Celal Şengör, yaşamın oksijensiz ortamda solunum yapan anaerobik bakterilerle başladığını, oksijenin zamanla yeryüzünde var olduğunu ve bunun etkisiyle oksijen ile solunum yapan bakterilerin ortaya çıktıklarını iddia etmiştir. Bu, ilkel atmosferde oksijenin var olmadığı iddiasını desteklemek için yapılan bir açıklamadır. Fakat bu iddia doğru değildir.
Darwinistler hayatın başladığını iddia ettikleri dönemde hiç oksijen olmadığını, oksijenin sonradan oluştuğunu iddia ederler. Çünkü oksijenin varlığı, Darwinistlerin hayatın başlangıcı konusundaki tüm iddialarını tamamen ortadan kaldırır. Darwinistler, iddia ettikleri şekilde ilkel ortamda bir aminoasit oluştuğunda, oksijenin bunu hemen yakıp yok edeceğini bilmektedirler. İşte bu nedenle hayatın kökeni ile ilgili yaptıkları deneylerde hiçbir zaman oksijen kullanamazlar. Oksijensiz yapılan tüm deneyler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Nitekim ünlü Miller deneyi de oksijensiz ortamda gerçekleştirilmiş, Stanley Miller deneyin ardından şartların gerçek atmosfer şartlarına uygun olmadığını itiraf etmek zorunda kalmıştır.
Celal Şengör de uzun yıllar boyunca Darwinistler tarafından sürdürülen bu aldatmacaya destekçi olmuş ve oksijenin sonradan yeryüzünde var olduğu iddiasını savunmuştur. Ancak bu yanlıştır, çünkü:
-Jeolojik kazılarda yaşı 3.5 milyar yıl olan taşlar bulunmuştur. Bu dönem Darwinistlerin hayatın ilk başladığını iddia ettikleri dönemdir. Bu taşların üzerinde OKSİDE OLMUŞ DEMİR VE URANYUM birikintilerine rastlanmıştır. Burada bulunan oksijen miktarı bu dönemde Darwinistlerin iddia ettiğinin çok üzerindedir.
-Ayrıca yapılan araştırmalar aynı dönemde dünya yüzeyine Darwinistlerin tahminlerinden 10 bin kat daha fazla ultraviyole ışını ulaştığını göstermiştir. Bu yoğun ultraviyolenin, atmosferdeki su buharı ve karbondioksiti ayrıştırması ve mutlaka oksijen açığa çıkarmış olması gerekmektedir.
-Eğer Darwinistlerin iddia ettikleri gibi ilkel atmosferde oksijen olmasaydı, o zaman Dünya’yı morötesi ışınlardan koruyan ozon tabakası da olmazdı. Böyle bir durumda,çok yoğun miktarlardaki ultraviyole ışınlarına maruz kalacak olan dünya üzerinde herhangi bir organik molekülün yaşayamayacağı da açıktır. Sonuçta ilkel dünyada oksijenin var olması da olmaması da aminoasitler için yokedici bir ortam olması anlamına gelmektedir ve Darwinistlerin hayatın başlangıcı ile ilgili tüm iddialarını ortadan kaldırmaktadır.
Anatomi profesörü R. L. Wysong bu konuda şöyle der:
"İlkel atmosferde oksijen olsaydı, hayat ortaya çıkmazdı. Çünkü oksitlenme nedeniyle kimyasal öncüler imha olurdu; eğer ilkel atmosferde oksijen olmasaydı, o zaman da ozon olmazdı ve kimyasal öncüleri morötesi ışınlardan koruyacak olan ozon olmayınca da hayat ortaya çıkmazdı."[1]
miller deneyi bir sahtekarlıktır. ..evrimcilerin her yaptığı yalan aldatmaca kandırmaca ve hileden ibarettir. evrim+sahtekarlık=başıboş bir inanç
1970'lerde dünyanın ilk zamanlarındaki atmosferin, Miller'in deneyinde kullandığı metan ve amonyak gazlarını içermediği, onun yerine başlıca azot ve karbondioksit içerdiği kanıtlandı. Bu da Miller'in senaryosunu boşa çıkardı çünkü söz konusu gazlar aminoasit oluşumu için hiç de uygun değillerdi. Jeoloji dergisi Earth'de yayınlanan 1998 tarihli bir makalede bu gerçek şöyle özetleniyordu:
Bugün Miller'ın senaryosu şüphelerle karşılanmaktadır. Bir nedeni, jeologların ilkel atmosferin başlıca karbondioksit ve azottan oluştuğunu kabul etmeleri. Bu gazlar ise 1953'teki deneyde (Miller Deneyi'nde) kullanılandan çok daha az aktifler.
Miller Deneyi'ni geçersiz kılan bir diğer nokta, erken dünya atmosferinde bol miktarda oksijen olduğunun da belirlenmiş olmasıdır. Bu gerek Miller Deneyi'ni gerekse diğer kimyasal evrim senaryolarını çıkmaza sokmuştur, çünkü oksijenin, tüm organik molekülleri oksitleme özelliği vardır. Vücut içinde bu tehlike, çok özel enzim sistemleri ile önlenir. Doğada serbest halde gezecek bir organik molekülün oksijen tarafından okside edilmemesi yani yakılmaması imkansızdır.
miller deneyi bir sahtekarlıktır. ..evrimcilerin her yaptığı yalan aldatmaca kandırmaca ve hileden ibarettir. evrim+sahtekarlık=başıboş bir inanç
1970'lerde dünyanın ilk zamanlarındaki atmosferin, Miller'in deneyinde kullandığı metan ve amonyak gazlarını içermediği, onun yerine başlıca azot ve karbondioksit içerdiği kanıtlandı. Bu da Miller'in senaryosunu boşa çıkardı çünkü söz konusu gazlar aminoasit oluşumu için hiç de uygun değillerdi. Jeoloji dergisi Earth'de yayınlanan 1998 tarihli bir makalede bu gerçek şöyle özetleniyordu:
Bugün Miller'ın senaryosu şüphelerle karşılanmaktadır. Bir nedeni, jeologların ilkel atmosferin başlıca karbondioksit ve azottan oluştuğunu kabul etmeleri. Bu gazlar ise 1953'teki deneyde (Miller Deneyi'nde) kullanılandan çok daha az aktifler.
Miller Deneyi'ni geçersiz kılan bir diğer nokta, erken dünya atmosferinde bol miktarda oksijen olduğunun da belirlenmiş olmasıdır. Bu gerek Miller Deneyi'ni gerekse diğer kimyasal evrim senaryolarını çıkmaza sokmuştur, çünkü oksijenin, tüm organik molekülleri oksitleme özelliği vardır. Vücut içinde bu tehlike, çok özel enzim sistemleri ile önlenir. Doğada serbest halde gezecek bir organik molekülün oksijen tarafından okside edilmemesi yani yakılmaması imkansızdır.
s. miller deneyi yada fox'un deneylerinin bir aldatmaca olduğunu artık biliyoruz.
örneğin millerin deneyini organize eden HAROL UREY bu konuda şu yorumu yapmaktadır..
- YAŞAMIN KÖKENİ KONUSUNU ARAŞTIRAN BÜTÜN İZLER BU KONUYU NE KADAR ÇOK İNCELERSEK İNCELEYELİM, HAYATIN HERHANGİ BİR YERDE EVRİMLEŞMİŞ OLAMAYACAK KADAR KOMPLEKS OLDUĞU SONUCUNA VARIYORUZ.. ANCAK HEPİMİZİN BİR İNANÇ İFADESİ OLARAK,YAŞAMIN BU GEZEGENİN ÜZERİNDE ÖLÜ MADDEDEN EVRİMLEŞTİĞİNE İNANIYORUZ. FAKAT KOMPLEKSLİĞİ O KADAR BÜYÜKKİ NASIL EVRİMLEŞTİĞİNİ HAYAL ETMEK BİLE BİZİM İÇİN ZOR...''
UREY AÇIKÇA BİLİMSEL OLARAK DEĞİL DOĞMATİK OLARAK EVRİMİ SAVUNDUKLARINI SÖYLÜYOR.. DÜNYADKİ TÜM EVRİMCİLERDE İNANDIKLARI İÇİN DEĞİL DOĞMATİK BİR İNANÇ KRİZİNDE OLDUKLARI İÇİN BU TEORİYE İNANMATADIRLAR.. AMA ARTIK DÜNYA ESKİ DÜNYA DEĞİL İNSANLARI KANDIRMAK BU KADAR KOLAY DEĞİL. İNTERNET KİTAP VB. ÇALIŞMALAR İLE BU BİLGİLERİN KAYNAĞINA ULAŞMAK MÜMKÜN CANLILIK EVRİMCİLERİN İDDİA ETTİĞİ GİBİ İLKEL BASİT CANLILARDAN OLUŞMAMIŞ BİLİNÇLİ BİR AKIL TARAFINDAN YARATILMIŞTIR. O ÜSTÜN YARATICI TÜM GÖKLERİN VE YERİN RABBİ OLAN YÜCE ALLAH'TIR.