maymundan insanın geliştiğini, özetle bunu anlatmak istiyorlar. İşte Darwinizm’in asıl hamilerinin kim olduğunu biz burada açıkça görmüş oluyoruz. Asıl masonluktur. Türkiye’deki garibanları, bilgisi az olan insanları, Avrupa ve Amerika’daki masonluk böyle yönetiyor. Türkiye’deki masonlar da hayranlıkla bunların izahlarını dinliyorlar ve onların yazılarını aynısıyla kopya ediyorlar. Çünkü bizim masonların kendi kafası değil bu. Bizimkiler garibandır yani, öyle pek bir şeyden anlamazlar. Olduğu gibi nakil. Ağzı açık, İrlanda locası ne derse onu alır, Fransız mason locası ne ders onu alır, Amerika’daki büyük localar ne derse onu alır. Yani, kendi kafalarından bir şey üretmezler. Kendi aralarındaki konuşmaları falan, hepsi nakil olan izahlardır.

Oktar bir şey mi anlatacaksın?

OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam. Demiştiniz demin hepsi localarıyla burada kayıtları var. Yani Erasmus Darwin Kilwinning no 2 locasına bağlı ünlü bir mason. Kilwinning İskoçya’da, Canongate Kilwinning no. 2 locasına bağlı ünlü bir mason, kaydı. Karl Marx 32.dereceden Alman Grenoriyte locasına bağlı bir mason. Resmi kayıtlardan bunlar. Leon Troçki ünlü komünist liderlerden Grand Oriel locasına bağlı bir mason.

ADNAN OKTAR: Bir de Marx ile Troçki’de Musevi asıllıdır aslında. Değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet Musevi asıllı.

ADNAN OKTAR: Troçki’nin locasını söyle.

OKTAR BABUNA: Grand Orient locasına bağlı bir mason.

ADNAN OKTAR: Aynı loca mı onlar?

OKTAR BABUNA: Evet Hocam aynı locadalar Karl Marx ile.

ADNAN OKTAR: Aynı locadalar evet.

OKTAR BABUNA: Mao Hocam. 60 milyon insanı katleden. Mao Tse Tung Grand Orient locasına bağlı bir mason.

ADNAN OKTAR: Bak hepsi aynı takımdalar, görüyor musunuz? Birbirlerini aynılar, aynı loca hepsini eğitiyor. Aynı dönemin adamları.

OKTAR BABUNA: Komünistler, Darwinistler, Charles Darwin aynı şekilde. O da 27. dereceden bir mason.

SUNUCU: Devam edeyim mi sorulara?

ADNAN OKTAR: Evet devam edelim inşaAllah.

SUNUCU: “Allah hayırlı bir gün versin Hocam. Cübbeli’nin bazı hadisi şerifleri yanlış yorumlaması konusuyla ilgili, Üstad Said Nursi Hazretlerinin bir sözünü aktarmak istiyorum: ‘Mecaz ilmin elinden, cehlin eline düşerse, hakikate inkilap eder, hurafata kapı açılır. Benzetme, ilmin elinden, bilgisizliğin eline düşerse gerçeğe dönüşür hurafelere kapı açar.’ Saygılar, sevgiler Hocam. Melda”

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Üstad’ın çok güzel bir açıklamasıdır bu. Mecaz, yani teşbih. Bir şeyi teşbihle anlatmak; ilmin elinden, alim olan kişilerin elinden cahilin eline geçerse, hakikat gibi anlatılır ve hurafeye kapı açılır. Şu an Cübbeli’nin yaptığı da bu oluyor. Yani benzetme, ilmin elinden bilgisizliğin eline düşerse gerçeğe dönüşür, hurafe oluşur diyor. Mektubat, sayfa 364’de. Evet maşaAllah.

SUNUCU: Bir sorumuz daha var Hocam: “Hocam, sizi haksız yere akıl hastanesine koyup namaz kılamayacak şekilde ayağınızdan zincirlemeleri beni çok şaşırtan bir konu. Bir insan nasıl aylarca tehlikeli deliler arasında tutulur? Nasıl bu kadar eziyet edilebilir? Üstelik herkese izin verilmesine rağmen, sizin hiç kimseyle görüşmenize izin verilmeden, hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden size bu zulüm yapılmış Hocam. Bir insan böyle büyük bir imtihana ancak sizin gibi derin bir Allah sevgisi ve tevekkül ile dayanabilir diye düşünüyorum. Sayın Hocam, güzel ahlakınız bizlere çok güzel bir örnek oluyor.” Galip Dağdeviren.

ADNAN OKTAR: Galip kardeşimiz güzel konuşmuş, maşaAllah ama biz, imtihan ortamındayız. Bakın sahabeler nasıl zorluklara katlanıyorlar değil mi? Bir kolu kopuyor, diğer koluyla devam ediyor, diğer kolu kopuyor, daha hala Peygamber Efendimiz’e (sav) siper olmaya devam ediyor. Aşkın, sevginin, derinliğin kökeninde çile vardır. Çile çekmeyen, acı çekmeyen insan, sevgiyi, güzelliği bilemez. Bu, Genel Kurmay Başkanlığı, Gülhane Tıp Akademisi, Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığı’nın verdiği sağlık kurulu raporu. “Teşhis; ruhen de, bedenen de sağlam”. Evet, askerliğe tam el verişliliği veriyor işte rapor. Böylece onların iftirasını da Askeri Hastane silip atmış oldu.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah, biz de o dönemde, zaten bütün Tıp Fakültesi şahitti. Biz hepimiz gidip, Hocamızı ziyaret etmiştik orada 87 yılında. Hakikaten herkes biliyordu, çok net biliniyordu, yani böyle tereddütsüz. Hatta daha sonra Yıldırım Aktuna, doktorlarla ve hemşirelerle görüşmelerini, görüşmememizi yasaklamıştı.

ADNAN OKTAR: Çünkü, etkiliyorsun diyordu. Evet, yani oradaki hemşireleri etkiliyorsun, konuşmayacaksın dedi. Tamam dedim. Doktorları etkiliyorsun dedi. Kardeşim akıl hastasıysam, beni niye o zaman tutuyorsun orada? Yani, doktorları etkileyecek bir adam, nasıl akıl hastası oluyor? Hemşireleri etkileyecek adam, nasıl akıl hastası oluyor? Değil mi? Fikrinden bu kadar çekindiğin adamı, sen nasıl akıl hastası olarak görüyorsun? Ben akıl hastanesinden çıkarılırken, Yıldırım Aktuna’yla karşılaştırdılar. Oraya bütün gazeteciler geldi, basın geldi. Hadi bakayım elini öp, dediler. Ben elini öpmek istemedim, zorla elini kaldırdı böyle yukarıya, hiç böyle el öpme gördünüz mü siz? Bakın, zorla ağzıma, yüzüme doğru getirdi elini böyle, zorla elini, hani hizaya getirdik der gibi, biz adamı böyle hizaya getiririz der gibi bir anlam çıkar, bu normalde böyle. Bütün gazeteciler de oradaydılar. Yani resme dikkatlice bakarsanız, çok çok anlam çıkacak gibi bir resim.

OKTAR BABUNA: Bu da hastanenin içinden, kaldığınız koğuşun.

ADNAN OKTAR: Benim kaldığım koğuş, evet. Çok büyük, eski bir şeydi. Benim kaldığım bölüm daha ilerde. Bir yıkık bir banyo vardı, böyle eski bir banyo, kırık kapısı falan, isteyen girip çıkıyor, üstten de alttan da kırık kapının şeyi, yani üstten baktığında da görülüyor, alttan da açık. Öyle bir yerdeydi. Şu somyalardan benim de bir somyam vardı. On ay kadar kaldım o akıl hastanesinde.

Var mı başka resim sen de, bu kadar mı?

OKTAR BABUNA: Evet bu kadar var, evet Hocam.

Bu kitapta, o dönemde yaşananları anlatıyor, Bakırköy Akıl Hastanesi’nin Gizli Tarihi isimli kitapta. Mesela, doktorların bayıldığı, olduğu, zaten bilinen şeylerdi bunlar. O, sizin 14-A, Hocamızı asıl götürdükleri bir yer var 14-A diye. Orası tedaviye cevap vermeyen, mesela, ailesini doğramış, baltayla kafasını parçalamış akıl hastalarının kaldığı bir bölüm, üç yüz kişilik galiba, hatırladığım kadarıyla. Yedi kişi öldürüldü Hocamızın kaldığı dönemde. Yani birbirlerini öldürüyorlar ve hiçbiri de sorumlu değil zaten böyle bir ortam.

ADNAN OKTAR: Tabii, hastalar ölüyorlardı. Bozulduğunda, etrafa ceset kokusu yayıldığında anlaşılıyordu. Tabii, öyle rezalet bir ortamda kaldım yani.

SUNUCU: Allah korumuş sizi Hocam.

ADNAN OKTAR: Bir de on ay.

SUNUCU: Sağlıklı girmişsiniz. Sağlıklı çıkmışsınız.

ADNAN OKTAR: Evvel Allah, evvel Allah. Ben orada kitap tashihleri yaptım. Birçok kitabımın ikinci baskısının tashihini orada yapmıştım, akıl hastanesindeyken yapmıştım. MaşaAllah.

Evet, birkaç ayet okuyayım ben, zaten herhalde biraz sonra ilan başlayacak anladığım kadarıyla. Bakın diyor ki, “özenle işlemiş mücevher tahtlar üzerindedirler”. Mücevher ne demek? Yani pırlanta, elmas gibi, olağanüstü nefis, güzel mobilyaların üzerinde olacaklar diyor Cenab-ı Allah. “Karşılıklı yaslanmışlardır”. İşte dünyadaki olayları anlatacağız, ne olup ne bittiğini anlatacağız. Allah için, bu dünyada mesela şu mobilyaları nasıl kolayca yaratıyorsa, aynısını diyor Cenab-ı Allah, Ben yaratmaya muktedirim, bu dünyada nasıl görüyorsanız, ahiret denilen o alemde de aynısını yaratacağım ve çok daha mükemmelini yaratacağım, güzel yaşayacaksınız diyor ama Benim rızamı kazanacaksınız, Ben sizden razı olacağım, değil mi? Müminler de Allah’tan razı oluyorlar. Benden korkacaksınız, Beni çok seveceksiniz diyor Cenab-ı Allah. O zaman Ben de sizi seveceğim diyor Allah, Ben de sizden razı olacağım diyor, inşaAllah.

Tamamız herhalde, mi?

SUNUCU: Evet Hocam, kısa bir aramız var. Değerli izleyicilerimiz, kısa bir aramızdan sonra bu güzel sohbetimize tekrar devam edeceğiz.

Evet değerli izleyicilerimiz, tekrar birlikteyiz. Kısa bir süreden sonra. Hocam, sorularla devam edelim isterseniz: “Değerli Adnan Hocam, Allah hayırlı akşamlar versin. Fransa’da yaklaşık olarak beş milyon Müslüman yaşıyor, zannediyorum bu sayı gittikçe artacak, çünkü Fransa’da yeni yapılan bir ankete göre Fransız halkının yarısından çoğunun İslam dininin kendi dini yapısıyla uyumlu olduğunu düşündükleri ortaya çıktı. Siz Avrupa’da da İslam’ın yayılmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce ne zaman Müslümanların sayısı çok fazla olur?” Yaşar Çetingöz, Trabzon.

ADNAN OKTAR: 2012’lerden sonra ciddi bir tırmanış başlayacak inşaAllah, görecekler. 2013, 2014, 2017, 2019 İslam’ın şahlandığı dönemler olacak inşaAllah. Avrupa sürekli böyle materyalist, Darwinist kalmayacak tabii. Darwinizm çöktüğüne göre, onlarda makul olarak inancı arayacaklardır, Allah’ın varlığını görüyorlar, görmemeleri mümkün değil, İslamiyet’in hak olduğunu da görüyorlar, doğru olduğunu görüyorlar. Süratle bütün dünyada İslam’a yöneliş olacaktır. Mehdi devrinin bir özelliği bu, Mehdi zuhur ettiği için, o devrin bir bereketi ve güzelliği olarak Allah müminleri, bu devirde, bu yüzyılda böyle mükafatlandırıyor. Güzel neticeyi hep birlikte göreceğiz, zaten herkes genç, hep birlikte göreceğiz inşaAllah.

SUNUCU: “Hocam, hukukla ilgili derslerinizi ilgiyle takip ediyorum”, bunu Pervin Kılıçsoy, Kayseri’den yazmış. “O yüzden bu haberi sizinle paylaşmak istedim. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yargı tarafsızlığının sağlanması amacıyla, her türlü dış etkinin yanında, yargı içinden de hakim kararlarına yön verebilecek, müdahalelerin engellenmesinin gerektiğini söyledi. Bunu için yeni bir sisteme ihtiyaç duyulduğunu belirterek şöyle konuştu, devlet kurumlarından gelen müdahaleler, dış tepkiyi yargının kendi içinden gelen müdahaleler ise iç tepkiyi oluşturur. Her türlü dış etkenin ortadan kaldırılmasının yanında, yargı içinden de hakimlerin kararlarına yön verecek müdahalelerin ön görülmesi lazımdır. Bunları engelleyecek bir sistemin oluşturulması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamasının bir gereğidir. Hocam, umuyoruz, yargıda belirtilen iç ve dış baskılar son bulur ve halkımız tarafsız bir adalet sistemine kavuşur. Saygılar.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel söylemiş. Bakanımız da maşaAllah, eğer bu konuda, böyle atak, güzel tavırlar gösterirse ki umuyoruz ki böyle olacak, hükümetin de bu konuda bir tavrı var, inşaAllah iyi neticeler alacağız. Mesela, ben yargıya baskıyla ilgili bir örnek vereyim. İddia edilen Ergenekon Terör Örgütü tutanaklarından, resmi devlet tutanağı, polis dinlemesi. Bize o devirde operasyon yapan Adil Serdar Saçan’ı polis iddia edilen Ergenekon Örgütü üyesi olmak şüphesiyle takip ediyor ve dinliyor, o dinlemelerde şöyle bir konuşma var. Adil Serdar Saçan, diyor ki telefonda, “Adnancılardan gelen giden var mı yanına”, diyor M isimli şahsa. O, “yok” diyor, “onlara haber uçurabilir misin?” diyor, “uçururuz” diyor adam. “Ağabey, onlara şimdi şöyle bir haber uçur”, “he” diyor o da. Adil Serdar Saçan, “Adnan’la ilgili elimde bir sürü belge var, dersin” diyor yani. “Hııı” diyor o da. “Ta 99’dan beri” diyor. O zamandan beri belge biriktirmiş. “Heee” diyor. “Ondan sonra bu işkence davalarında, bize açtıkları işkence davasında...” diyor. Bak, asıl rahatsız oldukları konuyu da belirtiyor. Biz ona işkence davası açtık, 1000 küsur yıl hapis cezası ile yargılanıyorlar. Adil Serdar Saçan diyor ki, bizim bu hukuki girişimimize karşılık; “Terbiyesizlik yapıyorlar” diyor. Halbuki işkence terbiyesizliktir. Biz ona karşı devlete sığınıyoruz, dava açıyoruz. Ona “Terbiyesizlik yapıyorlar” diyor. “Eğer bu şekilde devam ederlerse...” diyor, yani davaya devam ederlerse, mahkemeye, “He” diyor o da, “Adil Serdar Saçan basına verecek ve soruşturma açtıracak.” Bak, “Basına verecek, elimde belgeler var” diyor, “Soruşturma açtıracak, şikayetçi olup diye bunların gözünü korkutmamız lazım, ama öyle bir söylemeliyiz ki” diyor. “Hı” diyor o da. “Anladın mı?” diyor, “Evet” diyor. Bakın, elimde belge var diye bizi korkutacakmış, varsa belgelerin niye duruyorsun sen? Değil mi? Sormaya gerek var mı? Götür, ver. Adil Serdar Saçan, onun “Bizzat de ki, onu ben tanımıyorum da, bana birtakım şeyler anlattı da de. Tamam mı? Ben burada şimdi terbiyem el vermiyor de, ondan sonra şey yapacak onları basına verecek ve aynı zamanda dava savcılığına suç duyurusunda bulunucak de.” Yani “Elimde...” diyor “aleyhte belgeler var.” Ondan sonra, bunları basına da verecek , savcılığa da verecek suç duyurusunda bulunucak. “Onun için bu davadan vazgeçin yoksa biz başınıza iş çıkaracağız de” diyor adama. O da “Hııı” diyor, “Hıh” diyor. Onlara işte adama ulaşmasını söylüyor, Adil Serdar Saçan “Hııı, tamam” diyor. Diyor ki bir de, adam ayarladıklarını anlatıyor, yani çeşitli kadınları ayarladıklarını anlatıyor, yani onlarla ilgili bir şeyler hazırladıklarını söylüyor. “Her şeyi anlatacak de çıkıp, anladın mı ağabey?” diyor. “Valla öyle de ağabey” diyor. Adil Serdar Saçan diyor ki telefonda “Bu Adnan’ın korkması lazım abi, tamam mı?” diyor. Benim kormam lazımmış. Halbuki ben bir tek Allah’tan korkarım, ne korkacağım yani? elinde de varsa, ne tür belge veriyorsa ver, görelim bakalım neymiş onlar. İftiranın dışında bir şey yok. Mesela 3-4 tane genç kız buldular, onları iftira için hazırlattılar, gizli tanık diye. Birini biliyoruz, o Sakso denen kız, okulunda adı Sakso bütün herkesle yatıp kalkmış okulunda, yani herkes tanıyor, gayri meşru bir insan, hırsız olarak da biliniyor. Hırsızlığı da, hatta bir arkadaşın bileziklerini çalmış bulunduğu kursta, onun ve diğer öğrencilerin resimleri var ya asılı, onun resminin üstüne o çaldığı bilezikleri çantasından bulup, arkadaşları asmışlar iğne ile oraya asmışlar, rezil oldu yani bütün millete. Çalınan kızın ağabeyi bulmuş çantasında, o asmış, öyle azılı hırsız yani, herkes gördü mü çantasını falan toparlıyor. Bir de bir kız arkadaşımızın kaçırılmasında görev aldı bu kız. Yani basında da çıktı, başı örtülü olarak, başında şapkayla basında resimleri çıktı, jandarma yakaladı. Ağabeyi falan, bu, bu böyle bir insan bunu yine bir arkadaşı var, daha önce de anlatmıştım. Ağabeyini bizim yanımızda çalışmaya verdi, fakiriz biz falan diye, biz de acıdık aldık, meğer ağabeyinin, sonradan söyledi, ensest ilişkiye giriyormuş bununla. Bir de ruhsatsız silah taşıyor dedi. Öyle deyince biz çok tedirgin olduk hemen işten çıkarttık. O da bize düşman kesildi işten çıkarınca. Bakın merhamet ediyoruz, karşılığı ne oluyor... Bütün bunları bize topladılar, bizim karşımıza böyle tipleri. Bunlara akıl almaz, böyle cinsel içerikli iftiralar hazırlatmışlar. Bak bu da diyor. Cinsel içerikli iftira için, bu da hazırlık yaptırdığını söylüyor, elimde belgeler var diyor, bilmem ne var diyor. Hı mı diye konuşmalar var. Bu telefon konuşması tabii bu, ne olduğunu sonradan anlayacağız. “Her şeyi anlatacak de çıkıp”. Adil Serdar Saçan, “valla öyle be ağabey” diyor, “bu Adnan’ın korkması lazım abi. Tamam mı?” “Tamam, evvela ağabey tamam” diyor. “Bu davayı alsınlar bu işi kapattırayım diyeyim”. Bak bu davayı alsınlar ben de bu elimdeki belgelere işte kadın kız güya ben kadınlarla ilişki halindeyken resimlerim varmış ellerinde. Ne duruyorsun öyle bir şeyin varsa. Versene. Değil mi? Konu bitsin. Bize diyeceklermiş biz ya davayı alırsınız bu davadan çekilin veyahut bu resimleri göstereceğiz. Telefon konuşması tabii bunlar. “Evet aksi takdirde bunlar en az bir 10 sene daha alacaklar de.” Yani benim bir 10 sene hapis edileceğimi söyle diyor. Korkacağız yani hapis edileceğiz diye. Bir 10 yıl daha geri ilave geliyor de diyor. “Ya bu davayı alsınlar” diyor “ya da 10 yıl daha hapis ettireceğiz onu” diyor. M.”Tamam de” diyor. “Kafayı takmış çünkü de” diyor Adil Serdar Saçan. Çok uzun konuşmalar devam ediyor. Yani anlaşılması için bir kısmını söylüyorum. Hani diyorlar ya elinizde ne tür belgeler var. İşte bu tarz belgeler var. Bunlar resmi devlet belgeleri. Bize yapılan oyunların komploların kökenlerini insanların anlaması için delil olarak sunuyorum. Yani nerelerden kaynaklandığını anlaşılması için. Geçenlerde basında Habertürk’de çıkmıştı ya sürmanşet ten işte kızları şöyle yapmışlar böyle yapmışlar. Bilmem ne yapmışlar falan fişmekan. Sonra o kızlardan birisi ile konuştuk. Kız dedi ki beni polis tehdit etti dedi, korku ile bunu ben böyle söyledim dedi. Hiçbir şey olmayacak dediler dedi. Ondan sonra sen söyle dediler dedi. Bizim arkadaşlardan bir tanesine o da kafayı takmış. Yani tamamen iftira olduğunu biliyor. Çünkü eğer bu insanlar biz eğer kötü olsak üç dört yıl yanımızda kaldılar. Ağabeyi işimize giriyor. Peki madem biz kötüyüz, çeteyiz, sen bizim işimize neden giriyorsun? Niye dört sene bizimle yaşıyorsun? Değil mi böyle bir insanın yanında dört dakika durulmaz. Belli ki oyun oynuyorsun iftira ediyorsun. Her birine ayrı bir iftirada bulundurmuşlar. Birine bir çeşit birine bir çeşit çeşitler yaptırmışlar. Toplamı sanki bir çete gibi görünüyor. O şekilde dava açtırdılar. Ama savcılar hepsine takipsizlik verdi bunların iddiaları cehetinden. Fakat bir çete iddiası yaptıkları için mecburen ona hukuken dava açılmış oldu. Ama o davanın açılması biraz daha değişik. Onda da yine dört kere takipsizlik aldık biz. Savcı davayı kapattı. Adil Serdar Saçan bizim davanın gittiği Kadıköy 1. Ağır Cezanın reisi ile bir telefon bağlantısı var. Yani onunla değil de onunla bağlantı kuracak adamla bir bağlantısı var. Onunla ilgili bir konuşması var. Orada bakın diyor ki. Bizim dosyanın gittiği yer. Şimdi biz normalde takipsizlik aldık konu kapanmış gibi görünüyor. Ama Ağır Ceza’da. Yeniden itiraz ederse Ağır Ceza, yeniden dava açılıyor. Bizim davamızın takipsizlik almasından sonra Kadıköy’de davanın karara bağlanmasından 2 gün önce bir telefon konuşması var bakın. M.Y’ye diyor ki Adil Serdar Saçan “bir şey söyleyeceğim Kadıköy’de savcı var mı basın savcısı tanıdık mı?” çünkü bizim dava oraya gidiyor. “Basın savcısı değil de orada senin tanıdığın bizim orada iken Zinnur Topcu var. 1. Ağır Ceza reisi orada şu anda”.  Zinnur hangisi idi ya?” diyor Adil Serdar Saçan polis tutanağı bu yani resmi tutanak. Konuşma M.Y. “Ya biz gittik ya biz Hicabi Bey falan ayrıldık ondan sonra o kaldı kısa boylu.” “He şu ağır cezada mı?” “He bir ağır ceza reisi mi bir ağır cezanın başkanı ya.” “Ha” diyor. “Zinnur orada git yanına git”. “Gideyim de yardımcı olur mu tanır mı?” “Tanımaz olur mu lan seni” diyor. O da “tamam peki ben gideyim bir bakayım ya” diyor. 2 gün sonra dosya oraya gittikten sonra bizim dava bozuldu. Yani yeniden dava açıldı. Yani takipsizliği kaldırdı mahkeme. Ama tabii şimdi ben bu konuşmanın arkasından tabii şaşırıyorum hayret ediyorum. Yani bu olay olunca ama ben mahkeme başkanı ile Adil Serdar Saçan konuştu etkiledi de davayı aleyhimize çevirtti demiyorum. Ben bilmiyorum aralarında ne geçti. Ne konuştular bilmiyorum. Yani ben hakimin iyi niyetle yaptığına inanırım samimi  kanaati olduğuna inanmak istiyorum. Yani o şekilde düşünüyorum. Ama bu tutanakları da ben milletimden gizleyemem.  Ne olup bittiğini bilmesi için insanların bunları söylemek durumundayım. Mesela Emin Şirin ile Aydın Doğan’ın ve Fatih Altaylı’nın avukatı olan Rezzan Aydınoğlu’nun arasındaki olan konuşmaları polis tespit etmiş. Yani kadın bizimle 10 yıldan beri uğraşıyor Fatih Altaylı ile birlikte. Bütün davaları açan, hakkımızda çete davası açtıran kadın. Fatih Altaylı da öyle. Ve bunlar Aydın Doğan’ın da tanıdığı olan kişiler. Aynı zamanda başka bağlantıları da var. Onları sonra anlatırız inşaAllah. Mesela bakın Emin Şirin diyor ki, birmedi diyor telefonda, “Alo” diyor, “bitmedi” diyor. Rezzan Aydınoğlu, “kaç klasör olmuş, diğerleri ile ilgili zaten bugün dosyalarını toparlayıp düzenliyordu. Tesadüfen gittiğimde, şimdi öbür şeyleri de...e.. bizi...çete olarak, anneleri de sikayet ettiklerini, sizi de dahil etmişler” diyor. Yani Rezzan Aydınoğlu, bazı aileler ve Emin Şirin, biz o zaman onları çete faaliyeti yaptıkları için şikayet etmiştik topluca. Çünkü organize bir hareket, içiçeler, iddia edilen Ergenekon Örgütü mensuplarıyla sürekli görüşüyorlar. Biz de kuşkulandığımız için şikayet etmiştik. Onu, ona bildiriyor, “Emin Şirin de bu çete örgütünün içindedir diye onun da takipsizlik kararını aldım. “Sizi hiç çağırmadan vermiş” diyor, savcı diyor “sizin hakkınızda bize” diyor. Yani direkt takipsizlik kararı vermiş diyor, sizi çağırmadan diyor. E olabilir, savcının takdir ediyoruz, yani onun kararına biz saygı duyarız, bir şey demiyoruz. Bir, bazı konuşmalar var, onları geçiyorum. Emin Şirin diyor ki, “Adnan Hoca” diyor, “o bu yaptırdığı konu yüzünden hapse girer” diyor. Rezzan Aydınoğlu, “evet” diyor. Bakın, hükmü vermişler, mahkemenin kararını biliyor. Bakın, Emin Şirin de biliyor, Rezzan Aydınoğlu da biliyor. Benim bildiğim mahkemenin ne karar vereceğini biz bilmeyiz, ama bunlar biliyor. Dolayısıyla diyor Rezzan Aydınoğlu, “bu şikayetin üzerinde duralım sonunda”. Emin Şirin, “yani ben bundan geri gitmiyorum”, diyor ve devam ediyor bazı konuşmalar var. Yani, polis tutanaklarını incelediğimizde Rezzan Aydınoğlu’nun, ailelerin, Emin Şirin’in, Adil Serdar Saçan’ın içiçe olduklarını görüyoruz ve bize karşı yoğun bir hukuki ve iftiraya dayalı da bazı konularda bir atak içinde olduklarını görüyoruz. Biz burada tabii kendimiz savunacağız, hukuki yönden savunacağız. Yani bu tutanaklar olmasa birçok konuyu da bilemeyecektik. Yani tevafuken öğrenmiş olduk, ki iddia edilen Ergenekon Örgüt’ü bizi bir numaralı hedef olarak göstertiyor, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün ana hedefi. Bilim Araştırma Vakfı ve Harun Yahya, ben. Tabii biz bunlardan çekindiğimizden değil, ben bir tek Allah’tan korkarım, ellerinden geleni artlarına koymasınlar. 8’er, 10’ar, 100’er 100’er gelsinler yani, bizim derdimiz değil. Ama yani bunları gizlice bu şekilde yapmaları, benim garibime gidiyor, şaşırtıcı buluyorum, hayret verici buluyorum, o benim anlatmak istediğim.

SUNUCU: Hocam, Serap Yılmaz sormuş. “Hocam, Suyuti, Berzenci gibi alimlerin Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerine dayanarak, ümmetin ömrü ile ilgili yaptıkları açıklamalardan ve Said Nursi Hazretleri’nin izahlarından, 2120’lerde kopması beklenen kıyametin yaklaştığını biliyoruz inşaAllah. Sanıyorum bu gerçek birçok insan tarafından da fark edilmiş ki 2012 gibi kıyametin tasvir edildiği filmler yapılmaya başlandı. Duyduğuma göre Dabbe 2 adında yeni bir filimde, Kuran’ı Kerim’e göre kıyametin nasıl kopacağı anlatılacakmış. Hocam Kıyamet Günü Kuran’da nasıl tarif edilmektedir? Serap Yılmaz.” 

ADNAN OKTAR: Serap kardeş maşaAllah bayağı olaylara yakından ilgili gibi görebildiğim kadarıyla. 2120’de inşaAllah tabii, Allahualem kıyamet kopacak. Yani çok içindeyiz ve çok yakın dönemdeyiz. Hatta bu 2012 ile ilgili filim de çok manidardır. Kıyameti anlatan bir filmin Allah tarafından yaratılmış olması, nedir bu fotoğrafta?

OKTAR BABUNA: Film Hocam inşaAllah... 

ADNAN OKTAR: Bakayım. Aç sesi, sesi var mı onun? Sesi pek yok, sadece görüntüsü var. E o da olur. Ha varmış. Evet, Kuran’daki açıklamalara çok uygun bu görüntüler. Evet, kıyamet böyle saatlerce sürecek. Kuran’ın izahlarına uygun bu şey.

OKTAR BABUNA: Biraz ileriye alabilirim isterseniz. 

ADNAN OKTAR: Hayır hayır. Normal akışı... “Denizlerin yandığını görürsün,” diyor Cenab-ı Allah, denizlerde de yangın olacak yani alev sırf karada değil, denizlerde de olacak inşaAllah. O dağların erimesi, o çökme o da normal, Kuran’a göre uygun. Yani Kuran’ın izahlarına uygun. Kaç dakikalık film bu?

OKTAR BABUNA: Birazdan bitiyor inşaAllah Hocam, son bir dakika. 

ADNAN OKTAR: Tamam. Binaların çöküşü açısından da Kuran’ın izahlarına uygun, evet.

OKTAR BABUNA: Denizlere kayıyor. 

ADNAN OKTAR: Evet şehirlerin denize kayması evet, dağların düzleşmesi, bunlar da Kuran’a uygun. Dağların kum gibi erimesinden bahsediyor Allah, o da uygun.... Dağların erimesi, denizlerin kaynaması, tutuşması ve gök, göğün açılması, yani o atmosfer yırtılması olacak onlar, hepsi uygun, yani birçoğu uygun, aslına uygun hazırlamışlar. Ama 2012’de bir kıyamet var. Fakat ruhların kıyamı var, yani o dünyanın dağılması değil. Kıyamet, çünkü kıyam ayağa kalkma anlamındadır... Yani insanlar manen ayağa kalkacaklardır 2012’de. 2120’dedir dünyanın dağılması. Gerçek kıyamet 2120’de inşaAllah. O devre, bir kere şu an İslam’ın hakimiyeti var, önümüzdeki yüzyıl içerisinde. Yani, hatta 70-80 yıllık bir dönem var inşaAllah. Bu dönemde hepsi olup bitecek. İnşaAllah. Bakın bugün de, dün de, evvelsi gün de, her gün bir ülkenin Türkiye ile kapısı açılıyor. Bağları açılıyor. Şimdi mesela Tacikistan’ın da değil mi? Vizesi kalktı. Bakın, sıradan önce vizeler kalkıyor. Arkasından pasaportların kalkması başlayacak, pasaporta gerek kalmayacak. Mesela Azerbaycan’a gidiş için sadece nüfus cüzdanı yetecek. İran’a gitmek için, Pakistan’a gitmek için sadece nüfus cüzdanı ile gidilecek. Suriye, Irak, Fas, Tunus, Cezayir hepsinde pasaport da kalkacak. Pasaport yoksa ne demektir bu? İşte Türk İslam Birliği oluştu demektir. İnşaAllah değil mi? Geriye de bir şey kalmamış olacak. Ama tabii asıl olan sevgi, kardeşlik, dostluk inşaAllah. Ama İsrail tam anlamıyla kurtulacak, Ermenistan kurtulacak, Filistin kurtulacak, bütün İslam ülkeleri kurtulacak ve büyük bir ferahlık ve rahatlık dönemi başlamış olacak inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Hakikaten bu fikirlerine tam şey oluyorlar, çünkü Hocamız’a hahamlar gelip-gidiyor, çok üst düzey hahamlar, bu ülkelerden temsilciler, hem çok hoşlarına gidiyor, hem tam katılıyorlar, hem de şiddetle arzu ediyorlar. Hocamız anlattı, Tevrat’taki bildirilen Mesih (a.s.) ile Mehdi (a.s.) aynı kişi diye. Onun alametleri de çok benzer zaten Mehdi (a.s.)’nin alametleriyle inşaAllah ve hepsi gerçekleşiyor hakikaten. Çok büyük ölçüde, 150’nin üzerinde alamet de gerçekleşmiş oldu. Birer birer devam ediyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: İran’dan da misafirlerimiz geldi, günlerden beri bizdeler. İnşaAllah. Ben canlı yayına çıkaracaktım onları, şimdi biraz yorgunlar, onun için çıkartmadım. İnşaAllah bir dahaki sefere. İnşaAllah.

OKTAR BABUNA: Mehdi (a.s.) Konseyi temsilcileri.

ADNAN OKTAR: Evet.

Efendim bu nedir? Vakit Gazetesi, yarınki evet. Yarınki sayısında ne var?

ADNAN OKTAR: BAV Davasında Bozma Gerekçeleri. Evet yarınki Vakit’de. Evet tabii bu ısrarlı olarak vurgulamaları, yargıda bir reformun yapılmasını isteyen bir çalışma bu. Yargının daha güvenilir olması, çünkü yargıda hakikaten iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün gölgesi var, onun kalkması gerekiyor. Yargının tam bağımsız olması gerekiyor. Yargının baskıdan arınmış olması gerekiyor ve yargının da yargılanmaya açık hala gelmesi gerekiyor. Yani yargı, yargılanmaya kapalıysa, yargının güvenilirliğine zarar gelebilir böyle bir durumda. Sekiz yıl süren diyor, BAV davasında yargılanan kişilere savunma hakkı tanınmaması, bozma gerekçesidir. Neye göre diyor bunu? Yargıtay Ceza Genel Kurul’nun 5.12.2006 tarih sayılı içtihadına dayandırarak söylüyor. Bu içtihatta ne diyor? Evrak üzerinde yapılan değerlendirme sonucunda, cezalandırılmasına karar verilmesi, savunma hakkının bütünüyle ortadan kaldırılması, yani savunma hakkı verilmiyor. Savunma hakkının bütünüyle ortadan kaldırılması sonucunu doğurduğundan, yasaya mutlaka aykırılık oluşturmakta, açıklanan nedenlerle dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine karar verildi. Yani bozma kararı vermiş. Evet. Ama tabii bizim davamızda mahkeme nasıl karar verir, o mahkemenin bileceği iş. Yani kendi mahkememize de saygılıyız, Yargıtay’ın vereceği karara da saygılıyız. Yerel mahkemenin, BAV davasındaki iki farklı Yargıtay ilamı arasındaki çelişkiyi gidermeden hüküm kurması bozma nedenidir diyor. Çünkü şöyle bir durum var, Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 9.10.2007 tarihinde BAV davasında 4422 sayılı yasa ihlali bulunmadığını kabul eden bir karar verdi. Fakat bu durumda Yargıtay’ın bir dairesi bu davada 4422 ihlali var dedi. Bu durumda arada bir çelişki olmuş oldu. Bunun yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun gidip, netleştirilmesi gerekiyordu. Yani 4422 mi, yoksa Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin dediği gibi 313 mü? Eğer çünkü 313’ten oluduğunda bizim davamız düşüyor. 4422’den ise, olması gerekiyor ise, 4422 de yürürlükten kalktığına göre, ne olması gerekiyor? 220 olması gerekiyor. Ama 220’ye göre karar vermedi 5. Ceza Dairesi, Yargıtay 5. Ceza Dairesi. Çünkü mahkeme karar veremedi. Mahkeme, ben yetkisizim dedi, bilmiyorum ben ne yapacağımı dedi, sordu 5. Ceza’ya. Yargıtay 5. Ceza Dairesi de, 313’e göre yargıla diye yeniden mahkemeye gönderdi. Değil mi? Çünkü o gerekçe gösterdi, 313’tür diye. Şimdi bu aradaki çelişki varken, biz de Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na bunun gitmesi için başvuruda bulunduk. Fakat mahkeme bunu 1,5 sene göndermedi ve karar verdi, mahkemeyi neticelendirdi. Bu da bir bozma nedeni oluyor Yargıtay Ceza Genel Kurulu karalarına göre bozma nedeni oluyor. Ama yine karar mahkemenindir, yerel mahkemeye de saygı duyuyoruz, Yargıtay’ın kararına da saygı duyuyoruz. Ama 4422’den bozma olunca, normalde en hafif olan maddeye göre yargılanması gerekiyor kişilerin değil mi? Lehe olan seçilmesi gerekiyor... O da 313, yani ağır olan seçilemiyor kanuna göre. Ama mahkeme takdirini böyle kullandı, biz de ona saygı duyuyoruz. Ama bu bir bozma nedeni burada demin anlattığım konu, tabii en doğru kararı yine mahkemeler verir inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz, ayrıca 4422 Ağustos 99’da çıkıyor. Bir kanun hiçbir zaman geriye işlemez, halbuki bütün suç isnadları, ki doğru olmadığına rağmen, suç isnadları hep bundan öncesine dayalı suç insadları yani 4422 de işlemiyor aslında. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. 

ADNAN OKTAR:Evet, 4422 sayılı kanun son anda çıktı değil mi? Bize yapılan isnadlar daha öncesine ait. Neyse vardır bir hayır inşaAllah, hikmetle yaratıyor Cenab-ı Allah. En azından Cenab-ı Allah insanları bilgilendirmemize vesile oluyor. Değil mi? Kanunları daha iyi insanların öğrenmesine sebep oluyor. Belkide yargı reformunun hızlanmasına vesile olacak değil mi? Bir ortamın oluşmasına da mevzu bahis olabilir. Her halükarda hikmet, hayır vardır.

Sen yine bize bir soru daha sor. 

SUNUCU: Soralım Hocam. “Adnan Hocam, Türkiye’nin Türk İslam aleminin doğal lider ülke olarak görüldüğünü uzun süredir söylüyorsunuz.” demiş Tuba Bulut, Ankara. “Nitekim çevre ülkelerden gelen birlik talepleri bunun açık gösterisi. Son olarak Suriye, İsrail aralarında ara bulucu olarak Fransa’yı değil Türkiye’yi istediğini belirtti. Hocam siz söylemiştiniz, Türkiye’nin önder olması diğer ülkelerin de çok huzurlu ve refah içerisinde yaşamalarına vesile olur diye. Bu sebeple olsa gerek Türkiye, doğal lider olarak kabul ediliyor. Sizin fikriniz nedir bu gelişmeyle ilgili?” demiş. 

ADNAN OKTAR: Çok açık. Yani nereye gitsek Türkiye hakem olsun diyorlar, Türk askeri gelsin diyorlar, Türkiye karar versin diyorlar, Türkiye’nin korumasında olsun diyorlar. Bu ne demektir?  Türk İslam Birliği’nini lideri Türkiye’dir diyor, doğal olarak diyorlar yani... Değil mi ? İnşaAllah. Suriye de orada görüşünü belirtmiş oluyor. Herkes, bütün Ortadoğu, bütün Balkanlar Türkiye’ye güveniyorlar. MaşaAllah.

Abdülkadir Bey bir soru sormuş. Demirdağ, Urfa’dan... “Hayırlı yayınlar dilerim. Hocam, Türk İslam Birliği’nin gereği olarak vizelerin kalkması gerektiğini söylediğinizden beri hızla vizeler kalkmaya başladı. Şimdi de Tacikistan, Türkiye arası vizeler kaldırıldı, ayrıca gazetelerde şimdi vizeleri kaldırma sırası Ukrayna’da diye habeler çıktı, maşaAllah. Hocam, bundan sonraki adım ne olmalı, birliğimizin gelişmesi için?”

ADNAN OKTAR: Bundan sonra pasaportlar. Önce vizeler kalkacak, sonra pasaportlar kalkacak. Sonra Türk İslam Birliği oluştu mu deseler, ben bir şaşırırım çünkü elini kolunu sallayarak insan Azerbaycan’a gidiyorsa, nüfus cüzdanını cebine koyup, Kazakistan’a, Tacikistan’a, Suriye’ye, Irak’a gidiyorsa bu nedir bu? Yani biz bastık gidip Konya’ya gidebiliyoruz değil mi? Erzurum’a gidiyoruz, e oradan da basıp aşağıya Irak’a, Suriye’ye gidiyorsak bu nedir? Kazakistan’a, Türkistan’a gidiyorsak nedir? İşte bunun adına Türk İslam Birliği derler. Sevgiyi de, muhabbeti de coşturursak, bitti bu kadar.

SUNUCU: “Hocam, Almanya’nın eski Başbakan’ı Gerard, İsviçre’deki minare yasağı kararını sert bir dille eleştirdi. Müslümanlara ve İslamiyet’e olumsuz bakılmaması gerektiğini söyleyen İslamiyet siyasi bir ideoloji değil barışçı bir dindir. Kuran bunu öğretir dedi. Özellikle Almanlar’ın İslamiyet’in şiddet lehine olduğuna ilişkin sahte açıklamalarla aldanmamaları gerektiğini kaydeden, geçen yüzyılda 2. Dünya Savaşı’na neden olanlar Müslüman devletler değildi. Diğer insanlara karşı şımarıklık etmeye hiç hakkımız yok diye de ekledi. Hocam, sizin de yıllardır üzerinde durduğunuz gibi İslam dininin barış ve sevgiyi esas alan bir din olduğunun, siyasiler tarafından da anlaşılıp açıkça dile getirilmesi beni Müslüman olarak çok mutlu ediyor. Selam ve dua ile.” Antalya’dan Kemal. 

ADNAN OKTAR: Aleykümselam. Kemal kardeş çok güzel konuşmuş maşaAllah. Dünya liderlerinin bu kadar İslamı savunması bana Hz. Mesih’in gelmiş olması ihtimalini daha da güçlendiriyor kalbimde. Çünkü Mesih’in talebeleri dünyaya dağılıp bu kişileri ikna ediyorlarmış gibi bir görünüm var. Yani, çünkü hiç alakasız insanlar bile İslamı savunmaya başladılar. Putin’den tutun... Chavez artık yani, Chavez gibi adam. Kızıl komünist biliniyor adam, O da İslam’ı, Kuran’ı savunuyor. Ve, Mehdi’nin ve İsa (a.s.)’ın geleceğinden bahsediyor ki; buradan kendisine selam ediyorum, tebrik ediyorum. Ben öyle komünisti yani baştacı ederim, öyle olduktan sonra değil mi? Çok değerli bir insan maşaAllah. Hugo Chavez. Tony Blair. Sarkozy... say say say bitmez yani maşaAllah. Hepsinin de İslama, Kuran’a, Allah’a karşı bir hayranlık, muhabbet, sevgi gelişmeye başladı. Bu da Mesih’in gelmiş olması ihtimalini çok ciddi şekilde yükseltiyor. Ama biraz daha beklersek daha da iyi anlarız inşaAllah.

SUNUCU: Dilsu Karaağaç’tan yazmış Hocam. “Sevgili Hocam, Darwin DNA’yı bilseydi isimli muhteşem kitabınızı okudum. Allah’ın yarattığı küçük bir molekül olan DNA’nın içindeki bu kompleks yapı bir kişinin iman etmesi için çok önemli bir iman hakikati Hocam. Acaba bilimden uzak açıklamalar yapan evrimciler bilgi olarak bir milyon ansiklopedi sayfasını doldurabilecek bir DNA molekülünün de tesadüfen oluştuğuna mı inanıyorlar ki, bunun imkansız olduğunu bence biliyorlardır. Hocam bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?”

ADNAN OKTAR: Benim düşüncem şu; Darwinistler moleküler biyoloji konusunu inceleseler Darwinizm konusunda hiçbir kuşkuları kalmayacaktır. Çünkü bakın artık dünyaca ünlü bütün profesörler, bilim adamları şu noktada bir ittifak etmeye başladılar. Kromozomlar ve protein mutlaka üstün bir güç tarafından yapıldı, meydana getirildi. Ama diyorlar, biz buna Allah demiyoruz diyorlar, bu olsa olsa uzaylı bir zekanın yaptığı bir şey olabilir diyorlar. Yani evet, bunun diyorlar tesadüfen olması mümkün değil diyorlar, imkansız. Ama uzaylı dostlarımız diyorlar çok çok akıllı oldukları için acaba onlar mı yapmışlardır diyorlar. Şimdi bu çizgiye geldilerse bir aşama sonra Allah’ı kabul edecekler demektir. Çünkü artık burada yaratılışı kabul ediyorlar, üstün bir zekanın gücünü kabul ediyorlar. Nasıl kabul etmesinler, çünkü bir proteinin oluşması için, bir kere hücreye ihtiyaç var bir değil mi?

OKTAR BABUNA : Sadece hücre sentezleyebiliyor.

ADNAN OKTAR: Bak hücre gerekiyor protein oluşması için, yine ayrıca yetmiş tür proteine ihtiyaç var ve DNA’ya ihtiyaç var. O zaman protein tesadüfen nasıl meydana gelsin. Proteinin meydana gelmesi için protein meydana gelmesi gerekiyor. Ve hücre meydana gelmesi gerekiyor. Yani tam bir açmaza girdiler. Dolayısıyla bundan sonra artık böyle bir şey iddia etmeleri mümkün değil. Tam kitlenmiş haldeler. Benim kanaatim cahil kitlelerde bir parça daha direnme devam edecektir. Bir süre sonra onların da çözüleceğini düşünüyorum. Ama ısrarla anlatmak gerekiyor. Onun için kardeşlerimiz her gittikleri yerde anlatsınlar, izah etsinler, mesela çok kısa özlü bilgiler de verebilirler, detaya gerek yok. Mesela diyecekki bir proteinin meydana gelmesi için bir proteine ihtiyaç var bitti. Yani bu sıfır ihtimal demektir. Değil mi? Yani fosilleri anlatmalarına bile gerek yok. Yani 300 milyon fosil var yaratılışı ispat eden, 300 milyonunda üstünde şu an daha da gittikçe artıyor sayısı. Onun için bu konu bitmiştir, Allah’ın izniyle. Onlar da akıllarını başlarına alsınlar Allah’ın varlığı apaçık, yaratılış apaçık. Fakat, yaratılış konusunda eğer bilgileri eksikse onları sorsunlar, Darwinizm konusu bir kere bitti, ona hiç girmeyelim. Ama Kuran’ı tanımak istiyorlarsa, İslam’ı tanımak istiyorlarsa o konuda bilgi verelim.

Kuran dedim biraz Kuran’dan yine devam edelim isterseniz. Efendim, bakayım... Şeytandan Allah’a sığınırım. Nuh suresinde, bakın Nuh diyor ki; “fakat davet etmem”, şeytandan Allah’a sığınıyorum, “bir kaçıştan başkasını artırmadı.” Mesela biz de bazen tebliğ yapıyoruz sadece bizden kaçıyor adamlar, bak Nuh da diyor ki, “bir kaçıştan başkasını artırmadı”. Allah diyor “müslümanlardan aslandan ürkmüş yaban eşşeği gibi kaçar dinsizler” diyor. Aslanı gördümü nasıl yaban eşşekleri deli gibi kaçıyorlar, imanlı müslümanı da gördümü dinsiz ateistler diyor, yani genel anlamda diyor yoksa dinleyenlerde olur ama genel anlam esastır. Büyük bir bölümünün kaçtığını söylüyor Allah. Kaçarlar diyor, hakikaten biz de öyle karşılaşıyoruz adam bir an önce kaçmanın peşinde oluyor. “Doğrusu ben onları bağışlaman için her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar”. Yani dinlemek istemediler diyor. “Örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça, büyüklük gösterip direndiler”. Enaniyet, gurur ve kibir yapıyorlar ya böyle, büyük dağları ben yarattım der gibi haşa. “Sonra onları açıktan açığa davet ettim”. Mesela biz de açıktan açığa davet ediyoruz televizyondan, radyolardan. “Daha sonra onlara açıkça ilan ettim”. Kuran’ı, İslam’ı, davasını, tabii o zamanki hak kitap neyse o yani  Kuran. Anlamaları için söylüyorum dinyeyicilerin. “Ve kendilerine gizli gizli yollarla da yanaşmak istedim”. Yani özelde sohbet etmek istemiş yanlız teke tekte konuştum diyor. Birebir gizlice de anlattım diyor. Ama hiçbir şekilde dinlemiyorlar.

Bakın diyor ki kıyamet zamanı küfür için, imansızların konumunu anlatıyor Allah; Mearic suresi 11, “Onlar birbirlerine gösterilirler”. Yani mesela çocuğu,babası,annesi,kızkardeşi, akrabaları hepsi birbirlerinegösteriliyorlar ahirette, Allah hepsini bir araya getiriyor. “Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister”. Allah’a diyor ki, oğullarımı vereyim hepsini diyor, bunların hepsini cehenneme at diyor Allah’a, deli oldukları için akılsızlar, beni bırak diyor. Ama bak oğlunu gözden çıkartmış, burada diyorki oğlum, ailem aman ben ayrılmam parçam diyorlar ya böyle numaralar yapıyorlar, ahirette öyle yapmıyor. Oğullarını fidye olarak vermek ister diyor. Bunları al Yarabbi diyor beni bırak diyor. Kendi eşini, karısını da veriyor. Allah denemek için onları bir imtihan ediyor orada, yani ahlaksızlıklarını gösteriyor insanlara , eşini de veriyor, bunu da al Yarabbi diyor. Kardeşini, bunu da al diyor. Kardeşimi de al, bunu da al ama beni bırak diyor Allah’a. “Ve onu barındıran aşiretini de”. Yani bütün akrabalarını, tanıdık, okul arkadaşlarını falan hepsini onları da al diyor. Evet, “yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de)” diyor “sonra bir kurtulsa” diyor. Yani öyle bir kafadadır diyor Allah. “Hayır” diyor Allah “(hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan bir ateştir. Başın derisini kavurup-soyar”. Ateşin bir anda yanmasıyla kafasından saçları, derisi ve alın derisi açılıyor, ateşin gücünden. “Yüz çevirip arkasını döneni çağırır-durur”. Hani müsülmanlardan yüz çevirip kaçıyorlar ya, onları sürekli çağırıyor bu sefer ateş, cehennem, buraya gel diyor. Onlar da kaçıyorlar sürekli. “Gerçekten insanlar bencil ve haris olarak yaratıldı” diyor Cenab-ı Allah yani egoist kendi çıkarlarının peşinde, işte yiyecek bulsun, giyecek bulsun, iyi bir koca bulsun, iyi yesin, iyi giysin, iyi bir evi olsun. Bencil yani diğer insanları düşünmüyor ve haris yani ihtiraslı; daha fazla daha fazla istiyor. “Kendisine bir kötülük dokunduğu zaman feryadı basar.” Bas bas bağırır diyor yani aleyhine, çıkarına ters bir şey olduğunda yaygara yapar işte görüyorsunuz, söylememe gerek yok. “Ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur ve cimrilik eder.”  Yani kazançlı olursa, paralı pullu olursa gücü makamı artarsa bu sefer enaniyet ve kibir geliyor. Dostlarıyla görüşmüyor, insanlarla görüşmüyor, iyilik yapanları engelliyor, ahlaksızlaşıyor bir kısmı için tabii Cenab-ı Allah bunu söylüyor. “Ancak namaz kılanlar hariç” diyor Allah. Namaz kılanlar üstündür diyor Allah, namaz kılmanın önemine dikkat çekiyor Kuran. “Ki onlar namazlarında süreklidirler.” Yani beş vakit namazlarını kılarlar diyor Allah. “Ve onların mallarında belirli bir hak vardır.” Mallarında Allah için dağıtıyor Müslümanlar. “Yoksul ve yoksul olanlar için’’ bakın Kuran’ın sosyal adalet anlayışı. Allah yoksulların korunmasını ve yoksul onların iyi konuma getirilmesini Kuran’da mühim bir hedef olarak gösterir Allah, farz kılar yoksulların korunmasını. Ve 34. ayette diyor Cenab-ı Allah; “namazlarını titizlikle koruyanlardır.’’ “Gerçekten o Kuran kâfirler için hasrettir’’ diyor Cenab-ı Allah. Hasrete düşecekler ahirette, keşke Kuran’a uysaydık, keşke bu hallere düşmeseydik diye o hasreti yaşayacaklar diyor Cenab-ı Allah. “Ve şüphesiz o kesin bir gerçektir’’diyor Cenab-ı Allah’’ yani net gerçektir diyor. “Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et “diyor, “Allah-u Ekber’’ deyin diyor inşaAllah. “Yeryüzü ve dağların yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı’’, filmde onu görüyorduk değil mi? Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılıyor, asfaltlar sökülüyor, zemin kalkıyor değil mi? Bak; “yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı’’ üst üste biliyorsunuz iki çarpma var. “ardından’’ diyor ayet “ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp, parça parça olacağı zaman’’ bu son çarpma muhtemelen benim anladığım ayın çarpması, önce büyük bir gök taşı çarpıyor, arkasından daha büyük bir gök taşı çarpıyor dünyanın dönüş istikametini bozuyorlar yani yörüngesinden çıkarıyorlar dünyayı. Terse dönmeye başlıyor. Ama bu son çarpmada, ardından tek bir çarpma ile birbirine çarpılıp parça parça olacağı zaman, yani çarpmanın etkisiyle dünya da tamamen dağılıyor, dümdüz dağılıyor. Ay da dağılacak, çok şiddetli bir çarpma olacak. “işte o gün (vakıa) gerçek olan kıyamet artık vuku bulmuştur, gök yarılıp çatlamıştır’’ atmosfer bozulmuştur diyor “artık o gün sarkmış, zaafa uğramıştır.’’yani bütün bulutlar dağılıyorlar, “sarkmış, zaafa uğramıştır’’ zayıflıyor, gücü gidiyor. “Melekler ise onun çevresi üzerindeler’’ melekler artık alenen görünüyorlar. “O gün Rabbinin arşını onların üzerinde sekiz melek taşır.’’ Cenab-ı Allah’ın bir arşı var onu Allah meleklere taşıtıyor, bir güzellik, ihtişam olarak görülecek inşaAllah. Allah’ın arşı zaten çok süslü ve çok ihtişamlıdır, bir güzellik olarak, insanların hoşuna gitsin diye Cenab-ı Allah’ın yaptığı bir süstür bu inşaAllah. Müminler için; “artık o hoşnut bir yaşama içindedir’’diyor Cenab-ı Allah. “Yüksek bir köşkte’’ çok yüksektir cennet köşkleri, yüksek yerlere kurulmuştur böyle alt tarafa doğru bir zemin vardır. Mesela ormanlık yeşillik alanlar vardır, köşkler yüksektir. “Devşirilecek meyve ve eşsiz ürünleri çok yakındır’’ yani meyve çok yakın istediği an hemen elde edebiliyorlar. Küfür diyor ki; “kitabı sol elinden verilen ise o der ki; keşke kitabım bana verilmeseydi’’ yani ne yaptığıma dair bilgi bana verilmeseydi. “Hesabımı hiç bilmeseydim, keşke o ölüm her şeyi bitirseydi’’ keşke yok olsaydı, toprak olsaydı diyor. “Malım bana hiçbir yarar sağlamadı’’ yani benim fabrikalarım, yatlarım, katlarım bana hiçbir yarar sağlamadı, “güç ve kudretim yok olup gitti’’ yani genel müdür olması ve yahut ünlü bir armatör olması hiçbir işine yaramıyor eğer Allah’a inanmıyorsa. Mesela bak diyor ki Allah; “yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı’’ yoksulların bakımın, onlara yemek verilmesi, onlara kıyafet verilmesi Kuran’da hep emredilir. Köleyi özgürlüğe kavuşturmak, fakirlere yardım etmek, sosyal adaleti sağlamak. 

Hakka Suresi 7. ayet. Bakın bu da çok manidardır. 7. ayet; “Onu yedi gece sekiz gün aralıksız üzerlerine musallat etti.’’ 7 ayette 7’den bahsediyor Allah. Hakka Suresi. Şimdi de ekonomik kriz 7 yıl, 2007’de başladı, 2014’e kadar inşaAllah devam edecek. “Yedi gece ve sekiz gün’’ yani 2014’ün bitimiyle beraber başlıyor, kurtuluş başlayacak inşaAllah. “sekiz gün aralıksız üzerlerine musallat etti, öyle ki kavmin orada sanki içi, kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yıkıldığını görürsün’’ boş insanlar, boş hurma kütüğü gibidir diyor Allah. Et var, kemik var ama adamda ruh yok, ahlak yok, kişilik yok, derinlik yok, tutku yok, vicdan yok, merhamet yok değil mi? Akıl yok. Ne var? İşte yalancılık var, sahtekârlık var, egoistlik, bencillik, vefasızlık, sadakatsizlik. Cenab-ı Allah onları ‘içi boş hurma kütüğü’’ gibi gösteriyor Cenab-ı Allah.  Et yığını. Bizim her zaman söylediğimiz konu. 

Gördüğüm kadarıyla 3 dakikamız var. Var mı Oktar söyleyeceğin bir şeyler? 

OKTAR BABUNA: Hocam hem hayvan resimleri var hem de kromozomlarla ilgili bir şey var. 

ADNAN OKTAR: Şu hayvanları göreyim bakayım. 

Ne şeker şey bunlar büyük bir huzur içinde uyuyorlar. O da annesiyle… MaşaAllah. Saydam değil mi kanatları maşaAllah çok güzel. Tam bir simetri var değil mi? Sağında ne varsa solunda da var aynısı. En ince detaylarına kadar aynı. Hani mutasyona uğramıştı? Mutasyonda dengesizlik var, bunda simetri ve düzgünlük var. Çünkü sağda olanın, solda olanla aynı olması mutasyon iddiasını tamamen ortadan kaldırıyor. Mutasyon çünkü bozar ve anormal bir şekil meydana getirir. Burada geometrik, düzgün, mükemmel şekiller var. Çizgiler birbirine paralel. Kutucuklar son derece düzgün ve simetrik, çizilmiş gibi ve renkler de çok mükemmel. Duyargalarında, bacaklarında her yerde bu görülüyor ve hücre yapısında. Mesela bak uçlarda görüyor musun? Küçük küçük süsü var. Bak öbür tarafta da aynısı var. Her böcekte her varlıkta bunu görebilirsiniz? Mesela bunda da öyle tıpa tıp aynıdır. Annesini bulmuş gezintiye çıkmış, yatta gider gibi baksana. Ooo üç ahbap çavuş.  Bakın burada da görüyorsunuz simetrinin düzgünlüğünü. Bunlar diyor ki, evrimciler; “şurası mutasyonlar oldu’’. E kardeşim diğer tarafta da aynısı oluyor. Bu düzgünlük akıl almaz bir düzgünlük ve mükemmel bir renk yapısı var. Bir de altın oran kullanılmış ayrıca. Hepsinde altın oran var.

 Evet, bitmiş herhalde vaktimiz. Tamam kapatalım inşaAllah. 

SUNUCU: Evet değerli izleyiciler bir güzel sohbetin daha sonuna geldik. Yarın tekrar bu saatte sizlerle birlikteyiz. İyi akşamlar diliyorum.

13 Aralık 2009



Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY CATHOLIC RADIO INTERNATIONAL (February 28, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN AZADLIQ QƏZETİ REPORTAJI (14 Sentyabr 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY BBC (October 10, 2008) (English) 
LA ENTREVISTA DE ADNAN OKTAR EN LA RADIO NACIONAL DE COLOMBIA (25 Septiembre 2009) (Español) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN DÖVLƏT RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (25 Avril 2008) (Azerbaijani) 
INTERVISTA E HARUN YAHYAHIT ME RADIO KONTAKTIN (2 Tetor 2009) (Shqiptar) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AWAZ FM (SCOTLAND) (July 23, 2009) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAM CHANNEL (June 21, 2008) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN NOVOYE VREMYA REPORTAJI (6 Oktyabr 2008) (Azerbaijani) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON ALLAN HANDELMAN SHOW, FM TALK WZTK, NORTH CAROLINA (February 9, 2010) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY LE MONDE (May 18, 2008) (English) 
INTERVIEW AVEC ADNAN OKTAR PAR RTBF (MARS 26, 2009) (Français) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY THE WASHINGTON POST (October 26, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY THE MIDDLE EAST PRESS AGENCY (EGYPT) (September 6, 2008) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AHLULBAIT RADIO (NORWAY) (October 15, 2009) (English) 
ADNAN OKTAR TELLS... MALE-FEMALE RELATIONS IN TODAY'S SOCIETY, THE CONCEPT OF MARRIAGE (2) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY TIMOTHY FURNISH (December 14, 2008) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY UNITY FM (BIRMINGHAM, UK) (October 2, 2009) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDON) (September 1, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ERIC MICHAEL JOHNSON OF SKEPTIC MAGAZINE (June 2, 2009) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (4 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (16 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (1 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ONE LEGACY RADIO RÖPORTAJI (LOS ANGELES, ABD) (16 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (20 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN NEWS TALK NEWS 1070 KNTH RÖPORTAJI (HOUSTON, TEKSAS, ABD) (21 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KURV TALK RADIO'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (TEKSAS, ABD) (23 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN ALLAN HANDELMAN SHOW, FM TALK WZTK, KUZEY CAROLINA, ABD RÖPORTAJI (9 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (5 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN C.S: LEWIS SOCIETY & ARN (ACCESS RESEARCH NETWORK)'DEN KEVIN WIRTH İLE YAPTIĞI RADYO RÖPORTAJI (3 MART 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN THE LESLIE MARSHALL SHOW RÖPORTAJI (9 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (11 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN VİDEO KONFERANS İLE KATILDIĞI İSVİÇRE KONFERANSI (9 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (12 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (14 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (13 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (1 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (15 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (2 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (3 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009) ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007) ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007)
ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (18 Mart 2010) SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 - ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ARTE TV RÖPORTAJI (FRANSA-ALMANYA) (4 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KANAL 9'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (31 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (31 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO STATION (KUZEY CAROLINA) RÖPORTAJI (3 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI YAYINI (7 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL URFA, ADIYAMAN ASU VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Kasım 2009)