Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (21 Mart 2009)

/*****************/

ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI
(21 Mart 2009)
 

MUHABİR: Efendim merhabalar herkese, yine bir cumartesi günü öğleden sonrasında bizler sizlerle olan birlikteliğimize başlıyoruz. Her hafta olduğu gibi bizler yine İstanbul’dan yaklaşık iki saat sürecek canlı yayınımızla sizlerin sorularını cevaplamaya gayret göstereceğiz Adnan Oktar ile birlikte. Evet, hafta içerisinde gelen birçok maili değerlendirme şansımız olacak ve bununla birlikte yine yayın süresince sizler bizlere ahirzamansohbetleri@hotmail.com, info@kanal35.com.tr adreslerinden ulaşabileceğiniz gibi, yine cep telefonlarınızın mesaj yaz bölümüne girdikten sonra, Kanal 35 yazarak bir boşluk bırakacaksınız ve sorularınızı 3834’e göndererek yine bize aktarabilme şansınız olacak. Hepiniz hoş geldiniz yayınımıza biz de haftalar sonrasında güneşli bir İstanbul gününde hoş geldik diyoruz. Hoş bulduk diyoruz.

ADNAN OKTAR: Hoş geldiniz sizlerde hoş geldiniz

MUHABİR: Nasılsınız Hocam geçtiğimiz haftadan bu yana?

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun, sizler de iyisiniz?

MUHABİR: Bizler de çok iyiyiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çok zinde gördüm sizi, maşaAllah.

MUHABİR: Çok iyiyiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah,

MUHABİR: Evet havanın da etkisiyle zannediyorum ki, güneşi de görünce daha bir pozitif bakıyoruz güne herhalde,

ADNAN OKTAR: MaşaAllah,

MUHABİR: Oldukça yoğun bir gündem, yoğun bir hafta geçirdik yine her zaman olduğu gibi. Yerel seçimler var önümüzdeki hafta, onun da yorgunluğu var aslında üzerimizde ama bütün Türkiye’nin üzerinde olduğu gibi. Nasıl görüyorsunuz 29 Mart’ı, yerel seçimlerini, iktidar partisinin oylarının azalacağı söyleniyor. İktidar partisi 2004 yerel seçimlerini baz alıyor. Ne, neler düşünüyorsunuz bu konuda?

ADNAN OKTAR: Ben seçimlerde vatandaşlarıma şunu tavsiye ederim. Sevgiyi, şefkati, muhabbeti kim savunuyorsa, kim mütevazı ise, kim vatandaşlarımızı kucaklıyorsa, kim büyüklük hissine kapılmıyorsa, onlara güveniyorsa, ona oy versinler. Yahut onlara, kimse onlar. İnşaAllah,

MUHABİR: Evet yine tam anlamıyla aslında bir festival şeklinde geçiyor seçim çalışmaları

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah, 

MUHABİR: Ama birçok kişinin de yorulduğunu hisseder gibiyim. 29 Mart’ı bekliyoruz,

ADNAN OKTAR: Hayırlısı,

MUHABİR: Önümüzdeki hafta nasip olursa tekrar cumartesi günü bunun değerlendirmesini yapacağız. Şimdi gün geçmiyor ki, yaklaşık 2-3 haftadır bizler sürekli gazete manşetlerinde Darwin’i görüyoruz. Televizyon programlarında Darwin’i görüyoruz. Ve en sonunda bu hafta yine geçtiğimiz akşam bir programda yaklaşık 3-4 saat boyunca enteresan tartışmalara tanık olduk. Çok güzeldi ama değerlendirmeye baktığımız zaman da çok fazla insanın artık her zaman her programda söylediğimiz gibi evrime inanmadığını gördük. Nasıl değerlendiriyorsunuz hafta içerisinde yayınlanan bu programı?

ADNAN OKTAR: Program güzel de fakat verilen cevaplar doyurucu olmadı. Hiç doyurucu olmadı. Hoca orada tek başına anlattı. Diğer şahıslar da bir anlamda tek yanlı dinlemiş oldular. Hâlbuki hepsinin çok kapsamlı, geniş, doyurucu cevapları vardı. Çok net, mat edecek cevaplar vardı. Hemen hemen hiçbir cevabı vermediler. Bizi de oraya çağırmadıkları için, hoca da geniş alanda istediği gibi at koşturdu yani.

MUHABİR: Evet böyle bir teklif gelmedi değil mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Gelmez. Çünkü gelirse, 15 dakika sürmez yani, anında bitiririm. Çünkü Dawkins de öyle, şiddetle kaçınıyor. Çünkü nasıl savunsun, neyi savunsun? Mesela diyor ki orada Celal Hoca, ara fosiller var. Hem de zibil gibi, mebzul var dedi. Çıt yok, bir kişi demedi ki, Hocam bir tane getirin, şuraya masanın üzerine koyun. Hocamız 10 trilyon vereceğini söyledi. Değil mi Sayın Adnan Oktar 10 milyon, 10 trilyon vereceğim dedi. Getir şuraya, hem 10 trilyonu al git, hem de biz bir ara fosil görmüş olalım demediler.

MUHABİR: Evet, dinozorları ara fosil olarak nitelendiriyor. Ara geçiş formu olarak nitelendiriyor.

ADNAN OKTAR: Dinozorlar, tam mükemmel bütün canlılardır. Ara fosil özelliği sıfırdır onlarda yani her yönden, omurga yapıları, çene yapısı, her yönüyle tam mükemmel canlıdır. Ne alaka, yani çıt çıkmadı oradan yani, fil ne kadar ara fosilse, efendim su aygırı ne kadar ara fosilse, o da o kadar ara fosil olur. Çünkü tam mükemmel canlı, ara fosil demek, bir hayvanın yavaş yavaş geliştiğine dair, mesela beş parmaklı olduğunu düşünelim. İki parmaklar yapışık, üstte de üç tane daha parmak var, ensesinden bir kulak çıkmış, tepesinden bir kol çıkmış ve böyle milyonlarca varlık olması gerekiyor. Ara fosil denilen şey budur. Mükemmel, tam kusursuz canlıya ara fosil denir mi?

MUHABİR: Evet, yani konuşuyorlar ama delil getiremiyorlar, delil getiremedikleri sürece de zaten bu teorinin olmadığı çok net bir şekilde, göstermiş oluyorlar aslında ama

ADNAN OKTAR: Hayır hiçbir Darwinist zaten onu ara fosil olarak kabul etmez, etmiyor. Orada Celal Hoca çıktı, onlar hemen süt liman sustular. Hâlbuki olayın gerçek yönü öyle değil, mesela şu göz olayını anlattı. Görme olayını anlattı. İşte terliksi hayvandan bahsetti. Kardeşim kimse orada çıkıp, trilobitlerin gözü çok daha gelişmiş, çok daha mükemmel demedi. Mesela bakın elimizde var. Buyurun, öyle plastikten falan da değil, hakiki trilobit

MUHABİR: Evet gösterebilirsek, arkadaşlar

ADNAN OKTAR: Bakın, yaşı 354 milyon yıl, Celal Hoca’ya sunulur. Trilobit, gözleri bak burada görülüyor. Çok mükemmel bir göz yapısına sahip, ayrıca detayda vereceğim yine,

MUHABİR: Yardımcı olabilirim size

ADNAN OKTAR: Efendim, şöyle olabilir şunlar sizde dursun. Bunlar da bende dursun. Ben trilobite bakayım. Siz de oradan bakın. Rastladınız evet siz de

MUHABİR: Evet trilobit fosili şöyle gösterelim.

ADNAN OKTAR: Bir de onun yakın bakın burada göz açıkça görülüyor. Şurada da elinizdeki bir geçti, şu geçtiğiniz, evet. Bakın Celal Hocamıza sunulur. Dikkatlice baksın, mükemmel bir trilobit gözü, en gelişmiş şeklinde, görüyorsunuz, göz mercekleri de açık açık görülüyor. O daha terliksi hayvandan bahsediyordu ışığa duyarlı, atı alan Üsküdar’ı geçmiş o dönemde bunlar mükemmel göz, tam gelişmiş trilobit gözü evet.

MUHABİR: Bunun dışında yine burada bir başka fosilimiz daha var sanıyorum.

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Ona da yardımcı olayım ben size,

ADNAN OKTAR: Estağfurullah,

MUHABİR: Buyurun.

ADNAN OKTAR: Mesela 24 milyon yıllık istiridye fosili, şu anki hali bu sol elimde görünen, bakın 24 milyon yıldan beri aynı, hiçbir değişikliğe uğramamış Celal Hocamıza sunulur. Biz istiyoruz ki, Celal Hocam da buna benzer dinozor, minazor getirmeye kalkmasın da çünkü dinozor zaten mükemmel bir canlı,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Yani kusursuz bir canlı, onun ara fosil olmayacağı belli o zaman fili de alıp getirsin yani dinozor olursa, olur mu öyle şey?

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Ara fosilin ne olduğunu bilmiyor daha Celal Hoca benim kanaatim.

MUHABİR: Peki ara fosilin tam anlamıyla tanımını yapamıyorlar zannediyorum ki

ADNAN OKTAR: Hayır mükemmel canlıdan ara fosil olur mu? Mesela, atın evriminde de o hatayı işliyorlar. Mesela normal mükemmel canlılar var. Her yönden oturmuş, şimdi mesela, atın farz edelim kafasının gelişmesi diyelim. Kafa yandan bir uzaması gerekiyor. Oradan bir şöyle kule gibi bir şey çıkması gerekir. Atın mesela bir gözü sırtında olması gerekir. Göz efendim küre biçimini alır bir tanesi, bir tanesi bilmem başka bir şey çünkü bunlar diyor ki, mutasyonlar çok anormal varlıklar meydana getiriyordu diyorlar. Bu anormal varlıkları biz işte göremiyoruz. Hep mükemmel varlık görüyoruz. Mutasyon mükemmel varlık, hadi diyelim ki bir tane yaptı. Ama tamamen mükemmel yani 100 milyar, 100 milyon fosilin tamamı mükemmel, öyle olursa bu yaratılışı göstertir. Ama bizim dediğimiz gibi böyle garip mahluklar olsa, milyonlarca, milyarlarca, ki olması gerekiyor. Darwin de bunu söylüyor. O zaman derdik ki Allah böyle mutasyonları vesile etmiştir, böyle yaratmıştır diyecektik. Ama böyle bir şey yok.

MUHABİR: Evet bu arada bir de hurma, zenci insan figürü var. Değil mi?

ADNAN OKTAR: Evet evet

MUHABİR: Hurma, zenci insan arada bir şey daha vardı ama tam olarak hatırlayamıyorum.

ADNAN OKTAR: İbni Miskeveyh denen bir vatandaş, işte biz diyor hurmadan olduk diyor. Bir de bu çıktı şimdi bir de bununla uğraşıyoruz. Biri mikroptan olduğunu söylüyor. Biri hurmadan olduğunu söylüyor. Biri solucandan, biri tarla faresinden olduğunu söylüyor. Bizim de işimiz gücümüz bunlara cevap yetiştirmek oluyor. Bunları açıklamak oluyor. Mecburen açıklayacağız tabi, dinin bir gereği. 

MUHABİR: Bir hurma ağacı yaprağı fosili göstereyim müsaadenizle,

ADNAN OKTAR: Evet 60 milyon yıldan beri hiçbir değişikliğe uğramamış

MUHABİR: Geçen haftada Yaratılış Atlası’nda da göstermiştik aynı zamanda izleyenlerimize

ADNAN OKTAR: Pardon daha eski bu 145 milyon yıllık, bu tabi 145 milyon yıllık fakat daha genç fosiller de var. Bu 145 milyon yıllık

MUHABİR: 145 milyon yıl

ADNAN OKTAR: Hiçbir değişikliğe uğramamış tabi

MUHABİR: Hiçbir değişiklik olmamış.

ADNAN OKTAR: Her yıla ait var aşağı yukarı, ne kadar isterse getirelim.

MUHABİR:  O akşam öğrencilerin sorduğu sorulardan bir tanesi de madem evrim diye bir şey var. Neden insana geldikten sonra, insandan sonra bir evrimleşme söz konusu olmadı denildiğinde, verilen cevap da çok doyurucu nitelikte değildi açıkça söylemek gerekirse,

ADNAN OKTAR: Ya aslında Celal Hoca’ya karşı çok şey kaldılar, pasif kaldılar. Adam tek başına yani boş alanı buldu. İstediği gibi konuştu. Böyle olmaz. Mesela diyor, uygulamalı olarak göstertti hayvanlar otların arasına saklanıyorlardı diyor. Ondan sonra işte saklananlar, ayağa kalkanlardan daha avantajlı diyor. Şimdi Celal Hoca’ya sormak lazım, bir ayıyla aynı ortamda olsa, ayı dört ayağıyla koşsa, Celal Hoca da iki ayağıyla koşsa, kim kimi geçer. Ayı Celal Hoca’ya 5 basar yani onun tozuna yetişemez yani dört ayakla koşmak avantajdır hayvan için.

MUHABİR: Evet karşıdan gelen atlıyı yaşatma hikayesi de vardı aynı zamanda

ADNAN OKTAR: Tabi daha yani yolun onda birine varamaz Celal Hoca koşacağım diye avantaj olan bir şeyi dezavantaj gibi göstertti orada, kimse de bir şey demedi. Halbuki dört ayaklı hayvan çok mükemmel koşuyor ve çok mükemmel kendini savunur ve çok iyi gizlenir. Ayakta olan hayvan dezavantajdır her zaman için, kaçması savunması da çok güçtür. Yani alenen dezavantajdır.

MUHABİR: Çok böyle ağız kalabalığı yapıp, sanki hani bir şeylerin üzerinden atlamak gibi bir sohbetti genelde

ADNAN OKTAR: Tabi,

MUHABİR: Sizin kulaklarınızı çınlattık. Onu izlerken, Sayın Adnan Oktar burada olmalıydı mutlaka dedik. Ama inşaAllah önümüzdeki günlerde belki de Kanal 35 televizyon aracılığıyla sizleri bir araya getiririz.

ADNAN OKTAR: Umarım, umarım. İnşaAllah

MUHABİR: Ben çok isterim böyle bir ortamda bu tarz bir…

ADNAN OKTAR: İnşaAllah,

MUHABİR: Tartışmanın moderatörü olmayı gerçekten çok isterim. Sizden yana bir sorunumuz yok, önemli olan onları ikna edebilmek değil mi Hocam? Biz her platformda varız diyorsunuz.

ADNAN OKTAR: EvvelAllah.

MUHABİR: Evet bu arada izleyicilerimizden bu programla ilgili gelen eleştirileri bir okumak istiyorum. Siyaset Meydanı’nda ateistler, evrimci bir kişi 7 milyon sene sabredip beraber beklerseniz, sadece insanın maymundan geldiğini değil başka daha nelere şahit olursunuz diyordu. Bizim 7 milyon sene yaşamayacağımız belli, evrimcilerin ellerinde delil olmadan sadece demagoji ile tartışmaya katılmaları tartışmayı ciddiyetten uzaklaştırıyor. Ben bir izleyen olarak bilimsel tartışmaların laf kalabalığından, hikayelerden çok delillerle yapılmasını istiyorum demiş izleyenimiz, siz elimizde fosiller var diyorsunuz. Sergiliyorsunuz, fosilleri getiriyorsunuz, gösteriyorsunuz. Biz de onların aynı şekilde ara fosilleri sunmasını istiyoruz demişler Berkan Bayraktar’ın maili.

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Gerçekten de bu şekilde delil istiyor artık izleyenlerimiz,

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Oradan aktarmak istediğiniz bir şey mi var? Devam edelim mi?

ADNAN OKTAR: Efendim ben sizi dinliyorum, devam edin.

MUHABİR: Geçtiğimiz günlerde Hülya Avşar’ın programı tekrar yayınlandı. Sayın Hocam bu programda asaletiniz dikkatimizi çok çekti. Sorular nasıl olursa olsun, siz çok medeni ve güzel bir üslupla cevap verdiniz. Size olan sevgim ve saygım daha da arttı dedi, ama zannediyorum ki, bu program çok fazla beklenilen sesi getirmedi diğer taraftan, sizin açınızdan evet çok güzel yorumlar ve eleştiriler aldı ama karşı taraf için bekledikleri gündemi yakalayamadılar galiba?

ADNAN OKTAR: Hülya Avşar çok hoş bir hanım, çok sevecen, tatlı şakacı bir insan, soruları da normaldi ben anlamadım yani gayet güzel konuştu. Merak ettiği şeyleri de sordu çok kapsamlı izah ettim. Tabi biraz onun yaramaz yönleri var böyle, onlar da onun tatlılığı yani, sevecenliği ve onun ilginç yönleri, o kadar,

MUHABİR: Hocam nasıl bu kadar hoşgörülü olabiliyorsunuz? Biz izlerken bile, yerimizde duramadık. Siz şimdi o kadar sevecen, saygılı, saygı neresindeydi o röportajın?

ADNAN OKTAR: Yok yok yok mazlum yani güzel hoş bir insan. Ben onun üslubunu anormal karşılamadım. Onun çılgınlığı o biraz öyle, renkli bir kişiliği var. Renkli bir üslubu var. Onun gereği olarak o öyle yapıyor. Zaten sorduğu soruları da ben çok kapsamlı cevaplandırdım kendi internet sitemde, daha da iyi oldu. Yani yaklaşık kısa sürede 20000 kişi falan ziyaret etti o hazırladığım cevap bölümünü. Çok iyi oldu gündeme getirdim, işte açıkladım. Yani bir aileye körü körüne bağlanılmaz onu anlattım. Yani çünkü PKK’lı oluyor aile adam körü körüne bağlanıyor. Veyahut annesi fahişe oluyor. Genç kız ona bağlanıyor ve onun ahlak yapısını savunuyor. Veyahut ensest ilişki oluyor ailede o da o aileye uyuyor. Olmaz öyle şey, terk edecek, bırakacak, devlete dilekçe verecek. Onuru, haysiyeti için insan yaşar, şerefi için yaşar. Dilekçe verecek, gidecek, muteber, güzel ahlaklı bir ailenin yanına sığınacak. Ne yapalım biz bu ailemizde, biz buna katlanalım diyemez. Yahut dövmeye, sövmeye, öldürmeye kalkıyorsa, onun da yanında duramaz. O tavırlardan vazgeçecekler. Yani fikrine saygı gösterecekler. Komünist olabilir çocuk yani kendi düşüncesini demokrat düşünce içerisinde hayatını yaşar. Yani ona, onu zorla dindar yapamaz. Yahut dindarsa, onu zorla dinsiz yapamaz. Yani bu ahlaksızlıktır. Hangi aile yapıyorsa bunu doğru yapmaz bunu. Demokrat yaklaşmaları lazım, fikir özgürlüğüne saygı göstertmeleri lazım, şahsın özgür yetişmesine özen göstertmeleri lazım, ama gayri meşru bir eylemi varsa, yani kanunlarla yasaklanmış bir eylemi varsa tabi bunu engelleyebilirler. Yani devlet engeller bunu, özellikle 18 yaşını aşmış bir insanı zorla hizaya sokmaya kalkmak bu olmaz. Her türlü düşünce de o özgürdür. Yani zorla düşüncelere ket vurulmaz, zincir vurulmaz. Hele ahlaksızlık yapılıyorsa, yani orada asla duramaz bir genç kız, yani ensest ilişkiye zorlanıyorsa, bugün Türkiye’de binlerce vaka var, binlerce.

MUHABİR: Geçtiğimiz haftada da gündemi sarsan

ADNAN OKTAR: Tabi,

MUHABİR: Avusturya’da meydana gelen bir olay var.

ADNAN OKTAR: Rezalet paçalardan akıyor. Olur mu öyle şey aile, ana baba diye tahammül olur mu böyle şeye verecek savcılığa dilekçeyi, rezil rüsva etsin kim yaptıysa, gitsin bir ailenin yanına sığınsın, olmaz öyle şey. Ben bunları anlattım tabi detaylı anlatma imkânı olmadı. Programı kısaydı Hülya Hanım’ın ama kendi internet sitemde çok kapsamlı Hülya Hanım’ın sorularının geri kalan cevaplarını orada anlattım. Yani vakit dardı, konuşmanın bir kısmında mecburen kesilmiş oldu. Ben daha detaylı anlatmıştım. Ama önemli kısmını zaten koymuş, anlatmış. Yani özetle severim ben Hülya Hanım’ı,

MUHABİR: Evet devam edelim Hocam. Sevgili Hocam ben bir lise öğrencisiyim. Her lisede olduğu gibi bizim lisede de biyoloji derslerinde evrim okutuluyor. Bana en başından beri garip geliyordu. Ancak tam da cevap veremiyordum. Bir arkadaşım da sürekli evrimi çürüten sorular soruyordu. Hayran oluyordum. Sonra öğrendim ki sizin kitaplarınızı okuyormuş. Böylece kitaplarınızla tanıştım. Çok mutluyum. Daha sonra fark ettim ki, birçok öğrenci evrim kitaplarınızı okuyor hatta yanlarında taşıyorlar. Kaynak olarak gösteriyorlar. Ali Kırca’nın bu haftaki Siyaset Meydanı’nda bir öğrencinin elinde de vardı. Evrimi çürüten birçok delil olmasına rağmen, bir evrimciyle konuşurken sadece fosillerin delil olarak gösterilmesi yeterli olur mu Hocam? diye sormuş Yusuf Tandoğan İstanbul’dan

ADNAN OKTAR: Bakın evrimciler 5-10 yıla kadar müthiş utanç duyacaklar bunu savundukları için böyle bir düşünceyi. Bakın sadece tesadüfe dayalı, inanılır gibi değil, her şeyi tesadüfle anlatıyorlar. Mesela Celal Hoca oraya çıktı proteinleri anlatıyor herkes susuyor. Ya kardeşim bir kere bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi mümkün değil, imkânsız yani eğer biz iki kova plastik harfi alır da onu caddeye saçarsak, orada bir ansiklopedideki bütün bilgiler oluşuyorsa protein de oluşur. Yani mümkün değil, imkânsız.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Ayrıca biz Celal Hoca’ya ben iki kova protein tozu götüreyim. Yahut isterse 3 kova kadar götüreyim. Koca koca varillere dolduralım. Celal Hoca’nın eline de bir ağaç verelim. Su doldursun, karıştırsın, kaynatsın, istediği kimyevi muameleyi yapsın, bütün dünyadaki profesörleri getirsin, gece gündüz uğraşsınlar, tek bir tane hücre meydana getiremezler. Tesadüf bunu nasıl yapsın, ya sen bilimle, teknoloji ile yapamıyorsun da uğraşıyorsun da, ben de hazır protein getiriyorum ayrıca, bak protein tesadüfen meydana gelemeyecek proteinleri hepsini bir araya getiriyorum ki yani birçok çeşidin meydana gelmesi gerekiyor. Kusursuz birleşmesi gerekiyor. Ve o bütün şartları meydana getiriyorum. O ara olamayacak şartları da atlıyoruz. Ve bütün bilim adamlarını ve bütün teknolojiyi ayaklarının altına koyuyoruz. Buna rağmen tek bir tane hücre yapamazlar. Ve yapamıyorlar da kardeşim sormuyorlar bunu tesadüf nasıl yapsın? Bir kişinin aklına gelmiyor ya imkânsızdır. Yani hücrenin yapısı o kadar karmaşık ki, orada o Celal Hoca coştu böyle, anlatıyor da anlatıyor, anlatıyor da anlatıyor. Tamam, coşkusuna bir şey demiyorum ama boş anlatışları yani adam mesela gider poligonda atış yaparsın, sürekli atış yapar. Ama boştur karavana. Öyle olmaz yani delille konuşulur, bilgiyle konuşulur.

MUHABİR: Bilim adamlarının normal standartlarda yapması gereken şey budur yani, deliller, ispatlar, örnekler, deneyler, kanıtlanmış olması gerekiyor,

ADNAN OKTAR: Evet Celal Hoca İngilizce çatlattı, Fransızca çatlattı..

MUHABİR: Fransızca bol, bol,

ADNAN OKTAR: İşte şu bilim adamı, bu bilim adamı falan böyle vurgulayarak ederek bu allame yani maşaAllah döktürüyordu Hocam neler biliyor neler. Daha bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini bilmiyor. Yani bunların bir araya geldiğinde de en fazla protein tozu meydana geleceğini bilmiyor. Yani proteinleri bir araya getirirseniz protein hamuru olur hiçbir şey olmaz. İstediğin kadar başında bekle, ondan ne insan olur, ne Einstein olur, ne zürafalar olur, ne portakal, muz ağaçları olur. Hiçbir şey olmaz. Yani hele boş zamana bırakmak, 7 değil 70 milyar sene beklese yine bir şey olmaz. Protein tozu durur da durur. Dededen oğula beklesinler hiçbir şey olmaz. Yani bakın ben bütün teknik imkânları veriyorum. Yine uğraşın yine yapamazsınız diyoruz. Yani mümkün değil, ara fosil yok, tek bir tane ara fosil yok. Adam dinozorları ara fosil, dinozorlar çok mükemmel hayvanlar yani en ufak bir ara fosil özelliği göstertmiyor. Oraya çoluk çocuğu, gençleri doldurmuşlar. Hocaları zaten dinle ilgili uzmanlık alanları olduğu için herhalde, konuların içine o kadar girmemişler anladığım kadarıyla. Kardeşim çağırın hiç olmazsa bizden bir kişi gelsin, madem benden bu kadar çekiniyorsunuz. Benim arkadaşlarımdan biri gelsin. Gölgemiz, rüzgârımız yeterdi onlara.

MUHABİR: Abdülaziz Bayındır, Profesör Doktor Abdülaziz Bayındır yine açıklamalarıyla hocamdan çok daha fazla alkış aldı aslında, organizasyon alanında aslında bilmiyorum

ADNAN OKTAR: Alkışlanmak,

MUHABİR: Yani onaylanmak anlamında söylüyorum yani,

ADNAN OKTAR: Onun hiçbir anlamı yok

MUHABİR: Peki nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Açıkça Celal Hoca tek yanlı anlattı. Hepsi de dinlediler aşağı yukarı yani öyle o şekilde olmaz. Yani çok açık mat edebilirlerdi yani her safhası mat edilecek gibiydi. Yani ele alınacak hiçbir konu yoktu orada onun açısından, coşarak anlattı ama Hoca’nın anlattıkları da zaten evrim teorisinin dolaylı yoldan destekler mahiyette oradaki anlatımlarda. Hani o zigotun gelişmesi, şu bu elli bin sene içerisinde gelişmesi falan yani, bu uzun vadede Darwinistlerin kullanabileceği izahlar bunlar yani aynısı hele öbür Hoca’nın anlattıkları çok çok daha uygun Darwinist izahlara çok uygun zaten böyle bir sorun var. Bakıyoruz, din alimi diyoruz, izah ediyoruz. Aynı konu hatta dirilişi nasıl olacak dedim o zaman anlat onu, onu da aynı şekilde anlatıyor Hoca. Zigot diyor elli bin sene durur diyor. Balçık içinde mi duruyor.

MUHABİR: Balçık içinde duruyor.

ADNAN OKTAR: Orada gelişiyor diyor. Şimdi bu tam Darwinistlerin kullanacağı malzeme olmuş oluyor. Tamam, zigotu o şekilde dedin diyelim. Peki, melekler, cinler nasıl oldu? Onları nasıl açıklayacaksın? Onlar da mı evrimle oldu? Hz. Musa’nın asasını atar atmaz, yılana döndüğünü biliyor. Her Müslüman bilir. Bu yılana dönüşme olayında yine öyle 50 bin sene geçmedi. Yani en fazla 50 saniye geçmiştir. Anında o yılana dönüştü ve normal yılan bu, evrimle mi oldu? Yok. Hz. İsa çamurdan kuş biçiminde bir şey yaptı. Üfürdü kuş kanatlandı uçtu. Bu evrimle mi oldu? Bir anda Allah yaratıyor. Allah ol diyor oluyor. Şimdi bunu sormadılar. Halbuki bunu sorsa, orada zaten olay bitecek.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Mesela melekler, kimi secde halinde, kimi rükuda, kimi kıyamda melekler, her yerde melekler, cinler var, şeytanlar var. Bunlar evrimle oldu diyorlar mı? Yok diyemezler. Onlar evrimle olmadıysa, Allah onlara güç yetirdiğine göre, insanlar da aynıdır. Onlara da istediği gibi ol der, o olur ve yaratır. Yani onlarda evrim var ama onlarda evrim yok diyorlarsa, bilmiyorum yani o zaman daha da ilginç bir durum olacak izahları. Bunları sormaları lazım,

MUHABİR: Evet,acaba bu arka arkaya yapılan bir süreç vardır her zaman yaşadığımız, o sürecin bir parçası mıydı bu tartışma da?

ADNAN OKTAR: Şimdi önce Musevi hahamlara evrim vardır dedirttiler. Arkasından gittiler Katolikleri topladılar papanın mekânında. Onlara söylettiler evet evrim vardır, Darwin doğru söyledi diye. Şimdi Türkiye’ye geldiler. Din âlimlerini topladılar. Onlarda dolaylı yoldan evet evrim vardır. Darwin doğrudur diyorlar. Bir kısmı dolaylı, bir kısmı da alenen söylüyor. Kardeşim yani bunları bırakın. Yani bunlar geçmiş artık, biz Fransa’da bitirdik bu işi, İngiltere’de bitirdik. Ya Türkiye’de hiç yapamazsınız. Yani Türkiye’de halkın % 95’i inanmıyor. Boş yere uğraşıyorlar. Ama uğraşsınlar, dirensinler ki, biz de böyle aşkla şevkle onların o fikirlerini çürütelim, düşüncelerini çürütelim. Mesela eğer güçleri yetiyorsa, samimiyseler, Celal Hoca ile bizi bir karşılaştırsınlar. Bakalım nasıl otların içerisinden öyle ayağa kalkıyormuş.

MUHABİR: Onu ben yapacağım Hocam inşaAllah, nasipse yani ben yapacağım onu. Çok da keyif alacağım.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

MUHABİR: Bu arada bütün izleyicilerimizden gelen maillere baktığımızda, incelediğimiz zaman gerçekten eleştirme, izliyorlar ama gerçek anlamda eleştirdiklerini görüyoruz. Bu da dediğinizi çok net bir şekilde doğruluyor. Yani % 95 Türkiye üzerinde evrime inanmayan insanların oluştuğu var olduğunu görebiliyoruz. Mesela yine bir izleyicimizin Engin Sütçüoğlu Balıkesir’den ulaşmış, Show TV’de yayınlanan Siyaset Meydanı’nı izledim. Celal Şengör’ün anlattıklarını duyunca, inanamadım. Siz bu tartışmayı izlediniz mi? Hocam kaçırır mı böyle bir tartışmayı, nasıl buldunuz demiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah,

MUHABİR: Az önce de açıkladık izleyicilerimize. Geçenlerde bir İslam alimi bir programda Kuran’da evrim olduğuna dair kendince delil olduğunu söyledi. İnsanın mükemmelleşme kâmilliğine ulaşma isteğine de evrime delil olarak gösterdi. Bu konuyu açıklayabilir misiniz? diyor Melike Karaca Bursa’dan

ADNAN OKTAR: Şimdi o Miskeveyh’i kastediyor herhalde.

MUHABİR: Sanıyorum Miskeveyh’den bahsediyor.

ADNAN OKTAR: O adam çakal yani klasik ahlaksızın teki, o alim değil. Alim dediğin faşistlikle alakası olmaz. Irk ayırımı yapmaz, herkese değil mi Allah’ın yarattığı kulları olarak saygı ve sevgi duyar. Çünkü Kuran’da açık ifade var. En, Allah katında en iyi olanınız diyor Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, en takva olanınızdır diyor. Yani Allah bizi maymunlar, hayvanlar, hayvan gibi insanlar diye ayırmamış. Takvaya göre değerlendirmiş Cenab-ı Allah. Bakın bu ahlaksız ne diyor, Kuzey ve Güney’de yeryüzünün en uzak meskûn böylesinde ve onun civarında bulunan Türk ve zenciler böyledir. Bakın, anlatıyor şimdi, onlar ile anlattığımız hayvanlığın son mertebesi arasında büyük bir fark yoktur. Tam ahlaksız işte. Onlar yararlarına olan pek çok şeyi anlayacak durumda değillerdir. Kendisi allame imiş, Türkler anlayamıyorlarmış. Kendileri hikmet ortaya koyamadıkları gibi, Türkler için ve zenciler için, ki Bilali Habeşi efendimiz zenciydi ve birçok sahabe zenciydi. Ve üç kıtaya nizam vermiş Osmanlı’nın evlatlarına, Türk milletine, Atatürk’leri, Fatih’leri, Kanuni’leri, yetiştirmiş, dünyaya medeniyet salmış bir millete bak layık gördüğü ifadelere bakın. Komşu milletlerdekini de kabul etmezler. Bu yüzden durumları çok kötü ve yaşam düzeyleri düşüktür. Gıpta edilecek bir şeyleri olmadığı gibi, dikkat edin, hayvanların kullanıldığı iş alanlarında, köle gibi kullanılmaktan başka bir işe de yaramazlar. Yani sığırların, öküzlerin, kullanıldığı alanda ancak kullanılabilir bunlar diyor. Zenciler ve Türkler. Yani böyle bir kahpeye ne cevap verilir? Yani ben bu insana ne diyeyim? Yani ben buna insan bile demem. Ya Kuran’a meydan okuyor bir kere adam, yani bir Müslümanın Allah’tan korkanın söyleyeceği söz mü şu? Darwin bundan bin beter. Yani tam onun üstadı şeyi Firavun’dan almışlar bir kere ilmi, Firavun da Nil’in çamurlarından bütün insanların, hayvanların olduğuna inanıyor. Bu Miskeveyh denen avanak da işte demin gösterttim. İnsanların, hurma ağacı yaprağından oluştuğuna inanıyor. Yani bunlar hurma ağacı yaprağı, mesela bu 145 milyon yıllık fosili, şimdiki hurma ağaçları biliyorsunuz yani göstertmeme gerek yok, aynısı, onun demesine göre, yani hurma ağaçları şu an üniversitelerin kampüslerinde, ders yapıyor, sohbet ediyor, lokantalarda yemek yiyor. Yani adamın kafası bu, ilkel beyni bunu göstertiyor. Ve bunu da savunanlar var. Yani, makul görüyor hurma ağacından insanın olmuş olabileceğini hala savunanlar var. Bir düşünün.

MUHABİR: Evet var. Çok rahatlıkla da bunu izleyebiliyoruz bizler televizyon programlarında, karşımıza çıkıyor, görebiliyoruz

ADNAN OKTAR: Bakın, mesela, Avrupalı ırklar olarak bilinen daha medeni ırklar yaşam mücadelesinde Türkleri tam bir yenilgiye uğratmışlardır. Nasıl uğrattılarsa, onu da bilmiyorum.

MUHABİR: Bilemiyoruz evet.

ADNAN OKTAR: Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda çok sayıdaki aşağı ırkların zenci ve Türkleri kastediyor. Medenileşmiş yüksek ırklar tarafından Avrupalıları kastediyor. Elimine edileceğini, yok edileceğini yani yeryüzünden yok edeceğiz onları diyor, görüyorum. Darwin’in kafası da bu. Bak biri hayvan gibi görüyor. Hayvanların çalıştığı yerde çalışsın diyor. Bu da daha ileri gidiyor. Hepsini öldürelim, yok edelim diyor. Ve bunlara da alim diyorlar ve saygı duyuyorlar. Tam klasik faşist

MUHABİR: Evet ama son günlerde yapılan tüm haberlerde ve gazete manşetlerinde özellikle Pazar günleri Hürriyet gazetesinde Soner Yalçın’ın yazılarının olduğu köşede, Darwin hep böyle masum, zavallı, işte başkalarının etkisi altında kalarak farklı şekilde lanse edilmiş bir adam mı olarak yansıtılmaya çalışılıyor. Acaba bu 200. yıl dönümü, doğum yıl dönümü olduğu için, doğum günü hediyesi mi, nedir yani, neden bu şekilde bir kalıpla anlatılmaya çalışılıyor?

ADNAN OKTAR: Türklerden pek hoşlanmıyordu ama diyor. Onu zehirlediler diyor.

MUHABİR: Zehirlediler diyor evet.

ADNAN OKTAR: Kardeşim kıllı kılçıklı koskocaman herif, yani çok özür dilerim yani dede olmuş artık yani adam, okuya okuya artık değil mi? Bu hiç ömründe insan görmedi mi yani, Türklerin medeniyeti hakkında hiçbir bilgisi yok mu bunun? Velev ki medeniyet kurmasaydı bile Türkler bunlar nihayet Allah’ın yarattığı kul ve insan, bütün insanlar birbirine eşittir. Ahlakla insanlar birbirinden farklı olarak ayrılırlar. Takva ile ayrılırlar. İngiltere’deki o sapıklara, ahlaksızlara, ensest ilişkiye girenlere, cinsi sapıklara, soysuz, soygunculara niye bir şey demiyor? Değil mi, hayvan diye onları tarif etseydi. Niye Türk milletine kafayı takıyor yani, niye zencilere kafasını takıyor. Masum bir dedeymiş. Nerenin masum bunun, ahlaksızın teki, yani klasik faşist, onun masum göstertecek bir yönü yok. Kadınlara karşı da nefret dolu adam, klasik psikopat.

MUHABİR: Aslında bu araştırmaları yaparken de yola çıkış sebebi, Tanrı’ya olan inancını daha da artırmak amacıyla yola çıktığı söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim, bıraksınlar bu hikâyeleri bana bıraksınlar.

MUHABİR: Neden gazete manşetlerinde özellikle, pozitif bir insanmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Neden şimdi?

ADNAN OKTAR: Bir kere, bir insanın tabi dedesinin Mason olması bir suç değildir. Ama aynı dedesiyle aynı yolda, dedesinin dediklerini aynen taklit eden bir insan, aynısını tekrar etmiştir. Dedesi 33 dereceli mason, bu da aynı şekilde mason, aynı kafa ve direk dine karşı bir eylem için oraya hareket etmiştir. Ateist masonların özel görevlendirmesidir olay, yoksa o sarhoş gemicilerle oturup şarap içip, naralar atarak falan bir tur atıp gelmesiyle adam gerçekleri görmüş değil. Kuş, kaplumbağa sadece Galapagos adasında yok, her yerde var. Yani bunu araştırması için oraya mı gitmesi gerekirdi. Velev ki kuş olsa bile, kuştan mı olay bitiyor. Yani kuşa baktın mı mükemmellik görürsün. Muazzam bir yapı görürsün yani kuşun kanatlarına bile baktığımızda, onun tüylerine baktığımızda, müthiş girift bir yapı var. Yani tesadüfen olması imkânsız, yani bilimsel olarak imkansız. Hücreleri, kromozomları, uçuş tekniğindeki mükemmelliği, göz yapısı, her şeyiyle mükemmel bir hayvan ve kusursuz bir yaratılış var. Darwin İnsanın Türeyişi adlı kitabında kadınların idrak etme, hızlı kavrama ve taklit konusunda daha aşağı ırkların özelliklerini taşıdıklarını yani hayvan özellikleri taşıyor diyor, bakın, idrak edemiyormuş kadınlar, hızlı kavrayamıyormuş ve taklit konusunda da anormallermiş. Bu nedenle daha eski ve alt bir medeniyet seviyesine sahip olduklarını yazmış, yani ilkel bir hayvan türü diyor. Şimdi arkasından bakın ne diyor kadınlar için, oynayacağınız bir nesne, bir cisimdir diyor onlar, yani top gibi, oyuncak gibi yahut araba anahtarı gibi, her halükarda bir köpekten daha iyidir ama diyor. Yani köpekle uğraşacağınıza onunla eğlenebilirsiniz diyor. Yani kadına bu gözle bakan bir adamın akli dengesi yerinde midir? Böyle bir insana saygı duyulur mu? Oturuyorlar bunu sanki bir gerçekmiş gibi, ballandıra ballandıra millete anlatıyorlar. Baştan sona bilimsellikten tamamen uzak, ya çok çok ilkel bir teori, aynı Sümer zamanı, Sümerler devrindeki düşüncelerin bir kopyası, o devirde de aynı öyle çamurlu sulardan işte bataklıklardan tesadüfler sonucu canlılar oluştuğuna inanıyorlardı. Firavun da aynı şeye inanıyordu. Miskeveyh denen o psikopat da aynı şeye inanıyor. Darwin denen dengesiz, faşist de aynı şeye inanıyor ve bunun kökeninde Türk milletini yok etme düşüncesi vardır. Türk milletini aşağılama düşüncesi vardır. Ve hep milletimize tepeden bakan bir zihniyet vardır. Bu kafadakilerde, hiç adam yerine koymak istemezler. Sen kimsin de bu necip milleti adam yerine koymuyorsun? Mütevazı, mazlum, sevecen, güzel huylu, şefkatli, merhametli, akıllı, sanatçı ruhlu, mazlum bir millet Türk milleti, çok çok temiz ama illaki böyle ağızlarından köpükler saçarak azgın köpek gibi tepeden hakim olacaklar. Hakaret edecekler Türk milletine, aşağılamaya kalkacaklar, bu millet kendini aşağılatmaz. Onu aşağılayacak adamın ağzını burar. Yani öyle bir şey yaptırtmaz ve yaptırtmayız. Yani bıraksınlar bunu. Türk milletine yönelik bir oyun var. Bu oyunu bozacağız. Onar onar, yüzer yüzer, biner biner gelsinler ister papazları toplasınlar, ister Darwinist hahamları toplasınlar, isterse burada da başka dindar görünümlü Darwinistleri toplasınlar, ne yaparsa yapsınlar bizim milletimize bu yalanı yutturamazlar.

MUHABİR: Dindar görünümlü Darwinistler nasıl oluyor?

ADNAN OKTAR: Adam Darwinist, yani cennete inanmıyor, cehenneme de inanmıyor. Meleklere inanmıyor. Şimdi bak ben onun için diyorum sorun diye, melekler nedir diyor, enerji diyor melekler, cinler, cin zaten yok diyor cin insana halüsinasyon görüyorsunuz diyor adam öyle bir şey yok diyor. Şeytan insanın kötü düşünceleri diyor. Cennet, cehennem için işte burada diyor dünyada diyor. Yani alenen dinsizler, onun için sorsunlar diyorum ben halka, yani bir anlatsınlar, hocam bize bir cenneti anlat desinler, bir kapsamlı anlatsın. Bir dinleyelim. Cehennemi bir anlatsınlar, meleklerin vasfını anlatsınlar, evrimle mi oluştu hocam desinler melekler? Sormuyorlar, yani sorsunlar yada sorsunlar. Cinlerden bahsedin bize desinler, nasıl oluştular, değil mi? Şeytanlar nasıl oluştu bunları anlatsınlar bize, şimdi bunu anlatınca Darwinist olamayacaklar tabi, bir de bunun, bunların ağa babaları onlar öyle bir şey anlatsa bunlar kim bilir ne hale koyacaklar. Israrla bunları anlattırsınlar, belki de anlatırken imana da gelebilirler yani bir kısmı inşaAllah.

MUHABİR: Darwinist olmak özellikle bilimsel çevrelerde bir kariyer avantajı mı sunuyor acaba insanlara? Yani bir bakıyorsunuz, tıp fakültelerine, bir bakıyorsunuz işte biyoloji bölümlerine kariyer yapabilecek nitelikte olan insanların, yapabilecek nitelikte olan insanların bir çoğu Darwinist görüşe inanıyormuş gibi davranmak zorunda, öyle diyelim.

ADNAN OKTAR: Bakın, bir Türkiye’de sokak baskısı var. Şimdi üniversite de hoca zaten ona bir, bazı üniversitelerde bazı bölümler bir sokak gibi, sen sıkıysa Darwinizm’e karşı ol, sıkıysa bir Darwin’i eleştir. Ne doçent olabilirsin, ne profesör olabilirsin hatta kapıya koyarlar adamı. Yani adamlar işte meslek icabı, işte konserve parası diyorlar, işte üzüm parası, yahut neyse artık yiyecekleri neyse artık onun parası onu kazanmak için biz bunu yapıyoruz diyorlar. Bu çok aşağılayıcı, inanmadığı bir şeyi insanın savunması bu çok kötü bir şey, değil mi, dürüstçe inanıyorsan tamam ama bu da mümkün değil, bilimsel olmayan bir şeyi insan nasıl savunur? Daha protein safhasında çökmüş bir teori, işte mikroplar antibiyotiklere direnç kazanıyormuş. Bu antibiyotiğin üstünlüğünü, bakterinin üstünlüğünü göstertir. Yani Allah demek ki çok mükemmel yaratmış ki, bir antibiyotiğe direnç kazanabiliyor. Bir daha veriyorsun, yine direnç kazanıyor. Ama milyonlarca yıldan beri bakteri, bakteri olarak kalmış. Mesela kaya tabakalarına bakıyoruz, bakteriler buluyoruz. Aynı bakteriler yine var, yine var, yine var. Sürekli başında da bakteri, sonunda da bakteri, ama her zaman Allah bakterilerin yok olmaması için onlara bir direnç sistemi kurmuş. Bu evrim mi? Mesela ben de elimi sürekli bir yere vurursam, nasırlaşır bir süre sonra, elim evrim geçirmez. Allah’ın buraya kurduğu mükemmel mekanizma çalışıyor demektir. Yani bunun nasırlaşması bir mucizedir. Allah onu korumak için bir sistem kurmuş, o bakterileri de korumak için Allah onun içine bir sistem yerleştirmiş. Hayvan o tip bir zehirle yada ona benzer bir şeyle ona karşı direnç geliştiriyor. Ama her zaman bakteri olarak kalmış, bakteriler bir süre sonra gökdelene dönmemiş yani gökdelen gibi bakteri görmüyorum. Hep aynı kalmıştır. Yok işte o dönemde oksijen yoktu diyor. Oksijenin alası var, nerede yoktu oksijen, orada herkes sus pus kaldı. O devre ait kaya katmanlarında demir oksit var. Bu ne demektir oksijen var demektir. Kimi kandırıyorsunuz siz? Yani meydanı boş bulunca artık bir oraya koştular, bir oraya koştular, çocuklar da onu böyle dinliyorlar. İnşaAllah.

MUHABİR: Orada sorulan sorulardan bir tanesi de evrim yaratılışın neresinde? Yaratılış evrimin neresinde? şeklinde bir soru. Yaratılış evrimin, evrim yaratılışın neresinde diye böyle ikilemli bir soru sorulmuştu. Orada devreye giren kişinin Celal Hoca’nın cevabı şu olmuştu. Bilim bununla ilgilenmiyor işte. Böyle bir cevap. Bu yine kaçış cevabımıydı yine kaçış cevabıydı tabiydi ki ama

ADNAN OKTAR: Celal Hoca ile beni bir konuştursa çok iyi olacak şöyle ama arada sırada şu elini ağzına tutuyor ya o çok iyi bir metot. MaşaAllah konuşma gücü çok yüksek, bir de ses volümü de yüksek. Şöyle sakin sakin beni bir dinlerse, yani mesela önce yarım saat o konuşsun, bir yarım saat da ben bir konuşayım o yine yarım saat konuşsun bir ben yarım saat konuşayım konu bitsin, yani olay gün gibi açığa çıkar konu da biter. Ama tek yanlı orada öyle Fransızca, İngilizce falan çatlatınca hoca, hoca diyorlar allame, hiçbir şey yok anlattıklarında, yani tamamı bilimsellikten uzak hiçbirin delili yok, tamamen boşta anlattıkları yani hepsinin cevabı var. Tek tek göstertirim. Ve ben delilli konuşurum ayrıca böyle, havadan sudan yani yok şurada şu var, burada bu var demem yani. Hatta istiyorsa o devre ait kaya parçası getireyim ben yani oksitlenmiş kaya parçası getiririm yani hepsini getiririm. Onun için yani boş alanda at koşturmak herkes yapabilir onu, sıkıysa bizim olduğumuz yerde bir at koştursunlar bir görelim.

MUHABİR: Hiç kimse gelmiyor ama Hocam sizin olduğunuz yere.

ADANAN OKTAR: Gelemezler çünkü 15 dk sürmez.

MUHABİR: İzleyicilerimiz de yazmışlar zaten 15 dakika değil tek cümle demiş izleyicilerimizin öyle bir iddiası var.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MUHABİR: Kesinlikle de katılıyorum. Geçen gün Siyaset Meydanı programını seyrederken düşündüm ki eğer siz orda olsaydınız, herkesi tek bir cümle ile sustururdunuz. Neden böyle sohbetleri sizi çağırmıyorlar? Siz seyrettiniz mi bilmiyorum ama Celal Şengör ilk atalarımız mağarada ilkel bir şekilde yaşıyordu dedi. Ben internet sayfasında şöyle bir haber okumuştum; 2006 yılında Suriye’de yapılan kazılarda M.Ö 9. yüzyıldan kalma taş ve kemikten yapılmış eşyalar hatta bu eşyaların bulunduğu binanın duvarlarında kırmızı, siyah ve beyaz renklerde geometrik desenler, bir de boğa resmi bulunmuş sayfanın linkini de verebilirim demiş. Sayın Hocam eski kavimlerin durumları tam olarak nedir? İlkel bir hayat mı, yoksa kazıların ispatladığına göre medeni bir hayat mı yaşadılar? Sizin bildiğiniz başka bulgular da var mı demiş? Gülçin Sezer, hemen delilleriyle birlikte aktaracağız sanıyorum değil mi Hocam,

ADNAN OKTAR: Bakın mesela yeni delili 4000 yıldır paslanmadan duran saf demirden oluşan sütun. Yani adamlar bir kere oksitlenmeyen demir oluşturmuşlar. Yani muazzam bir teknoloji, şimdi bile olmuyor yani yaptıkları demirler anında çürüyor, biliyorsunuz.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Dört bin yıllık,

MUHABİR: Mesela burada bir tane şey var 2200 yıllık uçak maketi var. Kahire müzesinde sergilenen

ADNAN OKTAR: Evet mesela 95 bin yıllık flütler, Celal Hoca’ya getirelim baksın.

MUHABİR: 95 bin yıllık flüt

ADNAN OKTAR: Evet flüt

MUHABİR: Harika

ADNAN OKTAR: 12 bin yıllık bakırdan tığ, evet

MUHABİR: Şuradan gösterelim mi?

ADNAN OKTAR: Evet, mesela M.Ö 2250 yılında inşa edilen Mısır’daki Hathor tapınağının duvarında yer alan ampul çizimleri. Çünkü o devirde yapılan binanın içerisinde tek milim ise rastlanmamış. Yani ampul aydınlatması dışında yapılması mümkün değil. Nitekim de koskoca ampul kullandıkları görülüyor. Bu ampullerin şu anki bu çizimleri temel alarak günümüzde üretilen bir ampul diyor mükemmel çalışmaktadır. Aynı teknikte yapılmış bir ampul, aynı şekilde çalışıyor.

MUHABİR: Yalnız parlıyor galiba Hocam, biraz daha eğik tutarsanız

ADNAN OKTAR: Parlıyor mu şu an nasıl görünüyor

MUHABİR: Şu an daha iyi sanırım evet

ADNAN OKTAR: Evet önce tek tek gösterteyim o zaman, görünüyor mu?

MUHABİR: Evet

ADNAN OKTAR: Bir ve ikincisi evet

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Efendim kuvars kristalinden tek parça olarak yapılmış 3600 yıllık Mayalara ait kristal kafatası, şimdi yapsınlar verelim Celal Hoca’ya verelim eline kuvars kristal, verelim bak 3600 yıl önce Mayaların yaptığı bu kristali yapması için Hoca’ya ben bir yıl müsaade veriyorum. Eğer yapabilirse helal olsun ona. Adamlar 3600 yıl önce yapmışlar yani olağanüstü bir teknik kullanılması gerekiyor. Elmas uç kullanılması gerekir, yani çelik elmas uç kullanılması gerekiyor. Onunla uzun bir tıraşlama sistemi gerekiyor. Yani şu an teknolojiyle bile yapılması çok zor güç bir şeydir. Yani cam tıraşının ne kadar zor olduğunu herkes bilir. Kuvars kristali, 3600 yıllık, Mayalara ait. Böyle binlerce delil var. Bir tane iki tane on tane değil.

MUHABİR: Burada da 2200 yıllık Mısır medeniyetine ait bir uçak maketi

ADNAN OKTAR: Evet 2200 yıllık evet uçak modeli

MUHABİR: Mısır’daki Kahire Müzesi’nde yedi bin iki numaralı odada sergileniyormuş, 1998 yılında Sakkara yakınlarında bir mezarda bulunmuş. Bir diğeri Kolombiya’da bulunan 1500 yıllık

ADNAN OKTAR: İnka öncesi döneme ait diyor evet

MUHABİR: Altın uçak modeli, bu altın uçak modeli birebir alınarak yapılan maket uçağın mükemmel bir uçuşa sahip olduğu görülmüş aynı zamanda,

ADNAN OKTAR: Evet, bir daha gösterelim Kolombiya’da bulunan İnka öncesi döneme ait 1500 yıllık altın uçak modeli, bakın kuyruk kumanda şekillerine genel yapıya da burada dikkat çekilmiş,

MUHABİR: Burada da yine 3000 yıllık

ADNAN OKTAR: Evet Mısır’da 3000 yıllık tapınak duvarlarında helikopter uçak bakın helikopter, uçak, denizaltı gibi araçlara ait çizimler,

MUHABİR: Evet zannediyorum ki izleyicimizin de sorusuna yanıt vermiş olduk.

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Medeni bir hayat mı yaşadılar yoksa kazıların ilkel bir hayat mı yaşadılar yoksa kazıların ispatladığı gibi medeni bir hayat mı yaşadılar, böylelikle de çok net bir cevap verdik sanıyorum.

ADNAN OKTAR: Evet, mağara hayatı halen şu anda da var, yaşayanlar var ama modern hayat yaşayan da var, çadırda yaşayan da var. Ama 3000 yıl 5000 yıl çadır kalmaz. Ahşaptan yapılan evler kalmaz. Ama mağara çizimleri kalıyor çünkü mağaralar bozulmaz. Ama mağarada kullanılan boyalar 3000 yıllık boya olduğu gibi kalıyor, 4000 yıllık 5000 yıllık boya kalmış. Biz dededen kalma bir yazı oldu mu üstünü örtüyoruz ki, aman diyoruz değil mi Güneş’ten solup kaybolmasın. E bu 5000 yıldan beri kaybolmayan adam boya kullanmış, özel teknik karışım kullanarak bunu elde etmiş. Yani özel kimyasal karışımla elde etmiş bunu, şu an bir insana git bunu yap desen çok zordur bunun yapılması. Adam o devirde bunu biliyor. Ve mükemmel resimler yapmışlar. Muazzam bir sanat güçleri var adamların. Onun için Celal Hocam biraz daha bu konuları konuşurken yani bilenlerle konuşursa çok iyi olur. Tabi oradaki hocalarımızı tenzih ederiz. Onlar da bilgililer ama ihtisas alanları değildi herhalde ki böyle bir durum oluşmuş oldu. Nitekim ben oradaki gençleri hepsini çağırıyorum, davet ediyorum, bir uygun yerde toplanalım orada Celal Hoca’nın o gün öyle savurduğu konuların hepsinin cevabını vereyim onlara çok kapsamlı detaylı doyurucu anlatayım, o gün o konuların hemen hepsi cevapsız kaldı.

MUHABİR: Kesinlikle,

ADNAN OKTAR: Çok net açık cevaplarını hepsini verebilirim, birebir,

MUHABİR: Evet kısa bir ara verelim,

ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah,

MUHABİR: Reklamların ardından bizler kaldığımız yerden devam edeceğiz sevgili izleyenler, bizden ayrılmayın.

Evet, reklamların ardından bizler kaldığımız yerden birlikteliğimize devam ediyoruz. Ahir zaman sohbetleri ile Sayın Adnan Oktar’la birlikte İstanbul’dan canlı yayınımızın birinci bölümünü geride bıraktık. Ve bizler güncel olaylar hakkında konuşmaya devam edeceğiz. Sizler bizlere ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden ulaşabileceğiniz gibi, mail adresinden ulaşabileceğiniz gibi aynı zamanda info@kanal35.com.tr adresinden de ulaşabileceksiniz. Sorularınız her şekilde değerlendiriliyor, lütfen mail atmaktan kaçınmayınız sevgili izleyenlerimiz, çok yoğun olduğu için sırayla yer vermeye çalışıyoruz. Elimizden geldiğince hafta içerisinde de çok yoğun bir şekilde mailler gelmeye devam ediyor Hocam, maşaAllah çok güzel gidiyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah,

MUHABİR: Dilerseniz şöyle geçen haftadan bize ulaşan sorulardan biraz aktarmak istiyorum. İzleyenlerimiz merakla bekliyorlar eminim. Geçtiğimiz hafta hatırlarsanız Azerbaycan’dan bir arkadaşımızın mailini okumuştuk size Ceyhun sizi çok görmek istiyordu. Buraya gelmek istiyordu. Benim mesajımı Hocam’a okuduğunuz için diyor derin minnettarlığımı bildiriyorum. Çok mutlu ettiniz. Hocamın cevabı da beni inanılmaz derecede mutlu etti diyor. Benim telaşım telaşlarımın boşta olduğunu artık düşünüyorum. Telaşıma son koymanızı rica ediyorum demiş, cevaplarınızı sabırsızlıkla bekliyorum Allah sizleri korusun sağolun, sevgiler saygılar Ceyhun Tagiev

ADNAN OKTAR: MaşaAllah

MUHABİR: Azerbaycan’dan bize ulaşan izleyicimiz… Bunun dışında Selamün aleyküm Adnan Hocam

ADNAN OKTAR: Aleykümselâm

MUHABİR: Sizi çok seviyoruz. Size yapılan haksızlıkları kınıyoruz. Yapanlara lanet olsun. Zaten onlar zaten lanetliler. Allahın selamı üzerinize olsun demiş yine Hakkâri’den Dursun diye bir izleyicimiz. Şimdi dikkat ediyorum ki, gelen maillerin içerisinde hep artık sizi daha net, daha iyi, daha ayrıntılı bir şekilde tanıma şansına sahip olanlar aslında geçmiş dönemde oynanılan oyunları,n senaryoların ne kadar yersiz ve ne kadar da yıpratıcı olduğunu çok net bir şekilde anlamış oluyorlar. Ve her geçen gün artan bir kitle ile, artan bir okuyucu izleyici kitlesiyle diyeyim yolunuza devam ediyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah

MUHABİR: Bu öncelikle nasıl bir duygu? Yani fikirlerle, görüşlerle, düşüncelerle, yapılan hizmetlerle, yayınlarla, kitaplarla milyonlarca insana ulaşıyorsunuz, nasıl bir duygu?

ADNAN OKTAR: Benim milletim çok güzel huyludur. Çok sevecendir. Sevgiden çok hoşlanırlar. Sevmeyi sevilmeyi çok severler, tevazuyu severler. Ama yani çok çirkin bir zihniyet çok eskiden beri ben çocukluğumda da bilirim, hep böyle tepeden bir bakan milletimizi adam yerine koymayan, işte sıraya girin, işte yasaktır, durun, oturun, size güvenmiyoruz diyen insanlar olmuştur. Hep böyle yani hizaya sokmaya çalışan, biz sizi adam ederiz mantığı ile hareket eden bazı insanlar çıkmıştır. Bizim milletimiz böyle bir muameleye hiç layık değil, asil insanlar bizim milletimiz. Yani bu basitliklere, bu çirkinliklere artık son verilsin, yapanlar bundan utansınlar. Bunlar büyüklük taslayacakları yerlerde büyüklük taslayamıyorlar. Mesela İsrailli ateist Siyonistlerin karşısında iki büklümler. Masonların karşısında iki büklümler.. Ama nerede bir Türk Milliyetçisi, nerede bir Müslüman, nerede bir mazlum, nerede iyi niyetli bir insan görürlerse hemen böyle hindi gibi kabarıyorlar. Yani ukalalık, tepeden bakma, terslik, küstahlık. Mesela bakıyoruz bunlar üstlerine karşı da bir saygısızlık ve küstahlık içindeler yani kendi üst rütbesine karşı da saygıları yok. Yani devlet terbiyesi yok. Nezaketleri yok. Yani her zaman her yerde büyük, hâlbuki ciğeri beş para etmeyecek akılsız insanlar. Yani bir kere enaniyetten ve gurur ve kibirden aklını kaybetmiş, insanlıktan çıkmış, şuurunu kaybetmiş mahlûklar. Akıllarını başlarına alacaklar, hadlerini bilecekler. Mütevazı, mazlum normal Müslüman kişiliğine bürünecekler. Bizim milletimizin değerini, kıymetini çok iyi anlayacaklar. Anlamazlarsa anlayacakları şekilde onlara ikna edecek şekilde bir tavır göstereceğiz tabi inşaAllah,

MUHABİR: Evet devam edelim sayın Hocam Manisa’dan Hasan Önsel telefon numarasını size artık aktarıyor izleyenlerimiz bizlere. Size sorum şu; Zamanın Ruhu filmleri hakkında soracağım izninizle diyor. Dün bir arkadaşımın verdiği Zamanın Ruhu isimli belgeseli izledim. Bugün de sitesine girip bu filmin devamı olan belgeseli izliyorum. Bazı belgesellerde Venüs projesinden bahsediliyor. Sizin savunduğunuz dava ile ilgili bazı paralellikleri var. Sizin bizlere müjdelediğiniz olayların nasıl mümkün olabileceğinden bahsediyor. Bilginiz var mı? Nasıl yorumluyorsunuz bu belgeselleri diyor.

ADNAN OKTAR: Böyle karmaşık işlere hiç girmesinler, Türk İslam Birliği doğacak, net söylüyorum. Mehdi çıkacak, net söylüyorum. Hz. İsa inecek, net söylüyorum. Mutlu olacağız, net söylüyorum. İnşaAllah güzel altın çağa gireceğiz, net söylüyorum. Darwinizm bitecek bitti de yani

MUHABİR: Son çırpınışlar

ADNAN OKTAR: Evet son düzeltmeler, düzenlemeler yapıyoruz, gönülleri rahat olsun. Yani bu tip şeyler fantezi şeyler, tamam yani ufuk genişletici olabilir ama doğrusu ve kesin olanlar bunlardır, dediklerimdir.

MUHABİR: Evet, yine bir izleyicimiz bugünkü programda sorularımızı sorduğunuz için teşekkür ediyoruz diyor. Ben yine de Sayın Adnan Oktar’ın Hz. Mehdi olduğuna inanıyorum demiş. Hocamız bayanlardaki olması gereken tutkuyu erkeklere çok iyi tarif ediyor ama böyle bir tutkuyla bağlanacak bir erkek göremiyorum diyor izleyenimiz Sayın Sibel Say buradan biz izliyorsa… Şimdi tutkuyla bağlanabilecek bir erkek görememek ya da tutkuyla bağlanabilecek bir kadın görememek yada farkında olamamak neden kaynaklanıyor? Farkında olamıyorlar belki de,

ADNAN OKTAR: Şimdi Allah’tan ciddi anlamda korkmayan bir erkeğe kadın hiçbir şekilde güvenmez. Yani onun ne yapacağı hiç belli olmaz, yani her an onu harcayabilir, her an ondan tiksinebilir. Her an onu değersiz görebilir. Yahut Darwin’in baktığı gibi onu değerlendirebilir. Hâlbuki kadın gerçek anlamda saygı ister. Gerçek anlamda sevilmek ister ve güven ister. Ve sırdaşlık ister. Eğer bunları göremiyorsa kadında bir kasılma olur. Ve hiçbir şekilde onun ruhundaki o kadın ruhu ortaya çıkmaz. Erkek de öyle, yani karakteri bozuk ne yapacağı belli olmayan, ne idüğü belli olmayan bir kadına karşı, aklı başında dindar bir insan hiçbir şekilde rahat olamaz, yani ruhundaki tutkuyu ona sunamaz, yani bu adeta kilitlenir. Yani mümkün değil. İstediği kadar kadın güzel olsun yani fizik güzellikte isterse dünyanın en mükemmeli olsun, mükemmel bir et yığını olur o, başka bir şey olmaz. Kadın için de erkek öyle yani iri bir sığır gibi yahut koca bir et parçası gibi gelir kadına, çok çok itici olur. Yani ağzının burnun düzgün olması onu ilgilendirmez. Yani kadın ona karşı tiksinti duymaktan kendini alamaz, onu kurtulamaz yani bilinçaltında bunu hisseder. Allah böyle bir ceza vermiştir. Ancak buna karşı Allah’a inananlarda bir güç vardır. Bir güzellik vardır. Yani kadına karşı bir derinlik hisseder insan ama bu kadının ruhunda Allah’ın gizlediği bir güç vardır. İşte tutku denen bir güç, bu kadındır. Erkekte de erkeğe has özel bir güç vardır. Erkek denen güç de budur. Kadın bundan çok hoşlanır. Yani o benliğini yakar adeta, kadındaki güç de erkenin benliğini yakar. Onun için Allah “Mümin kadınlar mümin erkekler için mümin erkekler mümin kadınlar içindir” der Kuran’da yani mealen şeytandan Allah’a sığınırım. Bu oluşmadığında kadınlar mutlu olamıyorlar. Onun sebebini de bilemiyorlar. Yani mesela evden zannediyor, evi değiştiriyor. Adamdan zannediyor adamdan boşanıyor. Gidiyor başka bir yine lanet tabir ettiği başka birini buluyor. Ondan da tiksiniyor. Ve onun gerilimi ve sinirliliği içerisinde oluyor. Bütün ömrü sinirlilik içinde geçiyor. Ve o gerginlikle çöküyor kısa sürede. Hâlbuki vücut hücreleri sevgiyi bilir. Yani bütün vücut hücreleri tek tek bilir. Yani gözler bilir, burun bilir, dudaklar bilir, parmaklar bilir. Bütün vücut tanır sevgiyi. Onu gördüğünde vücut canlanır. Bunu görmediğinde vücut kanserleşir adeta, o yüzden de kadınlar çöküyorlar sevgisizlikten yani vücutları bozuluyor, eli yüzü bozuluyor, cildi bozuluyor. Erkeklerde de öyle ciddi bir çökme oluyor, yani eli yüzü ayağı garip bir şekle giriyorlar. Bu sevgisizliğin meydana getirdiği bir beladır. Bir cezadır. Mesela rengi oksit sarı oluyor. Böyle değişik bir şekle giriyorlar. Hâlbuki sevgi insanı canlandırır. Mutlu eder. Beynini açar. Konuşma kabiliyetini artırır. Mesela sevgi dolu bir insanın sesi güzeldir. Konuşması güzeldir. Hitabeti güzeldir. Bakışları hoş olur. Yani her şeyi insanın hoşuna gider. Ama Allah’tan korkmayan bir insanda negatif bir elektrik oluyor. Yani kadın bunu hisseder, mümin bir kadın ve hiçbir şekilde ondan etkilenmez yani onda o gücü bulamaz helali ise tabi helali için anlatıyorum.

MUHABİR: Evet, bu arada yine devam edelim. Sorular hızlı bir şekilde gelmeye devam ediyor. Hayırlı günler Hocam, Demir Arslan İstanbul pardon Hüsnü Ormankaya İstanbul’dan ulaşmış bize söylediğiniz geçtiğimiz programda söylediğiniz bir şey dikkatimi diyor. Hz. Meryem’in ailesinin zulmünden kurtulmak için onlardan ayrıldığını söylediniz. Kuran’da ise Hz. Meryem’in annesi onu Allah’a adadığını öğreniyoruz, yani dindar birisi. Babasının da salih birisi olduğu haber veriliyor yanılmıyorsam. Bu konuyu biraz açıklar mısınız, biraz aklım karıştı demiş izleyicimiz.

ADNAN OKTAR: Bakın öyle olmasına rağmen ailesinden ayrılıyor. Yani kendini tamamen Allah’a adıyor. Yani isterse bir insan böyle bir karar da alabilir, Kuran bunu göstertiyor. Yani salih olmasına rağmen yoksa kendini Allah’a adar gider bir yerde eğer kendinin müstakil kararıysa Allah için hicret edebilir. Herhangi bir faaliyet de bulunabilir. Yani ailenin buna baskısı olmaması gerektiğine burada Kuran işaret ediyor. Her insan özgürdür. Her birey özgürdür. Yani istediği gibi karar alabilir, istediği gibi düşünebilir. Demin ki arkadaşın o sözünü yalnız düzelteyim Mehdi olduğuna inanıyorum diyor dimi benim için yanlış duymadım,

MUHABİR: Evet evet

ADNAN OKTAR: Sakın sakın öyle bir şey olmaz o zaman günahkâr olur. Yani bir insanın Mehdi olduğunu biz ancak hüsnü zan ederek belki deriz. Allah-u âlem diyebiliriz. O da yani bütün şartlar oluşur. İslam’ın hâkimiyetine vesile olur. Hz. İsa ile birlikte namaz kılar. Yani Hz. İsa’ya imam olur namaz kılar o zaman Allah-u âlem Mehdi’dir deriz. Allah-u âlem ama ben Mehdi olduğuna kanaatim var diyemeyiz onun için arkadaşımızın o sözünü düzeltmesi lazım, öyle olmaz.

MUHABİR: Evet merhabalar ben İstanbul’dan Kaan Bulat, ilk defa geçen hafta programınıza denk geldim. Önümüzdeki haftalarda da izlemeyi rica ediyorum izlememizi rica ediyorum demiş inşaAllah. Harun Yahya’nın kitaplarını okumuştum ama kendisini televizyonda görme fırsatım olmamıştı diyor izleyenimiz. İslam’ı çok modern ve güzel bir şekilde temsil eden başka bir yazar görmedim diyor. Ben Harun Yahya Hocamız hakkında bilakis insanları Kuran’a yönlendirdiği için CD’si ile kitaplarını okumaya başladıktan sonra Kuran okumaya başladım diyor. İnancım güçlendi bu vesileyle diyor. Çok teşekkür ediyoruz bu güzel röportaj için diyor. Çok teşekkür ediyoruz biz de izleyenimize Kaan Bulat İstanbul’dan var mı söylemek istediğiniz bir şey?

ADNAN OKTAR: Ben de ona sevgilerimi iletiyorum. Allah başarılı etsin inşaAllah

MUHABİR: Vesile olabilmek çok önemli değil mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah,

MUHABİR: MaşaAllah

MUHABİR: Evet Sayın Kanal 35 yetkilileri öncelikle bizi Adnan Hocamızla buluşturduğunuz için Allah razı olsun, kendisini görmek ve sesini duymak bizim için çok önemli. Ben kendisinin kitaplarını okuyarak namaz kılmaya başladım. O kadar çok bu tarz mail alıyorum ki,

ADNAN OKTAR: MaaşaAllah,

MUHABİR: Namaz kılmaya başlayanlar, ki Kuran okumaya başlayanlar birçoğu önce bir şekilde sizin kitaplarınızla karşılaşıyorlar, bir şekilde Allah onların önüne sunuyor galiba değil mi?

ADNAN OKTAR: Avrupa’da çok fazla var. Geçenlerde çok güzel bir hanım geldi. Hem yazarmış Müslüman olmuş, Hıristiyan ama bayağı güzel, çok şeker bir şey. Ben dedi sırf sizin Yaratılış Atlası’nızdan dedi Müslüman oldum dedi. Sadece ona ulaşmış, müthiş coşkuluydu, böyle çok heyecanlıydı. İslam ülkelerini geziyor, Türkiye’ye de uğramış, beni görmeye gelmiş yine davet ettim. yine gel dedim. Çok hoş yani maşaAllah, bayağı sevimli.

MUHABİR: Evet bugünlerde okuduğum bir yayında Atatürk’ün yurtdışına hiç çıkmadığını öğrendim. Sizin de aynı şekilde hiç çıkmadığınızı biliyorum diyor. Bu vatanı sevenlerin bu ülkeyi terk etmediğini anlıyorum buradan, Atatürk’ü böyle güzel anlatan başka birisi de görmedim doğrusu diyor. Atatürk’ün dini hayatı neden saklanıyor Sayın Hocam bunu öğrenmek istiyorum diyor. İstanbul Bağdat caddesinden Kenan Demirtaş bize ulaşmış,

ADNAN OKTAR: Saklasalar ne olur. Bizim Atatürkümüz’ün dindar olduğunu bütün Türkiye öğrendi. Herkes biliyor. Herkes de canı gibi seviyor, Atatürk bizim parçamız. Mükemmel bir lider, mükemmel bir Müslüman, mükemmel bir Türk milliyetçisi, kimsenin Atatürk’e artık sözü olmaz. Hele biz varken bundan sonra sıkıysa herhangi birisi ağzını bir açsın,

MUHABİR: Evet, yine geçtiğimiz gün Ali Kırca’nın sunduğu bir tartışma programında bir öğrenci Celal Hoca’ya Allah’a inanmıyor musunuz, tesadüf diyorsunuz. Peki, size verilen nimetler nereden geliyor? Size verilen akıl nereden? Dünyadaki ahenk ve nizam nereden? Dinsiz olmanızı gerektiren nedir? Bu dünyadaki nimetler yetmiyor mu? gibi sorular sordu. Tabi ki bu sorulara Celal Hoca hiç doyurucu cevap veremedi. Hocam, başka evrimcileri sıkıştırmak için ne gibi sorular sorabiliriz demiş, Lale Atılgan Üsküdar’dan.

ADNAN OKTAR: Bakın götürsünler Celal Hoca’nın karşısına benim Yaratılış Atlası’nı şöyle bir göstersinler.

MUHABİR: Görmüştür zannediyorum ki değil mi mutlaka,

ADNAN OKTAR: Görmezden geliyor. Yani aslında şöyle 10 dakika 15 dakika bir görüşmüş olsak onun bütün havası biter. Bütün o üslubu da biter. Yani alanı boş bulduğu üslubundan çok çok anlaşıyor. Yani coşmuş böyle, çünkü herkes benim fikrim de diyordu orada bayağı bir havaya girmişti. Hâlbuki dediklerinin tamamı yanlış, yani tek tek belgeleriyle hepsini ispat ederim. Ve net yanlış ama bütün konular yüzeysel kaldı orada. Tabi çocuklar cevap veremediler. O gençlere ben bir daha söylüyorum, bir vesile ile bir yerde toplanalım, hepsine anlatalım. Yani bir otelde olabilir. Bir yerde olabilir. Onlar kendi arkadaşlarını göndersinler, şey yapalım konuşalım. Bütün detayların hepsini anlatayım. Yani mesela iki saat vakit içerisinde tamamını çok kapsamlı anlatabilirim. Yani sunum olarak da anlatabiliriz. Tek tek delillerin hepsini gösterteyim.

MUHABİR: Evet en kısa zamanda inşaAllah bu gerçekleşir,

ADNAN OKTAR: İnşaAllah,

MUHABİR: Gerçekten çok istiyorum böyle bir ortamı görebilmeyi,

ADNAN OKTAR: İnşaAllah, inşaAllah

MUHABİR: En kısa zamanda inşaAllah bu gerçekleşir,

ADNAN OKTAR: İnşaAllah, inşaAllah,

MUHABİR: Ortamı görebilmeyi. Çok saygıdeğer Hocam bizler her gün büyük bir sabırsızlıkla sizi bekliyoruz röportajlarınızı. Önceki günlerde röportajlarınızda Peygamber Efendimiz’in çok bağışlayıcı olduğundan bahsetmiştiniz, peki Hocam sizde sizi haksız yere akıl hastanesinde aylarca tutan bir sözünüz için aylarca hapis cezasına çaptıran, hapishanede yemeğinize kokain karıştıranları affettiğinizi, hakkınızı helal ettiğinizi söylediniz, sizden başka kim böyle bir zulme affetmekle karşılık verebilir? demiş Metin Çobanoğlu, İstanbul’dan. Ben hayretler içerisinde gerçekten izleyicimizin sorusuna sonuna dek katılıyorum, biz sizin kadar bağışlayıcı olamıyoruz. Daha öğrenmemiz gereken çok şey var, herhalde daha eksiklerimiz var diye düşünüyorum. Gerçekten çok zor dönemler ve bu kadar affedici olabilmek ve bunları bağlayabileceğiniz bir noktanın olduğunu bilmek çok önemli. Bizler de evet biliyoruz ama uygulamada birazcık herhalde zorluk çekiyoruz,

ADNAN OKTAR: Affetme sevgiyi kamçılar,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Sevginin zemininde vardır, affetme olmazsa sevgi yürümez. Onlar da bizim vatandaşımız, bunlar da bu ülkenin insanları, cahillik yapmış olabilir, bir hata yapmış olabilir, eksiklikleri olmuş olabilir, affederiz sarılırız dost oluruz kardeş oluruz konu biter. Yani bir daha yani böyle bir onlarla niye böyle bir düşmanlık duyayım, niye kin duyayım, öfke duyayım. Yani bir de bu neyi halleder ve niçin yapayım, bir hayırlı olmuş özetinde Allah’ın yaratmasıdır o. Allah onları vesile etmiş oluyor, bir hikmet hayır vardır, onları da şefkatle değerlendirdiğim kardeşlerim, öyle bir konu olmaz.

MUHABİR: Evet her şeyin ardında bir hayır olduğuna inanıyoruz,

ADNAN OKTAR: Tabi, tabi

MUHABİR: Bilmemiz gerekiyor değil mi?

ADNAN OKTAR: Tabi, tabi

MUHABİR: Onu bildikten sonra zannediyorumki her şeyi çok daha net kabullenebiliyoruz. Geçtiğimiz günlerde internette Dawkins’in bir videosunu gördüm, bir rahiple yaptığı konuşması sırasında sürekli “ben maymunum, ben maymunum” diye tekrarlıyor sonra da bundan onur duyuyorum diyordu, gerçekten bu videoyu çok net bir şekilde izleyebilirler izleyenlerimiz de merak ediyorlarsa eğer. Bu videoyu da gördükten sonra artık kendisinin bilim adamı kimliğini çoktan geride bırakmış olduğunu gördüm. Bir de yaşlılığın verdiği hissiyatla olsa gerek böyle şov yaparak dikkat çekmeye çalışıyor gibi geldi bana, diyor. Evrim teorisinin en ateşli savunucusunun bu halde olması bilim adına tek bir şeyden bahsedemeyip böyle davranması, bu teorinin bittiğinin artık delillerinden bir tanesi olabilir mi? demiş Selim İnan, Ankara’dan.

ADNAN OKTAR: Evet, Dawkins biraz neşeli bir tip böyle elma yanaklı falan

MUHABİR: Genelde hepsi aynı tipe sahip oluyorlar galiba,

ADNAN OKTAR: Evet, şen şakrak böyle, tamam şen olması güzel de yani, gelsin tartışalım kaçamak tavra ne gerek var, gidiyor ortaokul çocuklarıyla tartışıyor, halkla tartışıyor, rahiplerle tartışıyor, gidip onlarla konuşuyor, gel bir 10 dakika da bizimle konuş, ne var yani,

MUHABİR: Ortaokul çocuklarıyla tartışıyor anlatıyor, fosilleri gösteriyor ama sonuçta çocuklar yine biz Allah’a inanıyoruz diyorlar,

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah,

MUHABİR: Yine www.harunyahya.tv adresinde görebilecektir izleyenlerimiz,

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, evet,

MUHABİR: Dawkins’in ortaokul öğrencileri ile yapmış olduğu bir araştırmanın sonucunda çocuklardan alınan yorumlar da yer alıyor o sitede, lütfen izleyiniz, o zaman gerçekleri çok daha net bir şekilde algılayabilme şansınız sahip olacaklardır, izleyenlerimiz,

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Ben çok keyif alıyorum o tip videoları izlerken,

ADNAN OKTAR: MaşaAllah,

MUHABİR: Sayın Hocam geçtiğimiz gün yine Siyaset Meydanı reyting rekorları kırmış, biz de devam ettiriyoruz, oradaki ateist evrimci bir profesör konuşmalarıyla ve tavırlarıyla beni çok sinirlendirdi, bilgi ve delillerle konuşmak yerine laf kalabalığı, demagoji ile oradaki öğrencileri ezmeye yönelik aşağılayarak ‘sen önce biyoloji öğren gel, siz biyoloji dersini almadınız, sen nereden bilirsin ki’ tarzında konuşmalar yaptı. Ben bir izleyici olarak kınadığımı belirtmek isterim. Tartışma adabını öğrenmemiz gerekiyor. Artık internet televizyonu çok gelişti, biz de halk olarak bilinçlendik, diyor. Evrimcilerin verdikleri cevaplar bize hiç doyurucu gelmiyor, ağız kalabalığı ile lafta üstün gelme çalışmanın bizim her şeyi Allah’ın yarattığı gerçeği inancımızı hiç etkilemiyor, bilakis onların inançsızlığını hayretle seyrediyoruz, beni çok iyi anlayacağınızı düşündüğüm için bu duygumu sizinle paylaşmak istedim, Serengil Atabey İstanbul’dan bize ulaşmış.

ADNAN OKTAR: O kıymetli kardeşimiz müsterih olsun. Şöyle bir durum var, oradaki çocuklar nihayet herhalde lise öğrencisi anladığım kadarıyla. Biyoloji hakkında bilgileri eksik olabilir, tamamda, Celal Hoca hiç bir şey bilmiyor, yani asıl konu o,

MUHABİR: Bilimadamı üstelik

ADNAN OKTAR: Sorun orada yani,

MUHABİR: Evet, çok enteresan aynı kısma ben de denk geldim, gerçekten beni de çok şaşırttı, bir bilim adamının en azından yaklaşımının bu şekilde olmaması gerekir, çıkmazların içinde kaldığı zaman saldırmakla hiç bir şey çözülmez ki,

ADNAN OKTAR: Hayır saldırabilir de, yani saldırması serbest, yapabilir, şov da yapabilir, yani bunlar ortalığı renklendirir. Fakat demagoji yapıyor, bilimsel geçerliği yok. Yani tek, tek hepsinin net delilleri var ve net cevabı var. Gelsin konuşalım, hepsini ispat edeyim, anlatayım. Mesela net yanlış sözlerinden bir tanesi oksijen ile ilgili olan söz.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: O devre ait kara parçaları var, bir sürü, bir tane iki tane değil yani, getir masanın üstüne koyayım, demir oksit var, ne demektir bu demir oksit, oksijen var demektir. Bitti. Yani çoluk çocuğa orada esip savurmakla olmaz oradaki gençlere,

MUHABİR: Evet, bir deli bir kuyuya taş atmış,

ADNAN OKTAR: Tabi,

MUHABİR: Herkes onun arkasından gidip o taşı bulmaya çalışıyor, ama ortada bir şey yok.

ADNAN OKTAR: Yok, Celal Hocamızı tenzih ederiz, tabi orada

MUHABİR: Hayır tabi, Darwin’den bahsediyorum,

ADNAN OKTAR: Darwin’den bahsettiyseniz evet,

MUHABİR: Darwin’den bahsediyorum, evet. Ben bir lisede öğretmenim, bir televizyon kanalının bilim adına bir dergi çıkardığını duydum, büyük bir yer. Derginin de güzel olacağını düşündüm, öğrencilere bu dergiyi almalarını istedim. Bir tane aldım, gördüm ki neredeyse baştan sona evrimi anlatıyor. 21. yüz yılda olduğumuza inanasım gelmedi. Bir konuda Stanley Miller’in deneyini anlatırken iki sayfanın da ortasına koca bir tabak çorba resmi çizmişler, tabağın içine de bir tane kaşık koymuşlar, ilkel çorbadan meydana geldiğimizi anlatmışlar ve tabi dergi tamamen gözümden düştü. Sizce bir derginin neredeyse bütün konularını evrimle açıklamaya çalışması neyin göstergesi? Asiye Gülriz, İstanbul’dan. Bu dergiye denk gelmedim ama

ADNAN OKTAR: Şimdi şöyle bir stil vardı da milletimiz buna karşı güç kazandı. Eskiden bilim adamları işte Celal Hoca tarzları böyle çıkıp böyle heyecanlı, şova yönelik hareketler yapıyorlardı. Bilimsel kelimeler Latince, Fransızca, İngilizce kelimeler bu adamlar diyor allame derya bu adam bunla konuşulmaz hakkaten bu ermiş diyorlar bayağı bir şey biliyor, diyorlardı. Yani ilmi konularda ermiş. Baktılar ki adamlar yani tamamen boş, kardeşim nerenin çorbası, biz sana eğer illa çorba yapmak istiyorsan biz sana hazır protein getirelim,

MUHABİR: Birde çorba çıktı şimdi,

ADNAN OKTAR: Tabi, protein getirelim, sen bir tane hücreyi bütün bilim adamlarını bir araya getirirsen 100 sene uğraşsan yapamazsın, tesadüf bunu nasıl yapsın. Tesadüf ne ustası da yapsın, yani tesadüf, istediğin kadar bekle başında, sen bütün imkânları bir araya geldiği halde bilimsel olarak yapamıyorsan tek bir hücreyi, tesadüfün yapamayacağını 5 yaşındaki çocuk anlar bunu, onun için her konuda açmazda oldukları çok net, çok sarih. Mesela diyoruz fosil getir diyoruz, dinozor muhabbetine giriyor.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Yani mükemmel canlıları, böyle kusursuz düzgün canlılardan bize bahsediyor, o bilakis yaratılışa delildir dinozorlar.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Yani onun ara fosil olmadığından daha haberi yok, ara fosilin ne olduğunu bilmiyor,

MUHABİR: Evet, Sayın Adnan Bey merhabalar, ben Yahudi bir okuyucunuzum. Tevrat’ta Zekeriya bölümünde vaat edilen kral kısmında, işte kralın o adil kurtarıcı ve alçak gönüllüdür, deyip ardından savaş ayları kırılacak, kralınız uluslara barışı duyuracak, onun egemenliği bir denizden bir denize Fırat’tan yeryüzünün uçlarına dek uzanacak, diyor. Sizce burada anlatılan Mehdi olabilir mi? demiş İstanbul’dan Vera,

ADNAN OKTAR: Tabi ki, tabi çok kapsamlı olarak Mehdi anlatılmıştır Tevrat’ta. Mesih olarak geçen varlık, kişi Mehdi’dir. Evinden yönetecek diyor, aynı hadislere de uygundur. Beklenen Mesih yani Mehdi zuhur ettiğinde İsrail’i de kurtaracak, Türk devletlerini de kurtaracak, hepsini kurtaracak Türkiye’nin önderliğinde, Türk milletinin öncülüğünde mükemmel bir Türk İslam Birliği oluşacak. Bütün dünyayı da saadete, mutluluğa, berekete ve bolluğa kavuşturacak inşaAllah bu sitem.

MUHABİR: Evet, Sayın Oktar Türkiye’de ırza geçme olaylarının yalnızca % 30’nun resmi kayıtlara yansıdığı biliniyor, bir başka deyişle tecavüze uğrayan her 10 kadından 7’si susmayı tercih ediyor, bu ensest söz konusu olduğunda çok daha vahim rakamlara ulaşıyor. Olayın sessiz kalan tarafının profili belli, zavallı kız çocukları. İşin gerçeği bu kız çocuklarının her kesimden kişilerin çocukları olması, bazen ünlü bir sanayici bazen ünlü bir tv yapımcısı. Hocam bu konuda psikolog olarak teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Çünkü bu bir kanayan yara idi. Ve siz bu konuya özellikle eğildiniz, özellikle Türkiye’de aileyi korumak adına kız çocuklarına acıyan yoktu, size teşekkürlerimi sunuyorum, demiş Canan Kulalı,

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabi orada kız kardeşlerimiz bacılarımız cansiperhane cesur olsunlar, kararlı olsunlar, sonuna kadar olayın üstüne gitsinler, savcılığa dilekçe versinler ve güvenilir tertemiz böyle efendi, kalabalık olan aileler var, onlar onları, bu kardeşlerimizi saygıyla sevgiyle korur kollarlar. Onlar da onların anneleri babaları, fakat öyle bir felaketi hiçbir şekilde kabul etmesinler, sessiz de kalmasınlar. Kesin tepki koysunlar. Tepkileri ciddi olsun ve bu konuda kararlı olsunlar.

MUHABİR: Evet, yine aile içi şiddet ve taciz konularından bahsettiğinize şahit oluyorum, bu konuda bir araştırma yaptım demiş izleyicimiz. Karşılaştığım tablo gerçekten endişe verici diyor. Bir araştırmaya göre ülkemizde 5-10 yaş arası çocukların %55’i, 10-16 yaş arası çocukların %40’ı ensest mağduru. İngiltere’de yapılan en kapsamlı araştırmaya göre de çocukların %1’i anne babaların tacizine uğruyor, bugün İngiltere’de %10 bilinen çocuk ensest mağduru, dünyadaki çocukları en az %1 ensest mağduru. Bizlere sanki bu çirkin durum çok nadir rastlanırmış gibi geliyor fakat gerçeklerin böyle olmadığı ortada. Sivil toplum kuruluşlarına bu konuda nasıl bir iş düşüyor, diyor Mehmet Kerem İsfendiyar, Eskişehir’den bize ulaşan izleyicimiz.

ADNAN OKTAR: Kanunlarda düzenleme yapılması lazım. Kız çocukların ifadesine itibar edilip mutlaka onları ailelerinden kurtarıp güvenilir ailelerin yanına vermek lazım, devlet kontrolünde.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Çözüm budur,

MUHABİR: Evet başka çözümümüz yok. Değerli Hocam İzlanda ve Ukrayna’dan sonra Letonya’da iflas sınırında diye haberler okuyoruz, eğer IMF yardımı gelmezse Letonya iflas edebilir diyorlar, Adnan Bey’e sorum şu, önümüzdeki yıllarda ülkeler bu şekilde batmaya devam edecek mi? Yoksa artık dünya düzlüğe çıkacak mı?

ADNAN OKTAR: Ben söyledim, 2014 yılına kadar bu Nuh tufanı gibi bu sistem devam edecek, dedim. Ekonomik kriz yutarak, katlanarak devam edecek dedim, yok dediler yani 1 seneye düzelecek dediler, hayır öyle değil dedim, 7 yıl sürecek dedim, bakın dediklerim doğru çıktı ve doğru çıkıyor. Ve bütün büyük sanayileri, bütün ünlü gelişmiş şirketleri önüne katarak katlayarak, böyle ülkelerin ekonomilerini çökerterek devam edecek. Ve dünyayı ancak Türk İslam Birliği kurtaracak, bunu da söyleyim.

MUHABİR: Evet, şimdi özellikle haberlerde izliyoruz, özellikle akşam haberlerinde insanların çığlıklarını duyuyoruz. İşte açız, ölüyoruz, borçlarımız var, sürekli isyan ediyorlar ve bunu sonuncunda da otomatik olarak tabi ki yönetime bağlıyorlar, buradaki huzursuzluğu ve dengesizliği, işsiz kalma olayın artışını işte fabrikaların kapanmasını, insanların kredi borçlarının çığ gibi yükselmesi hükümetin yönetimindeki aksaklığa bağlıyorlar. Ben de şimdi sizin bu açıdan bakışınızı bildiğim için 2014 yılına kadar bu süreç böyle devam edecek. Dünyada var olan bir global kriz zaten söz konusu, daha farklı bir şekilde değerlendirdiğimiz zaman insanlar bana bakıyorlar ve anlam veremiyorlar, anlattıklarıma ve söylediklerime. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz yani global kriz 2014 yılında sona erecek diyorsunuz, ama bir taraftan da halk yönetimi yani hükümeti suçluyor, bu şu anki yaşanan durumdan Türkiye açısından.

ADNAN OKTAR: Hangi hükümet gelirse gelsin bu şartlarda ve bu yöntemle böyle netice alınır,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Yani klasiktir bu, çünkü eğer bir çözüm varsa zaten bu hükümete sunulur yani eğer muhalefetin bildiği bir çözüm varsa muhalefet de sunar, kim olursa olsun bu sistem aynı şekilde devam eder üç aşağı beş yukarı aynı devam eder. Ama buna karşı yapılacak tedbir daha önce defalarca anlattım, tarıma ağırlık verilmesi, hayvancılığa ağırlık verilmesi, hastanelerin özellikle ağır hastalarda kesinlikle ücretsiz olması yani bunlar acil olanlardır. Bir de bu hayvancılık ve tarım sektöründeki alt yapıya ve üst yapıya çok ciddi şekilde destek sağlanması. Mesela makineli tarım için olan, yahut ilaçlama her şey bunların hepsine çok ciddi devlet desteği sağlanması. Fakat daha da benim için güzel olanı, önemli olanı bu meyanda fakir insanlarımız için ücretsiz marketler. Yani gidecek herhangi bir vatandaş gidecek muhtarlıktan maddi durumunun yeterli olmadığına dair bir belge alacak, ispat edecek bunu. Gidecek mağazaya selam aleyküm, aleyküm selam, saygıyla karşılanacak. Mesela günlük pirinç ihtiyacı, et ihtiyacı, ekmek ihtiyacı neyse onu alacak, defterine kaydettirip gidecek evine, o kadar. Bu sistem çok güzel çalışır Türkiye’de. Bizim çünkü zenginlerimiz de var fakirlerimiz de var bu dengeyi çok rahat kurar. Bizim yani sırf kendi milletimizin gönüllü bağışlarıyla bu çok güzel gider. Ve bu çok muazzam bereket verir ve ekonomik krize karşı da çok güzel bir sosyal önlemdir. Yani sosyal bozuklukları çok iyi ortadan kaldırır. Hem bir kere en başta Allah’ın rızasına uygun sevap, ayrıca çok mükemmel bir huzur sistemi meydana getirir, güzel bir denge meydana getirir ve tedirginliği de ortadan kaldırır. Yani zengin fakir ayırımını da ortadan kaldırır, rahatlık sağlar bu.

MUHABİR: Evet, bu dediğiniz Türkiye’de ne kadar zamanda gerçekleşebilir acaba?

ADNAN OKTAR: Yayılıyor bu, yani çok yerde yaptılar ama yani benim dediğim her ilde ve her ilçede birçok yerde kurulması, biraz da çabuk olması.

MUHABİR: Evet, diliyoruz ki buradan çağrılarınız da oldukça, çünkü bakıyoruz artık dünyanın Türkiye’de genel anlamda hep konuşuyoruz bunu programlarımızda ama herkesin yüzü asılmaya başladı. Mesela ben size her merhaba deyişimde ‘nasılsınız Hocam’ dediğimde ‘çok iyiyim’ diye bir cevap alıyorum, buradaki birçok arkadaştan da aynı şekilde

ADNAN OKTAR: MaşaAllah

MUHABİR: Aynı cevabı alıyorum ama maalesef çevremdeki birçok insandan ‘nasılsınız bugün’ dediğim zaman ‘eh işte idare eder’ ‘idare etmeye çalışıyoruz, nasıl iyi olabiliriz ki bu ortamda’ gibi cevaplarla karşılaşıyorum. %80’nini bu şekilde alıyorum ve herkes mutsuz, herkes yüzü asık, herkes bir şeylerden kaçmaya ve kendi kabuğunda yaşamaya çalışıyor gibi görüyorum. Bilmiyorum siz nasıl bakıyorsunuz bu olaya?

ADNAN OKTAR: Bizim milletimiz yani yarım ekmekle bir parça peynirle yaşar ama sevgisiz yaşayamaz. Sevgiye çok açtır insanlar ve özellikle bizim milletimiz. Yani gıdası sevgidir, muhabbettir, şefkattir ve kardeşliktir. Birbirimizi koruyup kollarsak birbirimize düşkün olursak çok sevgi duyarsak bunlar hallolur. Birbirimize şefkatle bakalım, yani bu nefret, kin, öfke, korku ve güvensizlik bunların kalkması lazım.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Yani ben dışarıya çıkıyorum, kimse kimsenin yüzüne bakamıyor adeta, yani başlar yerde yahut yan tarafa bakıyorlar, yani güzelliklere de bakmıyorlar, yani hepsi değil ama bayağı bir kısmı böyle. Bunun böyle bir milli sorun olarak ele alınması lazım ve hemen düzeltilmesi lazım. Ve bu çok kolaydır, yani biraz konuşulursa, biraz telkin yapılsa bu olur. Bir de fakirlerimize dediğim bu marketlerin kurulması çok şahane bir şey olur. Yani herkesin evinde fazla eşyası oluyor, fazla yiyecek oluyor,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Değil mi, yani illaki insanlar oraya bir şeyler götürüp bırakacaklardır. Bu çok güzel bir sosyal adalet sağlar, çok mükemmel bir yapı meydana getirir ve bereket getirir milletimize.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: İnşaAllah,

MUHABİR: İnşaAllah, evet bakıyorum o kadar çok soru var ki, Sayın Adnan Oktar Hilmi Yavuz’un bir ses kaydında şöyle diyordu, sakallı Celal’den alıntı yaparak Türkiye doğuya doğru giden bir gemide batıya doğru koşan insanların ülkesidir, bu sizin fikirlerinizle paralel yönde mi? Siz eskiden kendisine tebliğ yapmışsınız. Ben de Mimar Sinan mezunuyum, ben de eskiden ateisttim fakat fikirlerimin bilimsel dayanağı olmadığını anlayınca ağrıma gitse de pes dedim, Halil Bey İstanbul’dan ulaşmış,

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, orada birçok arkadaşımız aslında vazgeçmişti,

MUHABİR: Ağrıma gitse de, diyor

ADNAN OKTAR: Yok, yok ağrıyacak bir şey yok o açıdan çok güzel şeref olur onun için,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Tebrik ederim Allah razı olsun kardeşimizden. Hilmi Yavuz Hocamız da öyle benim çok sevdiğim bir insandı, o zaman da çok severdim ama şimdi çok çok daha fazla seviyorum, o zaman hakkaten metaryalist düşüncedeydi, inşaAllah vesile olmuşumdur ve çok güzel şu anki çizgisi bayağı iyi,

MUHABİR: Evet, bir röportajınızda Buda’nın bir peygamber olabileceğini söylemiştiniz,

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Ben buna çok hayret ettim, acaba bunu biraz açıklar mısınız? demiş izleyicimiz, Kuran’da ismi geçmeyen başka peygamberler var mıdır? Hangi milletlerdendir?

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Allah sizden razı olsun, sizin hakkınızda atılan iftiraların hiç birisine inanmıyoruz ve sizi sevenlerin sayısının arttığına kendim burada, Almanya’da şahit oluyorum, Allah yolunuzu açık etsin inşaAllah, saygılarımla, Mary’nin mesajı güzel,

ADNAN OKTAR: Bakın mesela Hindu metinlerinde ahir zaman ve Mehdi’ye işaretler vardır. Kali ahlak bozukluğu, yani ahir zaman olarak geçiyor, Kali yuga. Kali bu bozulma döneminin hâkim lideri, yani deccali bahsediyor. Kalki bozulma dönemine son vermek için gelecek kişiyi Hz. Mehdi’yi, Satya Yuga doğruluk ve manevi saflık dönemini, altın çağını anlatıyor. Mesela diyor ki, Kali deccal döneminin güçlü etkisinden dolayı din, doğruluk, temizlik, hoşgörü, şefkat gün ve gün azalacak. Bakın hak bir dinin bozulmuş şeklinin bu olduğunu buradan anlıyoruz. Mideyi doldurmak yaşam amacı olacak arsızlar doğru kabul edilecektir ahir zamanda. İnsanlar açlık ve yüksek vergilerle zorlanacak, kuraklıkla vurulacaklar, tümüyle mahvolacaklardır. Yani tabi bu biraz abartılı bir açıklama ama yani çoğu anlamına geliyor, halklar soğuk rüzgar, sıcak yağmur ve kar azaplanacak daha sonra savaşlar açlık, susuzluk, hastalık ve aşırı korkuyla daha da azaba uğrayacaklar, diyor. Kral Kali deccal dönemindeki insanların zihni ateizme sapacak, erkekler ve kadınlar yalnız yüzeysel çekicilik nedeniyle birlikte olacaklar, iş yerlerinde başarı dolandırıcılığa dayanacaktır.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Kali döneminde deccal döneminde insanlar aç gözlü, ahlaksız, merhametsiz olacaklar, birbirileriyle sebep olmaksızın savaşacaklar, maddi istekleri bedbaht olup hırslanacaklar. Kali Yuga ahir zaman döneminde insanlık neredeyse tümüyle barbardır, diyor. Çoğu barbar olacak diyor. Dolandırıcılık, yalancılık, tembellik, uyuşukluk, zulüm, depresyon, ağlamalar, şaşkınlık, korku ve yokluk yaygınlaştığında deccal dönemi cehaletin yaşandığı dönemdir, diyor.

Mesela bu izahlar Peygamberimiz’in hadisleriyle de çok uyumlu, aynı zamanda Tevrat’ın izahlarıyla da uyumlu. Mesela Kalki Hz. Mehdi yeryüzü hükümdarı benzeşen ihtişamıyla son derece süratle atını sürecek, arabasının mesela çok hızlı olduğunu söylüyor.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Tüm sahtekâr krallar etkisiz hale getirildikten sonra şehirlerin ve kasabaların sakinlerinin zihinleri manevi saflığa kavuşacaktır. Kalki yani Hz. Mehdi olarak dinin koruyucu sıfatıyla geldiğinde Satya Yuga altın çağ başlayacak, insan toplulukları erdemli nesiller yetiştirecektir, Kali Yuga’da ahir zamanda eşyalar yerler hatta insan kişiliklerinin hepsi kirlenmiş olacak. Allah’ın yüce şahsiyeti, Hz. Mehdi tarafından bütün kiri Allah’ın zihninde yerleşik kılanın hayatından giderilebilecek. Yani Mehdi bu bozukları temizleyecek diyor. Hz. Mehdi denetleyicidir, bütün varlıkları koruyucusudur diyor ama tabi Mehdi diye geçmiyor da benim sevgili kralım diyor, o şekilde geçiyor. Kadınlar utanma duygularını tümüyle kaybedecekler, her zaman merhametsizce konuşacaklar diyor, iş adamları aşağılık ticaret faaliyetler yapacaklar bir kısmı, paralarını dolandırıcılıkla kazanacaklar, zorda olmasalar dahi insanlar aşağılık meslekleri kolayca kabullenecekler diyor ahir zamanda,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Yani bu çok manidardır ve hak bir dinin bozulmuş şekli olduğu buradan anlaşılıyor.

MUHABİR: Evet, iyi yayınlar diliyorum çok merak ettiğim bir konuyu size sormak istiyorum Hocam, siz İslam Birliği’nden yoğun olarak bahsettiğiniz hafta basında İslam Birliği ile ilgili haberler çıkıyor,

ADNAN OKTAR: MaşaAllah,

MUHABİR: Anne babaların çocuklarına kötü davranabileceğinden bahsettiğiniz hafta bu yönde haberler çıkıyor, fakirlere yardımdan bahsettiğiniz hafta da ilgili marketlerin açıldığını yazdılar, bütün bunlar nasıl oluyor? Semih Güneri, Ankara

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah yaratıyor, Allah bir nimet olarak bizlere bunu meydana getiriyor,

MUHABİR: Gerçekten izleyicimizin sorusuyla birilerin aklı da uyandı, gerçekten hep arka arkaya yaşadık ne kadar güzeldi, maşaAllah,

ADNAN OKTAR: Ama gerçekten hayret verici mesela Türk İslam Birliği’nden bahsediyorum yoğun olarak onunla ilgili olaylar oluyor.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Bir şey söylüyorum yoğun olarak onlarla ilgili oluyor, yani mesela şimdi dindarlara yönelecekler dedim, yani Darwinizm konusunda dindarlara yönelmeye başladılar. Yani çok şaşırtıcı,

MUHABİR: Evet, bakalım önümüzdeki günler neler getirecek bize merakla bekliyoruz. Çok değerli Hocam, acaba insan ölüp ahirete gittiğinde üzerinde ölmeden önce ki son aklı, bilgisi, ahlakı güzelliklerden zevk alma ölçüsü, anlayışı ve kavrayışı mı kalacak yoksa bütün bunlar tekrar eğitilecek mi? diye soruyor izleyenimiz. Eğer son aklı ve ahlakı kalacaksa insanın ölmeden önce nefsi var gücüyle eğitmesi gerekmez mi? Çünkü sonsuza kadar bununla yaşayacak değil midir? Demircan Akçan İstanbul’dan ulaşan izleyicimiz,

ADNAN OKTAR: Tabi ki, onun için ey şeytandan Allah’a sığınırım, ‘ey mutmain olan nefis’, diyor ‘sen Allah’tan razı olarak (yani mutmain dengeye kavuşmuş, itidale kavuşmaya) sen Allah’tan razı olarak Allah’ta senden razı olarak cennetime gir, salih kullarım arasına karış’ diyor Cenab-ı Allah. Bu ne demektir, bizim aldığımız eğitimle ahirete gideceğimiz anlaşılıyor, fakat şeytanın müdahalesi olmayacak ekstra olay budur yani. Bize mesela unutkanlık vermek, vesvese vermek gibi olaylar olmayacak, o kadar. Yoksa bu anki sevgimiz, bu anki şefkat anlayışımız, bu anki dikkatimizle gideceğiz.

MUHABİR: Evet, güncel yaşantıda zaten şeytan aktivitelerine hızlı bir şekilde devam ediyor zaten,

ADNAN OKTAR: Evet o yapar zaten vesvese verir,

MUHABİR: Sürekli,

ADNAN OKTAR: Onunla muhatap olmamak lazım,

MUHABİR: Evet, onu nasıl başaracak izleyenlerimiz, hep soruyorlar bana da yani şeytanın işi falan diyoruz böyle sohbetlerimiz içerisinde konuşuyoruz arkadaşlarımızlayken, düşünmeyeyim diyorum yani ona tam karşı düşüncenizle ortaya koyup,

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Mücadele etmeniz gerektiğinde ne yapacaklar?

ADNAN OKTAR: Şeytanın gücü zayıftır, Allah zaten Kuran’da onu belirtiyor. Salih kullarımın üzerinde senin etkin yoktur diyor Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. Yani salih kullarının üstünde etkisi olmadığına göre, samimi insanların üstünde etkisi olmadığına göre, yani tedirgin olacak bir şey yok şeytan geldiğinde git dersin gider,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: İnşaAllah,

MUHABİR: Zamanımız zannediyorum ki yavaş yavaş azalıyor, ama devam edelim. Bu arada hemen bir diğer, Rize’den bize ulaşan bir izleyicimizin sorusu, ahir zamanda cinler güzel insan suretinde zuhur edeceklerini ve onların yeteneklerinden istifa edeceğiz demiştiniz. Bu hizmeti Hz. Mehdi’ye mi yapacaklar, bir de insan suretinde zuhur edecekleri için kendilerinin cin olduğunu bilecekler mi? Konuyu biraz daha açabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Cin tabi ki kendisini bilir, ama buna insanların alışması çok önemli yani normalde çok korkarlar, yani ona yavaş yavaş insanların alıştırılması gerekiyor cinlere. Önce mesela sesine, sonra sudaki görüntüsüne alıştırılmaları gerekiyor, sonra da yavaş yavaş görüntü olarak, yani varlık olarak görülmelerine alıştırılmaları gerekiyor, yoksa çok çok ürkebilirler. Alışırlarsa Hz. Süleyman dönemindeki gibi çok rahat hizmet ederler.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Cinler çok yeteneklidir,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Ve çok çalışkandırlar,

MUHABİR: Evet, ülkemizde zaman zaman gerek hayırsever insanlarımız gerek valilik tarafından vatandaşlarımıza para, erzak vs. yardımlar yapılmakta. Ne var ki bu yardımların dağıtımı esnasında istisnasız arbede, kargaşa, ezilme tehlikesi gibi ve hoş olmayan görüntüler görmekteyiz. Bunları insanlarımıza yaşatmamak çok mu zor acaba? Çözüm olarak ne önerirsiniz? Az önce bahsetmiştik işte ücretsiz olsun,

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Yardım edelim, ama bu tip arbedeler çok fazlasıyla yaşanıyor, bunu görüyoruz,

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Bunu nasıl engelleyebiliriz?

ADNAN OKTAR: İşte hırs yapmayacak, tevekkül edecek Allah’a gönlünü bağlarsa, gönlü de çok rahat olursa hiçbir şey olmaz İnşaAllah,

MUHABİR: Evet, aslında basit çözümler var ama

ADNAN OKTAR: Evet,

MUHABİR: Bunu hep zorlaştırıyoruz galiba, yine geçtiğimiz hafta içerisinde Sefa Gürel’in bize ulaştırdığı Elazığ’dan ulaştırdığı bir soru, Adnan Bey’        e sormak istediğim hadislerde geçen Kahtani kimdir? Mehdi döneminde mi ortaya çıkacak? Mehdi ile bağlantısı nedir? Ve çıkmış mıdır?

ADNAN OKTAR: Kahtani, bence çıktı, yani Mehdi’nin zuhurunda insanların onu tanımasında, insanlara faydalı olacak bir insan topluluğu, yani müspet insan topluluğu,

MUHABİR: Evet, biz nasıl farkına varabileceğiz peki yani,

ADNAN OKTAR: Yani isim vermemiz belki gerek kalmayabilir, ama herhalde onlaRdır diyeceğiz.

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: İnşaAllah,

MUHABİR: İnşaAllah, evet bu kadar arka arkaya benzer soruları sormak istemiyorum o yüzden bakıyorum. Ben bir anneyim, bir kız çocuğum var, benim kızım Adnan Bey’in yanında olsa dünyanın en mutlu annesi olurdum. Allah sizi korusun sizden razı olsun Adnan Bey demiş Zeynep Okçu, sizi seven çok insan var, biz sizin samimi, merhametli ve anlayışlı olduğunuzu biliyoruz. Buna her zaman şahit oluyoruz. Allah size sabır ve sarsılmaz kararlılık versin. Televizyon ekranlarında nasıl biz -az önce aktaracağım ekleyeceğim, geçtiğimiz haftalarda yansıtılan bir şey vardı. Hem gazete manşetlerinde hem televizyon ekranlarında şimdi ben bir anneyim ve bir kız çocuğum var sizin yanınızda olmasından çok mutluluk duyarım diyor, ama diğer taraftan ünlü sunucumuz Sayın Hülya Avşar diyor ki, benim kızım sizin yanınızda olsa, nerede olursanız olun ben sizi bulurdum ve öldürürdüm,

ADNAN OKTAR: Çok sevimli, öldürsün de o öldürsün beni, ne istiyorsa ne yapıyorsa yapsın, ben ona kaşı hep sevgi doluyum, hep muhabbet doluyum, o ayrıca da beni öldürmez o beni çok sever öyle bir şey olmaz. Bir de ben yani zaten çocuğunu onu tanımam, bilmem de, zaten öyle bir şey de yapmam,

MUHABİR: Alkış almak için mi yapıyorlar, neden yani…

ADNAN OKTAR: Evet…

MUHABİR: Vay Hülya Avşar bak nasıl böyle böyle etti şöyle şöyle söyledi, bunun için mi yapıyorlar bunu? Yani neden?

ADNAN OKTAR: Hayır bir de niçin o çocukla tanışmak isteyim, ben yani niçin böyle bir şeye ihtiyaç duyayım, onu niye söyledi ben onu anlamadım,

MUHABİR: Beyin yıkıyorsunuz ya! Yani ailelerinden koparıyorsunuz ya! Çocukları alıyorsunuz götürüyorsunuz ya,

ADNAN OKTAR: Ama tamam da zaten benim kitaplarım var yani internetten bir çocuk zaten onu indirip okur, bilgilenir. Yani beni seviyorsa da gelir görüşür, yani bunda ne mahsur var, yani bir de niçin öyle bir bağlantım olsun, niye ona ben ihtiyaç duyum öyle bir şeye, o cümleyi niye kullandı ben onu anlayamadım,

MUHABİR: Biz de anlayamadık,

ADNAN OKTAR: Ben onu çok seviyorum, ben onun şahsını çok seviyorum, ben onun kişiliğini çok seviyorum, o çocuk yani normal zaten okuyor, araştırıyor, yani nerden bağlantı kurdu orada niçin onu söyledi onu bilmiyorum, ama öldürme lafı da laf olsun diye söyleniyor,

MUHABİR: Mecazi anlamda mı diyorsunuz? Yani şaka olsun diye mi?

ADNAN OKTAR: Şaka olarak söylemiştir yani, onun öldürmesi o anlamda bir öldürme değildir, inşaAllah

MUHABİR: Evet, inşaAllah,

ADNAN OKTAR: İnşaAllah,

MUHABİR: Evet, bakıyorum, Adnan Bey ile olan röportajlarınızı yakından takip ediyoruz, kendisini çok beğeniyoruz, çok seviyoruz toplum olarak bizleri rahatsız eden konularda kendisinden başka sesini çıkaran yok, samimiyeti, fikirleri hali tavrı mükemmel, her zaman destekçisiyiz. Size de bizlerle buluşturduğunuz için teşekkür ediyoruz, demiş Selin Akdemir İstanbul’dan bize ulaşan izleyicimiz. Genelde soruların dışında hep teşekkürler sizinle birlikte olduğumuz için teşekkür mesajları var. Bu arada bir tane hemen, ben dindar bir ailede büyüdüm, 5-6 yaşlarında iken kıyamet alametleri ile ilgili sohbetler olurdu. O zaman çok dikkatimi çekmişti ve Arif Pamuk’un Kıyamet Alametleri kitabını okumuştum birkaç kez, dünyayı da takip edince yazanları 30 yıl gibi bir sürede tüm olacağı olayların gözümün önünde olması beni çok heyecanlandırdı ve heyecanlandırıyor. Hz. Mehdi’nin kim olduğuna karşı çok derin bir hüsnü zan besliyorum, kendimce ona ve dine yardımcı olmak için çalışıyorum, Hz. Mehdi’ye tabi olmak ve emrine girmek için ne yapabilirim? Bu soruyu okursanız çok sevinirim, benim için çok önemli demiş izleyicimiz,

ADNAN OKTAR: Mehdi’ye tabi olmak şöyle, Darwinizm’e karşı mücadele etsin, sevgiyi şefkati yaysın, Kuran’ı çok iyi okusun, Allah sevgisiyle kalbi coşsun, Allah korkusuyla kalbi dolsun, bu Mehdi’ye en güzel şekilde yardım olmuş olur. Kuran’a destek olur, Resulullah’ın da beğeneceği bir tavır ama her şeyin üstünde Allah’ın rızasını kazanacağı bir tavır olmuş olur, çok güzel olur.

MUHABİR: Evet, son mailimizi de aktaralım yine Ceyhun Tagiyev Azerbaycan’dan yazmış, Hocam eğer biz Türklere maymun diyorlarsa, demek ki biz onların babasıyız, öyle ise babalarına karşı saygılı olmaları gerek, yok maymuna bir pislik gibi bakıyorlarsa demek ki özlerinde bir pislik var, çünkü maymundan emele gelmişler, valla ben böyle kendilerine alim diyenleri ve onları tebliğ edenlerin aklından hep şüphe ettim ama sayenizde inşaAllah bunların sonuna da bir şey kalmadı, Allah sizi korusun sağolun demiş, Ceyhun Tegiyev Azerbaycan’dan, farklı bir yaklaşım,

ADNAN OKTAR: Yani maymundan gelme diye bir şey yani bu Allahu alem bence bitti bu artık sade şov safhasına kaldı,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: İnsanları güldürüyorlar artık yani derslerde yani Darwinizm ile ilgili dersler komedi derslerine dönüştü, Türkiye’de hiç kimse inanmıyor şu an,

MUHABİR: Evet,

ADNAN OKTAR: Yani Celal Hoca’nın o şirinlikleri falan onlar da boş, yani onların hepsinin cevabı verilmiş konular ve çok kapsamlı cevaplarını veririm. Bunlar pek önemli şeyler değil,

MUHABİR: Evet, çok teşekkür ediyorum Hocam,

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim,

MUHABİR: Birlikte keyifli 2 saat geçirdik, önümüzdeki hafta inşaAllah

ADNAN OKTAR: İnşaAllah,

MUHABİR: Daha farklı konularla, daha ayrıntılı konularla izleyenlerimizle birlikte olacağız, çok teşekkürler,

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim,

MUHABİR: Evet sevgili izleyenler, bizler yine bugün noktayı koyuyoruz, ahir zaman sohbetlerinde Kanal 35 ekranlarında, önümüzdeki hafta yine yeniden görüşeceğiz, sizler kendinize çok iyi bakın, az sonra Balkan Rüzgârı’yla Rıfat Sayın sizlerle birlikte olacak, bizden ayrılmayın.

22 Mart 2009



  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (21 Mart 2009)  (DOC) 58 KByte
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (21 Mart 2009)  (FLV) -
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace!  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDON) (September 1, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAMONLINE.NET (July 3, 2009) (English) 
LA ENTREVISTA DE ADNAN OKTAR EN LA RADIO NACIONAL DE COLOMBIA (25 Septiembre 2009) (Español) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO AL ANSAAR (DURBAN, SOUTH AFRICA) (September 14, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY MALATYA TV (January 15, 2008) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN DÖVLƏT RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (25 Avril 2008) (Azerbaijani) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON RADIO ISLAM (JOHANNASBURG, SOUTH AFRICA) (30 October 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY 1 UMMAH FM (UK) (September 7, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON MAC'S WORLD LIVE (November 6, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY PRESS TV (IRAN) (Istanbul - September 28, 2007) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL BAGDADI TV (April 30, 2008) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL QURAN AL KAREEM RADIO OF AUSTRALIA (October 22, 2009) (ARABIC TRANSLATION INCLUDED) (Arabic) 
PRESS CONFERENCE - Istanbul August 5, 2007 (English) 
AN INTERVIEW WITH MR.ADNAN OKTAR BY TURKMENELI TV (Istanbul - April 22, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (September 4, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY KONYA TV (February 28, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY DOGU TV (February 27, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO RFA (June 14, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISRAEL NATIONAL RADIO (August 13, 2009) (English) 
MALE-FEMALE RELATIONS ON TODAY'S SOCIETY, THE CONCEPT OF MARRIAGE (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008) ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 5.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN NEVŞEHİR TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SUN TV (KONYA) RÖPORTAJI (14 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN SİVAS SİPAS TV RÖPORTAJI (2 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AYNA GAZETESİ RÖPORTAJI (8 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (7 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (19 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABDULLAH ÖZDOĞAN RÖPORTAJI (2 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN BBC RÖPORTAJI (10 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN BOSNA TV RÖPORTAJI (3 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN GOLOS GAZETESİ (KIRIM) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN IANS (INDO ASIAN HABER SERVİSİ) RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON GÖRÜŞMESİ (13 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET TELEVİZYONU) RÖPORTAJI (29 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN IRISH TIMES RÖPORTAJI (8 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV RÖPORTAJI (2 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN KADİR ÇELİK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR (22 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN KARACHI ÜNİVERSİTESİ (PAKİSTAN) İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ VİDEO KONFERANSI (12 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN KIBRIS ADA TV RÖPORTAJI (5 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KIBRIS POSTASI RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AKHABERLER İNTERNET SİTESİ RÖPORTAJI (2 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN ART TV (UŞAK) RÖPORTAJI (19 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN BUĞRA AYAN TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN RÖPORTAJI (28 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BÜYÜKHABER RÖPORTAJI (12 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ABU DHABI TV RÖPORTAJI (19 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN AFGANİSTAN AYNA RÖPORTAJI (12 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN AKŞAM GAZETESİ RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (7 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN İHA RÖPORTAJI (6 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -1- (30 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN PRESS TV (İRAN) İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ (28 Eylül 2007) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAGBLADET INFORMATION (DANİMARKA) RÖPORTAJI (7 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (21 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN CRT TV (ADANA) RÖPORTAJI (30 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN JOEL RICHARDSON RÖPORTAJI (22 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN IĞDIR TV RÖPORTAJI (28 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (21 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KIRIM GAZETELERİ RÖPORTAJI (14 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 6.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 1.Bölüm (11 Mart 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (1. Bölüm) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN VOICE OF THE CAPE (GÜNEY AFRİKA) CANLI TELEFON RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ODA TV RÖPORTAJI (25 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN NEAR FM (İRLANDA) RÖPORTAJI (25 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)